Sidebar

14
Pzt, Eki

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün hazırladığı iş yerinde cinsel şiddet ve tacize karşı ilk küresel sözleşme kabul edildi.

Birleşmiş Milletler'e bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), çalışma hayatında şiddet ve tacizi engellemeyi amaçlayan ilk küresel sözleşmeyi kabul etti. Sözleşmenin hazırlanmasında kadınların sosyal medyada cinsel tacize karşı başlattığı #MeToo (Ben de) kampanyasının önemli rolü oldu.

DW Türkçe'de yer alan habere göre, ILO’nun İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılan Yıllık Çalışma Konferansı’nın son gününde kabul edilen sözleşme için oturum başkanı Jean-Jacques Elmiger "tarihi bir an" ifadesini kullandı. 10 Haziran'da başlayan konferansta ILO, dünyadaki iş standartlarını belirlemek ve daha iyi bir iş ortamı yaratabilmek için 187 ülkeden hükümetlerin yanı sıra işverenleri ve işçi örgütlerini bir araya getirdi.

İşyerinde özellikle kadınların cinsel taciz ve saldırı mağduru olduğunu vurgulayan ILO Genel Direktörü Guy Ryder "Bu adımın atılmasının zamanı gelmişti. (Sözleşme) Dünya'nın dört bir yanında iş yerinde çalışan insanlar açısından büyük bir fark yaratacak" dedi. Sözleşmedeki standartlar, herkesin şiddet ve tacizden arındırılmış bir çalışma hayatı hakkına sahip olmasını amaçlıyor.

Çalışanları iş yerinde şiddet ve tacize karşı korumayı hedefleyen sözleşmede, aktivistlerin tüm çabalarına rağmen LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel ve transgender) bireylere özel atıfta bulunulmadı. Konunun devletler arasında oldukça tartışmalı olduğuna işaret eden Ryder geniş çaplı bir uzlaşma sağlanabilmesi amacıyla "tehlike altındaki gruplar" ifadesinin tercih edildiğini belirtti.

Sözleşme uyarınca hem özel sektör, hem kamu çalışanları şiddet ve tacize karşı koruma altına alınacak. Çalışanlar ayrıca, iş yeri ve ev arasındaki yolculukları sırasında da yine sözleşme uyarınca koruma altında olacak.
Üye devletler tarafından imzalanan sözleşmenin ulusal düzlemde bağlayıcı olabilmesi için ilgili devletler tarafından onaylanması gerekiyor.

PEN Yazarlar Birliği tutuklu gazeteci Ayşe Düzkan için acil eylem çağrısı yaptı. PEN’den yapılan açıklamada “Uluslararası PEN, Ayşe Düzkan’ın sadece ifade özgürlüğü kullandığı için tutuklandığına inanıyor ve onun derhal koşulsuz serbest bırakılması için çağrı yapıyor” ifadelerini kullandı.

Mezopotamya Ajansı muhabiri Seda Taşkın yaklaşık beş aydır tutuklu bulunduğu Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildi.

"Günlerin bugün getirdiği baskı, tutuklama ve sansürdür"

3 Mayıs "Dünya Basın Özgürlüğü Günü" vesile olsun dedik…

Gazetecilerin neden özgür olmadığını hatırlatmak için…

Medyanın sermaye ve ideolojik yapısındaki tekelleşme nedeni ile, olan ile olması gereken gazetecilik arasındaki makas açılıyor. Makas açıldıkça işsiz gazetecilerin, tutuklu gazetecilerin, yargılanan gazetecilerin ve sansürlenen haberlerin sayısı artıyor.

Eski Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının yeniden hapishaneye girmesi Türkiye'deki gazeteciliğin haline dair çok şey söylüyor.

"Dünya Basın Özgürlüğü" gününde emeği daha da değersizleşen gazetecileri, örgütsüz bırakılan, esnek çalışmaya zorlanan medya çalışanlarını, her türlü baskı ve sansür karşısında "direnen" gazeteciliği bir kez daha hatırlatmak, basındaki baskıları derlediğimiz 2018 Almanağı'nı tanıtmak için sizleri basın toplantımıza davet ediyoruz.

Tarih: 3 Mayıs Cuma

Yer: Makine Mühendisleri Odası-Taksim

Saat: 11.00

DİSK Basın-İş meslek örgütlerini de aralarında bulunduğu on kurum ile birlikte Türkiye'de gazetecilik paneli düzenliyor. 13 Mayıs Pazar günü yapılacak olan toplantı Taksim'de Gönen Otel'de gerçekleşecek.

DİSK Basın İş, Uluslararası Af Örgütü, ÇGD,Basın Konseyi, Article 19, RSF, CPJ, Uluslararası PEN ve Ben Gazeteciyim inisiyatifi tarafından düzenlenen panel saat 10:00 da başlayacak. 

Diğer Makaleler...