Sidebar

23
Cu, Ağu

Cezaevindeki gazeteciler için dayanışma kampanyası – Karikatüristlere çağrı

Merhaba
Size DİSK Basın-İş sendikası adına bu mektubu yazıyorum. Adım Faruk Eren. DİSK Basın-İş sendikasının genel başkanıyım. Türkiye’de gazetecilerden matbaa işçilerine kadar uzun bir alanda örgütlenme yapan, yapmaya çalışan bir sendikayız. Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü uzun süredir ağır baskı altında, demokrasi uzun süredir budanmış durumda. 150’ye yakın gazeteci cezaevinde tutuluyor. Bunlardan biri de meslektaşınız Musa Kart.

Anlatmakta zorlandığımız bir süreç yaşıyoruz. Ama ne olursa olsun, meslektaşlarımız hapishanelerde tutuluyor. Siz karikatürcülerden şunu istiyoruz. Musa Kart ve Türkiye’de tutuklu gazeteciler için bir karikatür çizin bize yollayın. DİSK Basın-İş olarak bunları yayalım.

Meslektaşlarımızın serbest bırakılması için çeşitli kampanyalar düzenliyoruz. Bu kampanyaya siz de destek verin. Bizimle dayanışın. Etkiniz olacaktır. Dayanışma hepimizi büyütür.

Faruk Eren

DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı //

NOT: Bu çağrıyı, çevrenizle paylaşarak, yaygınlaştırmamıza yardımcı olmanızı
rica ediyoruz.
***
DİSK BASIN-İŞ Türkiye Basın Yayın ve Matbaa Çalışanları Sendikası // Broadcast
and Printing Press Workers Union of Turkey
Web: http://www.diskbasinis.org
Twitter: https://twitter.com/Disk_Basin_is
Mail: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Sözcü gazetesi yazarı Çiğdem Toker, Bayburt Grubu şirketi Şenbay Madencilik A.Ş'nin, "Tasarruf istiyorsanız metro ihalelerine bakın" başlıklı yazısı nedeniyle açtığı dava nedeniyle hakim karşısına çıktı. Şenbay madencilik'in 15 milyon TL manevi tazminat talebinde bulunduğu davaya DİSK Basın İş adına Osman Köse'de katıldı. HDP milletvekili Ahmet Şık ve CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu'da duruşmayı izleyenler arasındaydı

Duruşma eksiklerin tamamlanması için 17 Ekim 2019 tarihine ertelendi.

DİSK Basın İş Yönetim Kurulu üyesi ve sendika.org editörü Ali Ergin dün İstanbul'da gözaltına alındı. Düzenli olarak hakkındaki dava ve soruşturmaları takip ettiğini söyleyen Ali Ergin, sokakta GBT kontrolü yapan polisler tarafından 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçlaması ile gözaltına alındı.

Ali Ergin bugün adliyeye çıkartılmasının ardından soruşturma ile ilgili ifade verdi ve serbest bırakıldı.

Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 3’ü tutuklu 14 çalışanı hakkında görülen duruşmasında mahkeme heyeti kararını açıkladı. Gazetecilere 14 yıl 4 ay hapis cezası veren mahkeme, 3 kişi hakkında tahliye kararı verdi.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılarak mallarına el konulan Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 3’ü tutuklu 14 çalışanının yargılandığı davanın 5’inci duruşması İstanbul 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu yargılanan gazetenin İmtiyaz Sahibi İhsan Yaşar ve editörler Mehmet Ali Çelebi ile Reyhan Hacıoğlu duruşmada hazır bulundu. Tutuksuz gazeteciler İshak Yasul, Hicran Urun, Pınar Tarlak ve Ramazan Sola’nın hazır bulunduğu duruşmaya Mizgin Fendik SEGBİS’le katıldı.

Duruşmada ilk olarak gazete çalışanı Pınar Tarlak savunma yaptı. Tarlak, savunmasında suçlamaları kabul etmedi. Ardından savunma yapan tutuklu gazeteci Mehmet Ali Çelebi, “Adalet ayrıştırma ve kutuplaştırmanın panzehridir. İddia makamı ayrıştırıcı bir dille iddianame hazırlamıştır. Bir kurguyla iddianame hazırlanmıştır. İddianame ve mütalaada üzerime atılı suçları kabul etmiyorum. Suçlamaların hepsi gazetecilik faaliyetidir. Gazetenin bütün sayıları savcılık denetiminden geçmektedir” dedi.

Çelebi, “Yargı ve hukuk keyfiyete göre işlenebilir mi? İşlenemez. Gazetecilik rehin tutuluyor, gazetecilik hapsediliyor. Hukuk soyut iddialarla karar veremez. Gazeteciliği hapsetmek demokrasiyi hapsetmektir” dedi.

