Sidebar

10
Pzt, Ara

Basılmasında hukuki merciler tarafından herhangi bir sorun bulunmadığı halde bastıkları kitap ve gazetelerden dolayı tutuklu yargılanan Gün Matbaası çalışanı 21 işçiden 8’i tahliye edildi. 13 işçinin tutukluluğunun devamına karar verildi.

Özgürlükçü Demokrasi gazetesini bastığı gerekçesiyle tutuklanan ve aralarında üyelerimizin de bulunduğu Gün Matbaası çalışanlarının davası 18 Eylül Silivri’de görüldü.

Silivri hapishanesi karşısında bulunan mahkeme salonunda görülen davaya 5 Nisan’dan bu yana tutuklu bulunan işçilerin yakınları ile sendikamız Yönetim Kurulu Yedek Üyesi Alp Tekin Babaç, sendikamızın eski Genel Başkanı Ertuğrul Bilir, siyasetçiler ve basın mensupları katıldı.

Hakim işçilere “Gazeteyi neden gece basıyorsunuz?”, “Gazeteyi basarken yazılan yazılardan hiç rahatsızlık duymadınız mı?”, “Orada işe nasıl başladınız?” şeklinde soruların yanı sıra Özgür Gündem’in yayın politikasından rahatsız olup olmadıkları ile ilgili sorular sordu. İşçiler de matbaacılık dersi niteliğinde savunmalar yaptı. Matbaada çalıştıkları bölümleri ve yaptıkları işleri ayrıntılarıyla anlatan işçiler matbaada basılan kitap ve gazetelerin tamamının ISBN ve ISSN numaralı veya mevkute beyannamesi olan ürünler olduğunu ve baskı sonrasında ürünlerin gerekli kurumlara seçkiler halinde gönderildiğini belirttiler.

Gün Matbaacılık çalışanı 21’i tutuklu 22 kişinin yargılandığı davada mahkeme Necat Hızarcı, Sadettin Demirtaş, Muhammet Özkan, Mehmet Kadir Özkara, Cumali Öz, Süleyman Güneş, Kemal Daşdöğen ve Özgür Bozkurt’un tahliyesine; Cemal Tunç, Erdoğan Zemur, İhsan Sinmiş, İrfan Karaca, Kasım Zengin, Kazım Göçer, Mahmut Abay, Mehmet Emin Sümeli, Musa Kaya, Mürsel Demir, Polat Arslan ve Uğur Selman Kelekçiler'in "üzerlerine atılı suçun niteliğini göz önünde bulundurarak tutukluluk halinin devamına" karar verdi. Mahkeme heyeti, tutuksuz yargılanan Derviş Avras hakkında çıkarılan yakalama kararının beklenilmesine karar verdi. Mahkeme ayrıca tahliye kararı verdiği 8 işçi için yurtdışı yasağı koydu. Bir sonraki duruşmanın 3 Aralık günü Çağlayan Adliyesi’nde yapılmasına karar verildi.

DİSK Basın-İş temsilcisi Alp Tekin Babaç: Tutuklu işçiler sadece matbaacılık mesleğini icra ettikleri için hapiste tutulmaktadır. Yargılanan işçiler arasında sendikamızın da üyeleri vardır. Duruşma boyunca işçilerden örgüt bağlantısı kurulmaya çalışılsa da işçiler montajcılık, kalıpçılık, katlama ve kırım ustalığı, webb ofset ustalığı, tabaka ofset ustalığı, ciltçilik, bıçakçılık, paketleme işi ile ilgili mesleki bilgileri mahkeme heyetine anlattı.

Ayrıca işçilerin çoğunun ifadelerinde neden o matbaada çalıştıklarını, milliyetlerini ve dini inanışlarını ifade etmek zorunda hissetmesi işçiler üzerinde kurulan baskının göstergelerindendir. Öte yandan neden o matbaada çalıştıkları ile ilgili açıklama yapan her işçi “sigortasını yatıran ve maaşını düzgün ödeyen bir işyeri” olduğunu belirtmiştir. Bu durum matbaacılık sektöründe sigortasız işçi çalıştırmanın yaygınlığı ile ücret ödemelerindeki düzensizliği gözler önüne seren niteliktedir.

