Sidebar

13
Pzt, Tem

Bugün, Dünya Basın Özgürlüğü günü. Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü dayanılmaz biçimde daraltılmış durumda. Halen 100’ün üzerinde gazeteci, yaptığı haberler, sosyal medya paylaşımları ya da uydurulan gerekçelerle hapishanelerde. Üstelik her ay yenileri ekleniyor aralarına.

Gazeteciler hakkında açılmış davaların çetelesi bile tutulamıyor. Gazeteciler adliyelere haber yapmak için değil, ifade vermek için gidiyor.

Salgın günlerinde hapishaneleri boşaltmak için özel bir düzenleme yapıldı. Aftan gazeteci ve diğer düşünce suçlularının yararlanmaması sağlandı. Hatta Libya’da ölen bir MİT görevlisinin cenaze törenini haber yaptığı, bu konuda tweet attığı için tutuklanan 6 gazetecinin serbest bırakılmaması için tasarıya özel madde konuldu.

Salgının hapishanelere ulaştığını ve ölüm vakaları yaşandığını bizzat Adalet Bakanı açıkladı. Buna rağmen onlarca meslektaşımız, (ki tamamına yakını hükümlü değil tutuklu, yani haklarında hiçbir karar verilmemiş, yargılamaları sürüyor) ısrarla hapishanelerde tutuluyor.

Salgın nedeniyle haber yapan çok sayıda gazetecinin ifadesi alındı. Sadece haber yapan değil, sosyal medyadan espri yapanların evleri bile Terörle Mücadele polisleri tarafından basıldı. Bodrum’da yaşayan gazeteci Hakan Aygün, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın IBAN numarası vererek halktan para yardımı istemesi hakkında Twitter üzerinden espri yapması üzerine tutuklandı.

İş artık bir Saray bürokratının imar yasasını ihlal etmesiyle ilgili haber yapan gazetecilerin yargılanmasına kadar vardı.

Salgın günlerinde gazeteciler büyük bir özveriyle topluma haber ulaştırma görevini yerine getirmeye çalışıyor. Ancak medya patronları çalışanların virüsten korunması için gerekli önlemleri almaktan kaçınıyor. Hatta gazetecileri işten çıkarabiliyor.

AKP iktidara geldiği ilk günden bu yana ilk büyük operasyonlarını medyaya yaptı. Gazetelerin, televizyon kanallarının kendisine yakın işadamları tarafından alınmasını sağladı. Şu anda ülkedeki medya organlarının yüzde 98’e yakını doğrudan iktidarın kontrolünde veya ona biat etmiş durumda. Bu operasyonlar, ardından ilan edilen OHAL sırasında ve sonrasında birçok yayın organının kapatılması nedeniyle binlerce gazeteci işsiz.

İktidara biat etmeyen ve sayıları bir elin parmağına ulaşmayan televizyon kanalları RTÜK aracılığıyla yayın durdurma ve para cezalarıyla, gazeteler ise Basın İlan Kurumu aracılığıyla boğulmaya çalışılıyor. İnternet sitelerine anayasaya aykırı bir düzenlemeyle erişim engelleniyor.

Tüm bu karamsar tabloya rağmen gerçek gazeteciler haber yapmaya, gerçekleri aktarmaya devam ediyor. İşsiz kalma, yargılanma hatta tutuklanma tehditlerine rağmen işlerini yapan gazetecilerin varlığı umudumuzu artırıyor.

Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tüm halkı kendi haber alma hakkına sahip çıkmaya çağırıyoruz.

DİSK Basın-İş'ten tweetler

DİSK Basın-İş Baro başkanlarının Ankara Kuğulu Park'taki eylemini takip etmek isteyen gazeteciler yine polis tarafından engelleni… https://t.co/yt11w3rSmJ
Perşembe, 09 Temmuz 2020 12:14
DİSK Basın-İş Hrant Dink Cinayeti Davası İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye devam ediyor. Duruşmayı DİSK Basın-İş ola… https://t.co/KurfTz67m7
Salı, 07 Temmuz 2020 08:32
DİSK Basın-İş Gazeteci Sibel Hürtaş'ın işkence edilerek gözaltına alınması, üyemiz Turgut Dedeoğlu'na keyfi olarak para cezası ke… https://t.co/3HEJMCHgUB
Cuma, 03 Temmuz 2020 12:18