Eleştirileri suç görenler yıllardır dava üstüne dava açtı, gazetecileri akademisyenleri hapishanelere kapattı. Kürt illerinde yaşananları haberleştirenler, "devlet yurttaşını öldürmez" diyerek susturulmaya çalışıldı. Oysa devlet içerisinde konumlanan bir grubun, iktidarı yitirmemek adına ne kadar acımasızlaşabileceğine 15 Temmuz gecesi herkes tanık oldu.

Darbeciler karşısında yürütülen hukuki ve siyasi süreç gelecek açısından önem kazanıyor. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmayan her adım ve uygulama bizleri en az darbenin yaratacağı karanlık kadar ağır bir ülkeyle karşı karşıya bırakacaktır. Bu güne kadar kontrgerilla faaliyetlerinin, darbelerin düzgün bir şekilde soruşturulmamış ve cezalandırılmamış olmasının bu yaşananların en önemli nedeni olduğunu görerek darbeyle hesaplaşılırken geçmişten çıkarılan bu derslerin de göz önüne alınması gereklidir.

Darbe girişiminin ardından yaptığımız açıklamada “Darbecilere karşı yürütülecek hukuki ve siyasi mücadele sürecinin basına yönelik yeni baskı ve kısıtlamalara vesile olmamasını temenni ediyoruz” demiştik. Darbe girişimcileri ve onlara destek verenlere karşı başlatılan hukuki sürecin hızla medyayı da kapsayacak biçimde genişletildiğine tanık oluyoruz.

Darbenin hemen ardından AKP'ye yakın sosyal medya hesaplarından darbe girişimi sonrası gözaltına alınacak gazetecilerin isimleri yayınlanmaya başladı. 15 Temmuz’dan bugüne farklı gazetelerde TV kanallarında çalışan çok sayıda gazeteci hakkında gözaltı kararı verildi. 16 televizyon, 3 haber ajansı, 23 radyo, 45 gazete, 15 dergi ve 29 yayınevi kapatıldı.

Darbecilerin ilk hedefleri arasında da basın kuruluşları vardı ve basın özgürlüğünün ne kadar gerekli olduğu bir kez daha gördük. Söz konusu kim olursa olsun, basın özgürlüğünün şaşmaz ilkelerini her durumda ayakta tutacak bir anlayışla hareket etmek öncelikli sorumluluğumuzdur. Gazetecilik mesleğinin olmazsa olmazı olan düşünce ve ifade özgürlüğünü korumak, halkın haber alma hakkı için meslek onurumuza bağlı kalarak görevimizi yerine getirmek bizlerin her durumda temel görevidir. Bu ilkelere bağlı kalarak mesleğini yürüten tüm meslektaşlarımızla dayanışmaya sürdürmeye devam edeceğiz. Geçmişte gazetecileri, akademisyenleri, aydınları ve toplumun farklı kesimlerini hedef alan hukuksallaştırılmış operasyonlar karşısında bunu savunan, buna zemin hazırlayan meslektaşlarımıza söylediğimiz üzere bizlerin yönünü ve rotasını insanlığın temel değerleri, en temel insan hak ve özgürlükleri belirlemektedir. Adalet, demokrasi, herkesin ihtiyacıdır. Ve bizler hiç kimsenin bundan mahrum bırakılmasına sessiz kalamayız.

Otokrasiye mahkum olmamak ve yaşadıklarımızın sorumlularının cezalandırılması, sürecin cadı avına dönmemesi için taleplerimizi bir kez daha dile getiriyoruz

* Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi askıya alınsa dahi, anayasa ve yasalardan kaynaklanan haklar yürürlüktedir. Bu nedenle darbe soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanan gazeteciler başta olmak üzere tüm şüpheliler için temel bir insan hakkı olan adil ve şeffaf yargılanma hakkının ve suçluluğu ispat edilene kadar herkesin masum olduğunu söyleyen masumiyet karinesi ilkesi göz önüne alınsın.

* Bugün 'terörist' ilan edilen, hakim, savcı ve güvenlik görevlilerinin yürüttüğü soruşturma ve davalar durdurulsun, tutuklu ve hükümlüler öncelikli olmak üzere hızla yeniden ele alınsın

* Darbe girişimi ve yakın dönemde yaşanan komplolar tüm ilişkileri ile soruşturulsun, mağdur edilenlerden özür dilensin

* Basın üzerindeki baskılara son verilsin. OHAL’in tanıdığı gazete kapatma, yayın durdurma ve her türlü basına yönelik sansür ve engelleme yetkisi kullanılmasın.