DİSK Basın-İş eski Genel Başkanı Ertuğrul Bilir: İşçilerin tutukluluk hallerinin devam etmesi hem diğer matbaacılara bir gözdağı niteliğindedir hem de bir yargı skandalıdır. Bir matbaacı bastığı ürünün içeriğinden sorumlu değildir. Yetkili mercilerden gerekli izinleri alınmış matbuatı basmak matbaacının işidir.  Verilen görevi yapmamak 4857 sayılı İş Kanunu’na göre işveren tarafından işten çıkarma gerekçesi yapılabilir.

Ayrıca tabaka ofset baskı yapılırken bir tabaka kağıtta (formada) 16 sayfa bulunur ve işçi bu sayfayı 3-4 saniyeliğine görebilmektedir. Gazete basılırken de matbaacı yazıları 3-4 saniye kadar görebilir. Bu koşullarda matbaacının basılı ürünle ilgili intiba oluşturma şansı yoktur.

Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) sendikamız DİSK Basın İş’in yaptığı bilgilendirme üzerine hakkında gözaltı kararı bulunan Sendika.org editörü Ali Ergin Demirhan için bir açıklama yayımladı. EFJ açıklamasında Demirhan’ın, 9 Haziran 2018’de Lizbon’da gerçekleştirilen EFJ Yıllık toplantısına Türkiye’den DİSK Basın İş delegesi olarak katıldığını anımsatarak kendisi hakkında suçlamaların düşürülmesini talep etti. Açıklamasında Sendika.org tarafından yayımlanan destek çağrısını da paylaşan EFJ  metninde şu ifadelere yer verildi: “Ali Ergin Demirhan, emek mücadelelerine ve yurttaşların ilgiye erişim hakkına değerli katkılarda bulunan saygıdeğer bir gazetecidir. Demirhan’ın Türkiye tarafından soruşturulması değil, korunması gerekir...”

EFJ web sitesinde yayımlanan açıklamanın orjinaline ulaşmak için tıklayınız.

EFJ’nin açıklamasının tamamı şöyle:

Türkiye: Ali Ergin Demirhan bir gazetecidir ve soruşturulması değil, korunması gerekir

Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) bugün Türkiye’deki üyesi DİSK Basın-İş tarafından 28 Haziran 2018’de (Türkiye’de emek meselelerinde uzmanlaşmış bir çevrimiçi medya portalı) Sendika.Org’nin bürosuna yönelik ve özellikle de meslektaşımız Ali Erdin Demirhan’ı hedefleyerek gerçekleştirilen polis operasyonu konusundan haberdar edilmiştir. Demirhan, Haziran 2018’de Lizbon’daki son EFJ Yıllık Toplantısı’na delege olarak katılmasıyla tarafımızdan tanınan bir kişiliktir ve Demirhan uluslararası konferanstaki başarılı katılımının ardından Türkiye’ye geri dönmüştür. Yakın tarihli basın haberlerine göre, Ali Ergin Demirhan, sadece yer aldığı çevrimiçi platformda yayımlanan yazıları ve diğer yayınlarına dayanılarak, bir yasadışı örgütün propagandasını ve “uygun olmayan sosyal medya paylaşımları” yapmakla suçlanmaktadır. EFJ, yaptığı bir açıklamada, “Ali Ergin Demirhan, emek mücadelelerine ve yurttaşların ilgiye erişim hakkına değerli katkılarda bulunan saygıdeğer bir gazetecidir. Demirhan’ın Türkiye tarafından soruşturulması değil, korunması gerekir; Türk yetkililerden Demirhan’a yöneltilen bütün suçlamaların düşürülmesini acilen talep ediyoruz” denmektedir.

Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Luis Ayala, ilk duruşması 24 Temmuz’da başlayacak olan Cumhuriyet Davası öncesinde bir açıklama yayımlayarak tutuklu gazetecilere özgürlük istedi.

Ayala, mesajıyla birlikte DİSK Basın İş’in “Gazetecilere Özgürlük İstiyoruz” yazılı tişörtünü giydiği bir fotoğrafını da paylaştı.

Haksız yere hapse atılmış gazetecilerin yanındayız

“Dünyanın tüm sosyal demokrat ve işçi partilerini kapsayan uluslararası bir örgüt olan sosyalist enternasyonal bugün Türkiye’de halkın haber alma hakkını korumaya çalışırken haksız olarak hapse atılmış gazetecilerin yanındadır” diyen Ayala, basın özgürlüğü ve haber alma hakkının tüm demokratik sistemlerin en temel direklerinden olduğunu belirtti.

