Sidebar

21
Sal, Ağu

Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) sendikamız DİSK Basın İş’in yaptığı bilgilendirme üzerine hakkında gözaltı kararı bulunan Sendika.org editörü Ali Ergin Demirhan için bir açıklama yayımladı. EFJ açıklamasında Demirhan’ın, 9 Haziran 2018’de Lizbon’da gerçekleştirilen EFJ Yıllık toplantısına Türkiye’den DİSK Basın İş delegesi olarak katıldığını anımsatarak kendisi hakkında suçlamaların düşürülmesini talep etti. Açıklamasında Sendika.org tarafından yayımlanan destek çağrısını da paylaşan EFJ  metninde şu ifadelere yer verildi: “Ali Ergin Demirhan, emek mücadelelerine ve yurttaşların ilgiye erişim hakkına değerli katkılarda bulunan saygıdeğer bir gazetecidir. Demirhan’ın Türkiye tarafından soruşturulması değil, korunması gerekir...”

EFJ web sitesinde yayımlanan açıklamanın orjinaline ulaşmak için tıklayınız.

EFJ’nin açıklamasının tamamı şöyle:

Türkiye: Ali Ergin Demirhan bir gazetecidir ve soruşturulması değil, korunması gerekir

Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) bugün Türkiye’deki üyesi DİSK Basın-İş tarafından 28 Haziran 2018’de (Türkiye’de emek meselelerinde uzmanlaşmış bir çevrimiçi medya portalı) Sendika.Org’nin bürosuna yönelik ve özellikle de meslektaşımız Ali Erdin Demirhan’ı hedefleyerek gerçekleştirilen polis operasyonu konusundan haberdar edilmiştir. Demirhan, Haziran 2018’de Lizbon’daki son EFJ Yıllık Toplantısı’na delege olarak katılmasıyla tarafımızdan tanınan bir kişiliktir ve Demirhan uluslararası konferanstaki başarılı katılımının ardından Türkiye’ye geri dönmüştür. Yakın tarihli basın haberlerine göre, Ali Ergin Demirhan, sadece yer aldığı çevrimiçi platformda yayımlanan yazıları ve diğer yayınlarına dayanılarak, bir yasadışı örgütün propagandasını ve “uygun olmayan sosyal medya paylaşımları” yapmakla suçlanmaktadır. EFJ, yaptığı bir açıklamada, “Ali Ergin Demirhan, emek mücadelelerine ve yurttaşların ilgiye erişim hakkına değerli katkılarda bulunan saygıdeğer bir gazetecidir. Demirhan’ın Türkiye tarafından soruşturulması değil, korunması gerekir; Türk yetkililerden Demirhan’a yöneltilen bütün suçlamaların düşürülmesini acilen talep ediyoruz” denmektedir.

Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Luis Ayala, ilk duruşması 24 Temmuz’da başlayacak olan Cumhuriyet Davası öncesinde bir açıklama yayımlayarak tutuklu gazetecilere özgürlük istedi.

Ayala, mesajıyla birlikte DİSK Basın İş’in “Gazetecilere Özgürlük İstiyoruz” yazılı tişörtünü giydiği bir fotoğrafını da paylaştı.

Haksız yere hapse atılmış gazetecilerin yanındayız

“Dünyanın tüm sosyal demokrat ve işçi partilerini kapsayan uluslararası bir örgüt olan sosyalist enternasyonal bugün Türkiye’de halkın haber alma hakkını korumaya çalışırken haksız olarak hapse atılmış gazetecilerin yanındadır” diyen Ayala, basın özgürlüğü ve haber alma hakkının tüm demokratik sistemlerin en temel direklerinden olduğunu belirtti.

Tüm gazetecilerin serbest bırakılmasını istiyoruz

Basın özgürlüğü ve haber alma hakkı olmadan demokratik bir hükümet etme biçiminin mümkün olamayacağını vurgulayan Ayala, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“İfade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün temelini oluşturan özgür basın uluslararası insan hakları beyannamesinin 19. maddesinde en temel insan haklarından biri olarak belirtilmiştir ve bu hak dünyanın tüm ulusları tarafından gözetilmelidir.”

“Biz Türkiye’de tutuklu olan tüm gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz; tutuklu gazeteciler özgürleşene kadar çabalarımız sürecektir.”

Yeni umutlarla yeni bir yıla girdiğimiz ilk saatlerde Reina’da gerçekleşen katliam sonrasında Okmeydanı’nda bir kahvede laiklik mücadelesine çağıran konuşmalar yaptığı için, sendikamız DİSK Basın-İş üyesi Ayşegül Başar bu sabah evine gerçekleşen polis baskınıyla gözaltına alındı. Kulaksız karakolunda tutulan Başar hakkında savcılığın 5 günlük gözaltı süresi verdiğini, Başar’la birlikte kahvede konuşma yapan diğer iki kişinin ise emniyet tarafından arandığını öğrendik.

