Sidebar

22
Cu, Mar

Devlet-patron el ele gazetecilerin özlük haklarına, sendikal örgütlenme haklarına saldırılarını sürdürüyor.

Sendikasızlaşmanın dayatıldığı medya sektöründe, gazetecilerin sendika üyelikleri tehditlere maruz kalıyor. Patronlar “ya sendika üyeliğini geri alacaksın ya da seni işten atacağız” diye gazetecileri açlık ve haklar ikilemine sürüklüyor.

Sözcü Gazetesi’nin çalışanlarına dayatılan “sendikadan istifa et” baskısı kabul edilemez. 90’lardan bu yana gazetecilerin mesleklerine sahip çıkmalarının, editoryal bağımsızlıklarının da bir parçası olan sendikal mücadele yok denecek kadar az. Gazetecilerin örgütsüzlüğünü istismar eden patronlar sendikaların iş yerlerine girmesini istemiyor, korkuyor. Sözcü Gazetesi “kendisi için ve kendisine muhalif” tavrı ile sendikalaşma hakkını bilerek isteyerek gasp etmek istiyor. Sözcü yönetiminin Flormar patronlarından, İstanbul Havalimanı işçilerine kan ve göz yaşını reva gören patronlardan ne farkı var. Emeğin kırmızı çizgi olmadığı bütün “muhalif” patronlar bu sınavla karşı karşıyadır. Ya o gazeteyi bin bir emekle çıkaran gazetecilerin yanındadır ya da karşısında…

Sadece patronlar değil, devlet ve hükümet de gazetecilerin karşısında yer alıyor. Binlerce gazeteciyi işsiz bırakan, gazeteciliği zapturapt altına almaya çalışan iktidar, Anadolu Ajansı çalışanlarının haklarını geri alıyor. Çok önceden başlayan taşeron, düşük ücret dayatmaları, iktidar güdümündeki Medya İş Sendikası’nın “dostlar alışverişte görsün” tavrı nedeniyle daha da katmerleniyor. Dönemin devlet bakanı, şimdinin mağduru Bülent Arınç’ın AA çalışanlarına “hediyesi” olan Medya İş Sendikası çalışanların maaşlarının düşürülmesi karşısında kılını kıpırdatmıyor. Yapamaz da… Zira varlığı iktidarın varlığına armağan… AA yönetici ve müdürleri ise imtiyazlı hallerini sürdürmeye devam ediyor. İmtiyazlı olmayı reddetmeyenler bir gün ruhlarını mutlaka şeytana satar! Bu muhalif de olabilir, iktidarın beslemesi de…

Sendikalaşma anayasal bir haktır. Bu hakkın gaspı sendikaların yapısal sorunları nedeniyle de mümkün oluyor. Muhalif ya da değil, bütün patronlara karşı çalışanların haklarını savunmayan sendikal anlayışlardan artık fersah fersah uzaklaşmanın vaktidir.

Yan yana ol, sendikalı ol, DİSK Basın İş’li ol!