Sidebar

28
Çrş, Haz

Referandum sonrası gazetecilere yönelik baskılar artarak devam ediyor. Tutuklu gazeteci cehennemi  Türkiye’de, şaibeli referandum sonuçları sonrası “hayır” cephesindeki gelişmeleri aktaran , 32 kez erişim engeli baskısına maruz kalan Sendika. Org editörlerinden gazeteci Ali Ergin Demirhan, 48 saattir gözaltında.  OHAL gerekçesiyle savcılık Demirhan için 7 günlük gözaltı süresi istedi. Esenler  Atışalanı Karakolu’nda tutulan gazeteci arkadaşımız “Yapılan oylama sonucunu meşru göstermemeye çalışarak sosyal medya hesaplarından yapılan eylemleri organize etme, halkı kin, düşmanlığa tahrik, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” iddiası ile gözaltına alındı.  Yüzde 49 “Hayır” diyenlerin haber olarak görülmediği, çalışmalarının merkez medya tarafından sansürlendiği bir ortamda , toplumun yarısını oluşturanların sesi olmaya çalışan  Sendika. Org sitesi de aynı gün polislerce basıldı. “Evet sonucunu meşru göstermeme” gibi suni bir suç oluşturan yargının, basın özgürlüğüne yönelik tarafgir yaklaşımını teşhir ediyoruz, basın özgürlüğünün gün gelecek onlara da lazım olacağını hatırlatıyoruz.

Oldu bittiye getirilmeye çalışılan referendum sonuçları ile ilgili itirazların, protestoların haberleştirilmesinin engellemeye çalışılığı çok açık. İzmir’de YSK protestoları sırasında haber takibi yapan Kamera Sokak kolektifi kurucularından belgeselci Kazım Kızıl ve Naber Medya muhabiri Anıl Deveci gözaltına alındı. Kızıl gece saatlerinde birlikte gözaltına alındığı 6 üniversiteliyle birlikte tutuklandı.

Diyarbakır Newroz’unda üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’un polis kurşunuyla öldürüldüğünü an be an fotoğraflayan Dihaber editorü gazeteci Abdurrahman Gök’ün evi de polis tarafından basıldı. Dört kitap ile bir derginin yanı sıra  kullanılmayan 2 telefona el konuldu.  Gök, şimdi ifade vermemesi durumunda gözaltına alınma tehdidi ile karşı karşıya. 

Referandum öncesi vereceği oyun rengini açıkladığı gerekçesiyle Doğan Grubu’ndan atılan gazeteci İrfan Değirmenci’nin evi kurşunlandı. Polisin “serseri kurşun” ihtimali üzerinde durması gazetecilere yönelik her tür saldırının “meşru” görüldüğü iklimde kaygılarımızı daha da artırıyor.

Akreditasyonları iptal edilen ya da sınır dışı edilen çok sayıda yabancı gazeteci için de Türkiye’deki baskı ortamı daha da güvensiz hale geldi.  9 Nisan’da Hatay’da gözaltına alınan İtalyan gazeteci Gabriele Del Grande hala serbest bırakılmış değil. 18 Nisan’da açlık grevine başladığı duyurulan gazeteci Muğla’da geri gönderme merkezinde tutuluyor. 

Türkiyeli ya da değil, gazetecilik faaliyetinin tamamen kriminalize edildiği bir ortamda, kamunun haber alma hakkını canları pahasına sürdürmeye çalışan bütün gazetecilere yönelik baskıların referendum sonrası daha da artacağı aşikar.  Ama gücümüzü hapishanelerde rehin olarak tutulan gazeteci arkadaşlarımızdan ve gerçeğe olan inancımızdan alıyoruz.  Susmayacağız…