Sidebar

22
Pzt, Eki

Cumhuriyet gazetesi ülkemizde Türkçe yayımlanan en eski gazetedir. Siyasal duruşu ve haberciliği nedeniyle de başı sık sık yönetenlerle derde girmiştir. Yazarları suikasta uğramış, tutuklanmış, cefa çekmiştir. 1960’lardan bu yana sol muhalefet ve emekçi sınıflar için önemli gazetelerden biri olmuştur. Sahip çıkılmıştır. Bundan sonra da böyle olacaktır.

Ancak Cumhuriyet Vakfı’nda yönetim değişikliğinin gerçekleşme biçimi, yeni yönetimine seçilen isimlerin geçmişleri, yaptıkları ve hala yapageldikleri, gazetecilik meslek ve etiği konusunda endişeli olmamıza neden oluyor.

Gazetede yönetim değişiminden sonra yaşananlar, üyelerimize yönelik iftiralar bu açıklamayı zorunlu hale getirmiştir. Cumhuriyet Vakfı yönetim değişikliğinden iki gün önce yaptığımız açıklamada, çalışan haklarına yönelik saldırı ve mobbing uygulamalarına karşı uyarmıştık. Ne yazık ki haklı çıktık.

Ne yaptılar? Yeni yönetim, seçildikten bir saat sonra Murat Sabuncu’nun genel yayın yönetmenliğini ve sözleşmesini sona erdirdi. Hemen ardından Sorumlu Yazıişleri Müdürü ve DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren’i, yine üyemiz olan Yazıişleri Müdürü Bülent Özdoğan’ı görevden aldılar. Pazar günü Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ü görevden aldı, bunu da kendisine bir faks mesajıyla ilettiler. Ancak alacaklarımızı ödememek için sözleşmelerini feshetmedi, hangi göreve atandığımızı da bildirmediler. Sözleşmeler tek taraflı ağırlaştırılamaz. Bize sorulması, kabul etmediğimiz koşullarda da ya aynı koşullarda devam edilmesi ya da sözleşmenin feshedilmesi gerekir. Yeni yönetim bizi görevden almıştır ancak sözleşmemizi feshetmemiştir. Yani bir lütuf gibi dile getirdikleri “kimsenin sözleşmesine son verilmediği” iddiasının gerçek karşılığı, alacaklarımızın verilmemesi için boşlukta bırakılmamızdır.

Gazeteye uzun yıllar emek vermiş isimler, gazetenin zor zamanlarını göğüsleyenler, kumpas davası ile dört duvar arasında tutulanlar hakkında, önce dedikodu yöntemiyle sonra da açıktan “gazetenin kasasını boşalttığımız, hakkımız olmayan tazminatlar talep ettiğimiz” iftiraları ortaya atıldı. Ne yazık ki kendisini solcu, emekten yana ilan eden bazı yayın organları da bu iftiraların üzerine sorgusuz sualsiz atladı.
Mesleğimizin duayenlerinden Orhan Erinç iftiraları tane tane çürüttü. Üzerine ekleyeceğimiz bir şey yok. Eski yönetim sekiz çalışanla ikale (bozma) sözleşmesi yapmıştır. Sözleşme yapılanlar kıdemleriyle birlikte şöyledir: Murat Sabuncu (4 yıl 1 ay), Bülent Özdoğan (18 yıl), Faruk Eren (1,5 yıl), Güray Öz (23 yıl), Musa Kart (25 yıl), Önder Çelik (35 yıl), Bülent Utku (25 yıl) ve Ayşe Yıldırım Başlangıç (25 yıl). Başka da bir sözleşme yoktur.

Hesaplamalar, Basın İş Kanunu gereğince, üst sınıra tabi olmaksızın gazetecinin çalıştığı her yıl için bir aylık brüt ücreti, her yıl için 42 gün yıllık izin esasına göre kullanılmayan izin ücretleri, 3 aylık ücreti kadar ihbar tazminatı ve (gerçekte olan ve hesaplanması gerekenin altında bir) fazla mesai ücreti üzerinden gazetenin ilgili servisince yapılmıştır. 35 yıla varan kıdem süreleri olan sekiz kişi için toplam 1.653.000 lira hesaplanmıştır. İkale sözleşmesi yapılan gazetecilerin yasal hak edişleri dahil tek kuruş aldığı iddiası yalandır.

Gazetecilerin tazminat haklarını istemesini garipseyenleri, garipsiyoruz. İktidarın tazminat hakkı gaspı girişimlerini mevcut yönetimin nasıl haberleştireceğini de merak ediyoruz.

Gazetenin yeni yönetiminin tazminat hakkının gaspı eğiliminde olduğu son açıklamalardan anlaşılıyor. Mevcut yönetimdeki bazı isimlerin konudaki sicili de kaygılarımızı perçinliyor. Cumhuriyet Vakfı’nı yeni başkanı Alev Coşkun, Cumhuriyet’te çalışanlara alacaklarının ödenmemesi talimatını veren tek yönetici olarak nam salmıştır. Yeni yönetimle sorun yaşadığı halde hala gazetede çalışmayı sürdüren meslektaşlarımızın tüm haklarının verilmesi gerektiği konusunda da bir kez daha uyarıyoruz. Bu çabamız yönetimle sorun yaşamayan diğer bütün meslektaşlarımız içindir de…

Gazetede bir kavga olduğu ortada ancak bu yansıtılmak istenen “Kemalist-Liberal” kavgası asla değildir. Vakıf yönetimi, iktidarın müdahalesiyle değişmiştir. Şu anda gazetenin sahibi görünen kişi, arkadaşlarımızın aylarca tutuklu kalmasına ve yıllarca hapis cezası almasına neden olan davanın baş tanığıdır. Cumhuriyet davasının açılmasında ve böyle sonuçlanmasında rolü olanlar ödüllendirilmiştir. Gazeteciliğin yargılanmasına ihbar ve tanıklıklarıyla hizmet eden mevcut yönetimin, “Liberaller temizlendi” söylemi bu rolü gizlemek için uydurulmuştur. Kaldı ki, liberal olmak da suç değildir. Tıpkı sosyalist, Kemalist olmak gibi…

Birileri iftiracılıkla, “ele geçirdiklerinden” o kadar memnun olmalı ki, yeni iftiralarla iktidara ve onun savcılarına göz kırpıyor. Gazetede yönetim değişikliğinin ardından yer alan bazı yazılarda Cumhuriyet’in ‘kurtarıldığı’ iddia edildi. Bazıları eski çalışma arkadaşlarını FETÖ ile yeteri kadar mücadele etmemekle suçlayarak iftracılık huylarını ısrarla sürdürüyor.

Yandaş medyada ise gazete içindeki bir toplantıdan alınmış ayrıntılı rakamlar yayınlandı ve savcılar göreve çağrıldı. Gazeteyi ele geçirmenin verdiği şehvetle ihbarcılık ve muhbirliğe devam edenleri asla unutmayacağız. Her durumda teşhir etmeye devam edeceğiz. Görevden alınmış, ayrılmış ve hala çalışmakta olan üyelerimizin, arkadaşlarımızın haklarını savunmaya devam edeceğiz. Zira bu gazeteciliğe sahip çıkmanın mücadelesidir.