Tüm gazetecilerin serbest bırakılmasını istiyoruz

Basın özgürlüğü ve haber alma hakkı olmadan demokratik bir hükümet etme biçiminin mümkün olamayacağını vurgulayan Ayala, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“İfade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün temelini oluşturan özgür basın uluslararası insan hakları beyannamesinin 19. maddesinde en temel insan haklarından biri olarak belirtilmiştir ve bu hak dünyanın tüm ulusları tarafından gözetilmelidir.”

“Biz Türkiye’de tutuklu olan tüm gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz; tutuklu gazeteciler özgürleşene kadar çabalarımız sürecektir.”

Yeni umutlarla yeni bir yıla girdiğimiz ilk saatlerde Reina’da gerçekleşen katliam sonrasında Okmeydanı’nda bir kahvede laiklik mücadelesine çağıran konuşmalar yaptığı için, sendikamız DİSK Basın-İş üyesi Ayşegül Başar bu sabah evine gerçekleşen polis baskınıyla gözaltına alındı. Kulaksız karakolunda tutulan Başar hakkında savcılığın 5 günlük gözaltı süresi verdiğini, Başar’la birlikte kahvede konuşma yapan diğer iki kişinin ise emniyet tarafından arandığını öğrendik.

Reina’da gerçekleşen katliamın sorumlusu ya da sorumluları halen yakalanamamışken kendi mahallesinde yaşayanlara laikliğe sahip çıkma çağrısı yapan genç bir meslektaşımızı gözaltına almak Emniyet güçleri ve İçişleri Bakanlığı’nın nerede yanlış yaptığını göstermektedir. Ayşegül Başar ve arkadaşlarına yönelik gözaltı uygulaması iktidarın düşünce ve ifade özgürlüğünü hiçe sayarak gerçekleri susturmak için giriştiği ve onlarca gazetecinin de haberleri nedeniyle dahil edildiği sayısız hukuki, polisiye operasyondan farklı değildir. Katliamlar karşısında suskunluğunu koruyarak kınamaktan ötesini yapmayan iktidarın laikliğe sahip çıkılmasını suçmuş gibi göstererek bu çağrıyı yapan bir gazeteciyi gözaltına almasını kabul edilmez buluyoruz.

Reina’da katledilen yurttaşlarımızın acısını yüreğimizde hissederek yakınlarına baş sağlığı diliyoruz. Üyemiz Ayşegül Başar’ın bir an önce serbest bırakılmasını istiyor, İçişleri Bakanlığı ve Emniyeti katliam karşısında tepkilerini dile getirenleri yakalamak yerine katliama zemin hazırlayan ve sorumluluğu olanları açığa çıkarma konusunda gayret göstermelerini bekliyoruz.

İktidar basın ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırılarına her gün bir yenisini ekliyor. imc TV, Hayat TV, Dicle Haber Ajansı, Jin Haber Ajansı ve daha bir çoğu arka arkaya kapatıldı. Bugün ise sıra Cumhuriyet gazetesine geldi.

Önce cemaate yakın olduğu iddia edilen yayın organları, ardından Kürt medyası ve sosyalist yayınlar son olarak da muhalif çizgisi ile bilinen Cumhuriyet gazetesi AKP'nin hedefi oldu. Darbe girişimi bahanesiyle ilan edilen OHAL, AKP'nin tüm muhalefeti baskı altına almasına yarıyor. İktidar istiyor ki, en ufak bir muhalif ses çıkmasın.

Her eylem sonrası devlet yetkililerinin ağzından eksik etmediği bir söz vardır; "Bundan kim fayda sağlıyorsa fail de o dur". Şimdi soruyoruz, 15 Temmuz'dan kim fayda sağlıyor?

Düşünce ve ifade özgürlüğü evrensel bir haktır. Haberin özgürce ulaştırılamdığı bir ülkede düşünce ve ifade özgürlüğünden de söz edilemez.

Abdülhamid taklitçilerine hatırlatalım, kanalları, gazeteleri kapatabilirsiniz, ama susturmazsınız.

Herkesi haber alma ve yayma hakkına sahip çıkmaya çağırıyoruz.

DİSK Basın-İş

Diğer Makaleler...