Sidebar

25
Prş, Nis


AKP, 7 Kasım seçimlerinin ardından halka karşı başlattığı savaşı daha da büyütme kararı aldı. "Savaşta önce gerçekler ölür" sözünü haklı çıkartırcasına önce gerçekleri yazanları hedef aldılar. "Basın özgürlüğü kırmızı çizgimizdir" dedikleri meğer gazetecilerin üzerine attıkları kırmızı çarpılarmış. 

 

Aylar önce yayımlanan, bugüne kadar bir çok baskı yapan Hasan Cemal ve Tuğçe Tatari'nin kitapları mahkeme kararı ile toplatıldı. Toplatma kararında kitabın isminin yanlış olmasına şaşırmadık, yüzlerce sayfalık kitabın yazarını yayınlanmasının ertesi günü ifadeye çağıran savcıları da biliyoruz.

Sokakta haber peşinde olanlar ise polis ve askerin sürekli hedefi. İstanbul'da muhabiri gözaltına alırken polis, "Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak" dese de bunlar bizim kısa aralıklarla yaşadığımız gerçeklik. Sadece 'Beyaz Toros'ların yerinde 'Siyah Ranger', 'Hilal bıyıklı' özel timlerin yerinde 'Esedulah timleri' var.

Son bir hafta içerisinde gazeteci Deniz Babir tutuklandı, Hasan Cemal ve Tuğçe Tatari'nin kitapları toplatıldı, Ahmet Şık'a para cezası verildi, JİNHA muhabiri Beritan Canözer gözaltına alındı, yolsuzluk iddialarını yargılayamayan yargıçlar, 17 Aralık'ın yıldönümünde gazeteci Can Dündar'ı yolsuzluklarla ilgili yazı dizisi nedeniyle yargılamaya başlıyor.

Halen 31 gazeteci, yaptığı haberler nedeniyle tutuklu veya hükümlü olarak parmaklıklar arkasında. Polis, sayıyı daha da arttırmak için her gün görevini yapan gazetecileri gözaltına alıyori televizyonların yayın kayıtlarını incelemeye alıyor. Soruyoruz peki nereye kadar?

Bu baskı ve zulmü nereye vardıracaksınız? Rol modelleriniz, meydanlarda kitap yakıyor, insanları stadlara dolduruyordu. Ama unutmayın, o yaptıkları da onları kurtaramadı. Ne sizin baskılarınız, ne de Türk-İş gibi, DİSK'i hedef gösteren sarı sendikalarınız sizi kurtarmaya yetmeyecek. Örgütlü bir halk yenilmez, tüm dostlarımızı "Artık Yeter" demek için DİSK çatısı altında örgütlenmeye çağırıyoruz.