Sidebar

23
Pzt, Eki

Medya ülkemizde gerçekleri halka ulaştırma görevini bir yana bıraktı, egemenlerin halka karşı politikalarına rıza üretmek için var gücüyle yarışıyor. Medya analizlerinden medyanın 'Evet' için nasıl çalıştığını ve 'Hayır diyenleri nasıl görmezden geldiğini görüyoruz. Böyle bir ortamda en yetkili ağızlardan gazetecilere yönelik asılsız suçlamalar dile getiriliyor. Nasıl olsa medya geçmişi unutturur, resmi tarih yazar diye düşünüyorlar herhalde.

Cezaevindeki gazetecilerin terörist olduğu söyleniyor. Bu iddialar ilk kez dile getirilmiyor elbette. Hapisteki gazetecilerin birçoğunun iktidara muhalif kesimlerin sesi olan basın yayın organlarında gazetecilik yaptığı, gazetecilik mesleğinin gereği olan faaliyetlerin suçlamalara konu olduğu düşünülürse bugün Cumhurbaşkanı tarafından yapılan açıklama gazetecilere yönelik antidemokratik tutumun üstünü örtme çabasından fazlası değildir. Kalemiyle, fotoğraf makinesiyle, kamerasıyla halkın haber alma hakkı için çabalayan gazetecilere "terörist", "istismarcı", "hırsız" gibi ithamlarla kara çalma niyeti elbette hakikatin acı duvarına çarpacaktır. 

Unutmayın ki dün gazetecilere terörist diyenler bugün hapishanede terörist olmakla suçlanıyor. Kaçma şüphesi var diye gazetecileri tutuklayanlar, bugün yurt dışında kaçacak yer arıyor. Biliyoruz hukuk her zaman adalet getirmiyor ama yine de  hukukun en temel prensibine göre insanlar haklarında bir mahkeme kararı verilene kadar suçsuzdur. Ve kimsenin insanları önceden suçlu ilan etme veya yargı üzerinde baskı kurma hakkı yoktur.

Bir zamanlar sizlerin de dediği gibi "Basın özgürlüğü bizim kırmızı çizgimizdir", gazetecileri terörist ilan eden mahkeme kararlarına uymuyoruz ve saygı duymuyoruz.