‘Sorumluluğumuz var’

Tutuklu gazeteci Reyhan Hacıoğlu da yaptığı savunmada, 15 aydır yaptıkları gazeteciliği kanıtlamaya çalıştıklarını dile getirerek, “Bizler yaptığımız haberleri yaşayan gazetecileriz. Hiçbir örgütün SGK’lı, düzenli maaşı verilen bir üyesi yoktur. Disk Basın İş üyesiyim. Bu davada siyasi bir süreç işletiliyor. Burada bulunmamızın nedeni haberlerimizin bazılarını rahatsız etmesidir” dedi.

Hacıoğlu, “Bizim topluma karşı bir sorumluluğumuz var, hakikat sorumluluğudur bu. Biz bu sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. Bunun karşılığında 15 aydır özgürlüğümüz elimizden alınmış durumda. Yaptığımız haberler gazeteciliktir, yaptığımız gazeteciliktir” diye konuştu.

Son sözleri soruldu

Savcı, mütalaasını tekrar etti. Ardından mahkeme heyeti, gazetecilere son sözlerini sordu. Mehmet Ali Çelebi, son sözünde “Basın özgürlüğü çerçevesinde faaliyet yürüttük. Basın özgürlüğünün cezalandırılmaması gerekiyor” dedi. Hicran Urun da, “Bu iddianamede gazetecilik yargılanıyor. Gazetecilik yargılanamaz” dedi. Reyhan Hacıoğlu da son sözünde “Bizler hakikat gazeteciliği yaptık. Hakikat gazeteciliği yargılanamaz” sözlerini kaydetti.

Mahkeme heyeti verdiği aranın ardından kararını açıkladı. Kararda Pınar Tarlak, Ramazan Sola ve Mizgin Pendik için beraat kararı verdi. Hicran Urun, Reyhan Hacıoğlu, İshak Yasul’a “örgüte yardım etmek” suçlamasıyla 3’er yıl birer ay 15’er gün hapis cezası verdi. Yasul’a ayrıca propaganda dan 1 yıl 6 ay 22 gün, Mehmet Ali Çelebi’ye de “yardım etmek” iddiasıyla 3 yıl 9 ay hapis cezası verdi. Gazetenin İmtiyaz Sahibi İhsan Yaşar’a da silah bulundurmaktan 10 ay hapis cezası verdi.

Mahkeme, Hacıoğlu, Çelebi ve Yaşar için tahliye kararı verdi.

Kaynak: Yeni Yaşam

Gazeteci Beritan Canözer’in Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 2’nci duruşmasında “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 7 buçuk yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istendi.

JINNEWS muhabiri Beritan Canözer hakkında "Örgüt üyeliği" suçlaması ile açılan davanın 2’nci duruşması Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya Beritan Canözer’in avukatı Resul Temur, meslektaşları ve ailesi katıldı.

JINNEWS’de yer alan habere göre, açık tanık Canan Ceylan’ın verdiği beyanın mahkeme heyeti tarafından okunmasının ardından Canözer, “Canan Ceylan’ın verdiği ifadeyi kabul etmiyorum. Ben bir gazeteciyim ve yaptıklarım gazetecilik çerçevesindeydi” dedi. Mütalaasını açıklayan savcı, “Örgüt üyeliğinde soruşturması süren Canan Ceylan, Rıfai İpek, Mehmet Salih Ateş ve Baran Aslan’ın alınan ifadeleri birbirleri ile tutarlıdır. Örgüt üyesi olduğu, örgüt içinde faaliyet yürüttüğü, örgütün üst düzey yöneticilerinin emir ve talimatlarıyla hareket ettiği” gerekçesiyle Canözer’in TCK 314/2 ve TMK 5’inci maddesi uyarınca 7 buçuk yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle cezalandırılmasını istedi.
Mahkeme heyetinin sunduğu mütalaayı kabul etmeyen Canözer, ek süre verilmesi talebinde bulundu.

Ardından savunma yapan Avukat Resul Temur, tanık Canan Ceylan’ın örgüt üyeliğinden 3 yıl cezaevinde kaldığını ve bu esnada etkin pişmanlık yasasından faydalandığını kaydetti. Resul, “Canan Ceylan 186 kişi hakkında beyanda bulundu. Rıfat İpek’in de müvekkil hakkında beyanları vardır. Mahkumiyet istenildiğine göre iki tanığın yapmış olduğu tüm teşhislerin ve vermiş oldukları ifadelerin dosya arasına alınmasını istiyoruz. Dosya failsiz cinayet dosyalarına benziyor. Müvekkilin örgüt üyeleriyle röportaj yaptığı ifade ediliyor. Ancak ortada yaptığı röportajlar yok. Beyanlar hakkaniyete aykırıdır. Dosyada röportaja ilişkin delil yok” dedi.
Verilen kısa aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tanıkların tüm teşhis ve beyanlarının dosya arasına alınmasına ilişkin talebin dosyaya yenilik katmayacağı gerekçesiyle reddederek mütalaaya karşı savunmaların yapılması kapsamında ek süre vererek duruşmayı Ekim ayına erteledi.

Diğer Makaleler...