Reina’da gerçekleşen katliamın sorumlusu ya da sorumluları halen yakalanamamışken kendi mahallesinde yaşayanlara laikliğe sahip çıkma çağrısı yapan genç bir meslektaşımızı gözaltına almak Emniyet güçleri ve İçişleri Bakanlığı’nın nerede yanlış yaptığını göstermektedir. Ayşegül Başar ve arkadaşlarına yönelik gözaltı uygulaması iktidarın düşünce ve ifade özgürlüğünü hiçe sayarak gerçekleri susturmak için giriştiği ve onlarca gazetecinin de haberleri nedeniyle dahil edildiği sayısız hukuki, polisiye operasyondan farklı değildir. Katliamlar karşısında suskunluğunu koruyarak kınamaktan ötesini yapmayan iktidarın laikliğe sahip çıkılmasını suçmuş gibi göstererek bu çağrıyı yapan bir gazeteciyi gözaltına almasını kabul edilmez buluyoruz.

Reina’da katledilen yurttaşlarımızın acısını yüreğimizde hissederek yakınlarına baş sağlığı diliyoruz. Üyemiz Ayşegül Başar’ın bir an önce serbest bırakılmasını istiyor, İçişleri Bakanlığı ve Emniyeti katliam karşısında tepkilerini dile getirenleri yakalamak yerine katliama zemin hazırlayan ve sorumluluğu olanları açığa çıkarma konusunda gayret göstermelerini bekliyoruz.

İktidar basın ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırılarına her gün bir yenisini ekliyor. imc TV, Hayat TV, Dicle Haber Ajansı, Jin Haber Ajansı ve daha bir çoğu arka arkaya kapatıldı. Bugün ise sıra Cumhuriyet gazetesine geldi.

Önce cemaate yakın olduğu iddia edilen yayın organları, ardından Kürt medyası ve sosyalist yayınlar son olarak da muhalif çizgisi ile bilinen Cumhuriyet gazetesi AKP'nin hedefi oldu. Darbe girişimi bahanesiyle ilan edilen OHAL, AKP'nin tüm muhalefeti baskı altına almasına yarıyor. İktidar istiyor ki, en ufak bir muhalif ses çıkmasın.

Her eylem sonrası devlet yetkililerinin ağzından eksik etmediği bir söz vardır; "Bundan kim fayda sağlıyorsa fail de o dur". Şimdi soruyoruz, 15 Temmuz'dan kim fayda sağlıyor?

Düşünce ve ifade özgürlüğü evrensel bir haktır. Haberin özgürce ulaştırılamdığı bir ülkede düşünce ve ifade özgürlüğünden de söz edilemez.

Abdülhamid taklitçilerine hatırlatalım, kanalları, gazeteleri kapatabilirsiniz, ama susturmazsınız.

Herkesi haber alma ve yayma hakkına sahip çıkmaya çağırıyoruz.

DİSK Basın-İş

Meslektaşı Halil İbrahim Polat ile birlikte 23 Ağustos’tan Mersin’de haber takibi yaparken gözaltına alınan ve 16 gün gözaltında kaldıktan sonra serbest bırakılan Evrensel Gazetesi muhabiri Cemil Uğur, savcının karara itiraz etmesinin ardından tutuklandı. İki gazeteci Öcalan için düzenlenen nöbet eylemini takip ederken polisin eyleme saldırmasının ardından gözaltına alınmış, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Önceki gün denetim için gittiği karakolda hakkında yakalama kararı çıkarıldığını öğrenen Uğur, dün ‘örgüt üyeliği’ ve ‘örgüt propagandası’ suçlamasıyla tutuklandı.

Adana’da 28 Eylül’de yapılan ev operasyonunda gözaltına alınan Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Mehmet Anıl, “örgüt üyeliği” iddiasıyla sorgu hakimliğine sevk edildi.

Meslektaşlarımızı özgürlüklerinden mahrum bırakan bu yargı kararı, gazetecilik faaliyetinin kendisini suç haline getirme niyeti taşımaktadır. Haber takibi yapmayı örgüt üyeliği, örgüt propagandası suçu sayanlar halkın haber alma hakkını yok sayarken bir yandan da gazeteciler üzerindeki baskı ve korku kuşatmasını güçlendirmeyi istemektedir.

Meslektaşımız Cemil Uğur, Mehmet Anıl ve gazetecilik faaliyeti suç olarak gösterilen hapisteki tüm gazetecilerin serbest bırakılması talebimizi bir kez daha dile getiriyoruz. Bu ağır baskı koşullarında basın ve ifade özgürlüğü hakkı için direnmeye, mesleğimizi onurla yerine getirmeye devam edeceğiz.

DİSK Basın-İş

Diğer Makaleler...