Sidebar

23
Cu, Ağu

Gazetecilere yönelik suikastlar, cinayetler, tutuklamalar, yargılamalar, sansürler bitmiyor. Bir 24 Ocak’ta; gazeteci Uğur Mumcu’nun katledilişinin yıl dönümünde bunları hatırlıyoruz.

Cumhuriyet'in ilk yıllarından bu zamana onlarca gazeteci katledildi. Abdi İpekçi, Musa Anter, Çetin Emeç, Metin Göktepe, Hrant Dink ve Uğur Mumcu ve niceleri…

Uğur Mumcu, 26 yıl önce bugün, arabasına konulan bir bombanın patlatılması sonucu okurlarından, meslektaşlarından, yakınlarından koparıldı. Gazeteciliğe dönük tehdidin en şiddetlisiydi…

Araştırmacı gazeteci kimliği ile öne çıkan Uğur Mumcu’nun neden öldürüldüğü 26 yıl sonra bile aydınlatılamadı. Cinayetin “İran “ bağlantısı tezi gerçeği aralamaya yetmedi.

Devlet ve çetelerin birlikteliğini, devletin kurumlarına sızmaya çalışan cemaatleri yıllar önce gündeme getiren Uğur Mumcu, bugünleri o günden gören bir gazeteciydi.

Dün olduğu gibi bugün de hakikat peşinde koşan gazeteciler zor bir dönemin içerisinden geçiyor.

24 Ocak aynı zamanda “Tehlikedeki Avukatlar Günü” olarak da anılıyor. Tam 42 yıl önce ; 1977’de  Madrid’de dört işçi avukatı katledilir.  “Atocha Katliamı” adıyla tarihe geçen bu olay savunma hakkına yönelik baskı ve şiddetin dozunun sınırsızlığını anlatıyor.

Türkiye’de gazeteciler gibi avukatlar da baskıya maruz bırakılıyor, Anayasal hakları savundukları için, yargı bağımsızlığını savundukları için, insan haklarını savundukları için öldürülüyor, tehdit ediliyor ya da hapsediliyorlar.

Gerçeğin açığa çıkmasında gazeteci ve avukatların emeği asla yadsınamaz.  Fikir ve ifade özgürlüğünü taşıması gereken bu iki meslek, adliye koridorlarında, mahkeme salonlarında, yürüyüşlerde uzun zamandır yan yana, dayanışma içerisinde…

24 Ocak’lar hem avukatlarla hem gazetecilere çok şey söylüyor. Karanlık yollar aydınlatılacak. Çünkü gazeteciler ve avukatlar ellerinde fenerlerle yürümeye devam ediyorlar.