Sidebar

19
Prş, Eyl

İzlenme oranlarında açık ara önde olan Fatih Portakal'ın hedef alınması gazetecilere yönelik her tür baskının örneklerinden sadece biri. Mesleğin mevzilerinde gazeteciliği savunmaya çalışanlar bir avuç kaldı. Oysa gazetecilik memleket meselesi... Bu bilinçle mücadeleye devam edeceğiz.

Yeni değil, belli ki son da olmayacak. 

Başbakan olduğu dönemde de hedef aldı, gücünü pekiştirdiğinde ise  işi  "enseyi patlatmaya" kadar vardırdı. 

Gazeteci Amberin Zaman için "gazeteci kılıklı militan", "edepsiz kadın" dedi. 

Köşe yazarı Nuray Mert hakkında "Bu mertlik değil namertliktir" ifadelerini kullandı.  

Can Dündar'ın gazetecilik faaliyetini "ajanlıkla" itham etti.  

Ahmet Şık'ın kitabını "bazı kitaplar vardır ki bombadan daha tesirlidir" cümleleriyle hedef aldı.

Son olarak gazeteci Fatih Portakal'ın kimliğinin bir parçası soyadı ile alay edip, linç kültürünün canlı tutulduğu bir iklimde "hassas" kıtaları göreve çağırdı: "Haddini bil, bilemezsen bu millet patlatır enseni."

Memleket ahvali gazeteciler için artık cehennem. Yargısı adalete ihanet içerisinde gazetecileri ya tutukluyor ya da mahkemelerde süründürüyor. Bakanından bürokratına belediye başkanından polisine bütün bir iktidar aparatları gazetecileri ezilecek bir böcek gibi görüyor. 

Yalanlarla "gerçek" inşa ediliyor. Ancak Türkiye'de iktidara oy veren vermeyen herkes bu tehlike ile karşı karşıya. İktidar olmanın gücü ile inşa edilen "gerçek", yalanın rehaveti ile inşa edilen "gerçek" sınırlarına dayandı artık.  Yüzde 90 medya iktidarın elinde... Soru soran, sorgulayan gazeteciler yaygın medyadan tasfiye edildi. Ancak bu bile yetmiyor, özgüven yaratmıyor. 

İzlenme oranlarında açık ara önde olan Fatih Portakal'ın hedef alınması gazetecilere yönelik her tür baskının örneklerinden sadece biri. Mesleğin mevzilerinde gazeteciliği savunmaya çalışanlar bir avuç kaldı. Oysa gazetecilik memleket meselesi... Bu bilinçle mücadeleye devam edeceğiz.

Yoksa nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa...