Sidebar

14
Prş, Kas

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) tarfaından 'Basın Kartı Yönetmeliği'nin iptali istemiyle Danıştay’ta açtığı davada Cumhurbaşkanlığı adına yapılan savunmada "Gazetecilik faaliyetinde bulunmak için basın kartı sahibi olma zorunluluğu bulunmadığını" görüşüne yer verildi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) adına Avukat Onur Can Keskin tarafından, 14 Aralık 2018’de yürürlüğe giren Basın Kartı Yönetmeliği’nin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle açılan davada, Cumhurbaşkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü Hakkı Susmaz, Danıştay 10. Daire’ye 9 sayfalık savunma dilekçesi gönderdi. Dilekçede davanın “davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu” iddiasıyla reddedilmesi talep edildi.

9 sayfalık dilekçede, “Gazetecilik faaliyetinde bulunmak için basın kartı sahibi olma zorunluluğu bulunmadığı” ifade edilerek, “Basın kartı, gazetecilik faaliyetini kolaylaştırıcı bir takım imkânlar sağlamaktadır. Daha açık bir ifadeyle, basın kartı; basın mensuplarının mesleki faaliyetlerini yürütürken daha etkin çalışmalarını, iş ve sosyal güvenlik hukukundan doğan birtakım ayrıcalıkları elde etmelerini sağlayan, hizmet damgalı pasaport uygulaması sayesinde dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan hadiseleri yakından takip etmelerini kolaylaştıran, silah ruhsatı işlemlerinde kullanılabilen, devletin üst düzey yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirilenler de dahil olmak üzere her türlü kamusal faaliyete katılma noktasında akreditasyon vazifesi gören basın mensubunu tanıtıcı mahiyette resmi bir kimlik belgesidir. Bu anlamda, yönetmelik hükümlerinin basın özgürlüğünü veya ifade özgürlüğünü kısıtladığı iddiaları gerçeği yansıtmamakta olup yönetmelik temel olarak basın kartı sahibi olmanın şartlarını düzenlemektedir.” denildi.

DİSK Basın İş olarak bir çok kez, gazetecilik yapmak için kart değil, kamera ve not defteri gerekli olduğunu dile getirmiştik. Ayrıca bir çok kez geçmişte Başbakanlık adına verilen basın kartı komisyonunda yer alan basın örgütlerine, komisyondan çekilmeleri ve karta meşruiyet katmamaları çağrısında bulunmuştuk.

Son on gün içerisinde arka arkaya 5 gazeteci saldırıya uğradı. Ergin Çevik ve İdris Özyol Antalya'da, Sabahattin Önkibar Ankara'da, Hakan Denizli Adana'da, Yavuz Selim Demirağ ise İstanbul'da saldırıya uğradı.

Peş peşe gelen saldırılar şüphesiz ki bir rastlantı değil. Bu topraklardaki ceberrut devlet anlayışının, 'Benim istemediğimi yazamazsın' anlayışının topluma yansıması, cezasızlığı doğal sonucu. Siz devlet olarak tahammül edemediğiniz her gazeteciyi hapishaneye gönderirseniz, sizin gibi düşünenler de sokakta gazeteci 'avı'na çıkar. Belki birileri gözaltına alınacak ardından serbest bırakılacak, göstermelik olarak birileri 'ceza'landırılacak. Ama asıl cezalı olması gereken düşünce iktidara hakim olduğu sürece bu faşist saldırıların arkası gelecek.

Hala anlayamadınız, bu güne kadar dövdünüz, hapsettiniz, onlarca yıl hapis cezası ile tehdit ettiniz hatta öldürdünüz. Ama olmadı, başaramadınız, başaramayacaksınız. Bu topraklarda sizin devşirme gazetecilerinizin karşısında her zaman gerçekleri yazma konusunda zalimlerden daha cüretkar gazeteciler ortaya çıktı. Çıkmaya da devam ediyor.

Sanmayın ki bu günler hep böyle geçip gidecek. Bir gün sizler de bunların hesabını vereceksiniz. 
 
 

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nde tutuklu olan gazeteci Ayşe Düzkan'ın başvurusunu değerlendiren Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Düzkan'ın açık cezaevine sevkinin yapılmasını kararlaştırdı

Özgür Gündem gazetesinin Nöbetçi Genel Yönetmenliği kampanyasına katıldığı için 1 yıl 6 ay hapis cezası verilen gazeteci Ayşe Düzkan için Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının daha önce tersi yönde vermiş olduğu kararı kaldırarak, Düzkan'ın açık cezaevine sevkinin yapılmasını kararlaştırdı. 

 

 

İsveç Yazarlar Birliği Başkanı, İsveç Pen Başkanı ve İsveç Yayıncılar Birliği Başkanı'ndan Adalet Bakanı'na gazeteci Ayşe Düzkan için mektup:

 

İsveç Yazarlar Birliği Başkanı, İsveç Pen Başkanı ve İsveç Yayıncılar Birliği Başkanları, gazeteci Ayşe Düzkan için Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'e mektup gönderdi. Mektupta 'Ayşe Düzkan’ın düzmece suçlamalarla aldığı bu cezanın, kendisinin temel ifade özgürlüğü haklarını ağır şekilde ihlal ettiğine derinden inanmaktayız.' denilerek düşünce ve ifade özgürlüğü haklarını kullandıkları için tutuklanan herkesin serbest bırakılması talep edildi. 

Adalet Bakanlığı'na gönderilen mektup şöyle;


Sayın Bakan,

Aşağıda imzasını gördüğünüz kuruluşlar olan İsveç Yazarlar Birliği, İsveç Yayıncılar Birliği ve İsveç PEN (Uluslar arası Yazarlar Birliği) olarak bizlerin, Ocak 2018’de 18 ay hapis cezasına çarptırılan ünlü yazar, gazeteci ve yayıncı Ayşe Düzkan’ın akıbeti konusunda ciddi endişelerimiz bulunmaktadır. Bizler, Ayşe Düzkan’ın düzmece suçlamalarla aldığı bu cezanın, kendisinin temel ifade özgürlüğü haklarını ağır şekilde ihlal ettiğine derinden inanmaktayız.

Türkiye’de ifade özgürlüğünün gitgide kötüleye giden durumu hepimiz için son derece endişe vericidir. Hepimiz asılsız terörizm suçlamalarıyla çok sayıda yazar ve gazetecinin hapis cezasına çaptırıldığına ciddi endişelerle şahit olmaktayız.

Düşünce ve ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun vazgeçilemez ve sorgulanamaz temelini oluşturduğuna dair sarsılmaz inancımız, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesinin 19. Maddesinde de açıkça tanınmaktadır: “Herkesin kanaat ve ifade özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, müdahale olmaksızın kanaat taşıma ve herhangi bir yoldan ve ülke sınırlarını gözetmeksizin bilgi ve fikirlere ulaşmaya çalışma, onları edinme ve yayma serbestliğini de kapsar.”

Türk yetkilileri, sırf yazılarının içeriği ya da sözde üyeliklerine dayanarak yazarları ve gazetecileri dava edip tutuklanmaya bir son veremeye çağırıyoruz.

Hem Ayşe Düzkan’ın hem de düşünce ve ifade özgürlüğü haklarını uyguladıkları için hapishanede olan diğerler tutukluların derhal şartsız olarak serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Saygılarımızla,

Grethe Rottböll, İsveç Yazarlar Birliği Başkanı

Jesper Bengtsson, İsveç Pen Başkanı

Eva Gedin, İsveç Yayıncılar Birliği Başkanı

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na bağlı Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK BASIN İŞ) 70. Olağan Genel Kurulu'nu gerçekleşti.


TMMOB Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi'nde gerçekleşen Genel Kurul'un açılışını DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren yaptı.

Eren konuşmasında açlık grevlerindeki çocukları için eylemde olan annelere, aralarında DİSK Basın İş Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Düzkan başta olmak üzere tutuklu gazetecilere selam gönderdi.

Genel değerlendirme ve örgütlenme konularının tartışıldığı kurulda daha sonra seçime geçildi.

Genel Kurul üyelerince yapılan oylamanın sonucunda Faruk Eren DİSK Basın İş Genel Başkanı olarak; Özge Yurttaş Atsız Genel Sekreter olarak; Candan Yıldız, Ali Ergin Demirhan, Tolga Balcı, Yaşar Aynacı ve Elif Akgül DİSK Basın İş Yönetim Kurulu'na; Osman Köse, Erol Aral ve Kemal Cenk Sarıoğlu Denetim Kurulu'na; Aliye Gümüş Bekler, Nazan Özcan ve Dilek Şen Disiplin Kurulu'na seçildi.

Diğer Makaleler...