Sidebar

22
Pzt, Eki

Sendikamızın çağrısıyla gazeteciler ve emek-meslek örgütlerinin temsilcileri basın özgürlüğünü mücadelesinin olanaklarını tartışmak üzere bir araya geldi. Forum şeklinde gerçekleşen toplantıda basın-ifade özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı mücadelelerini büyütecek öneriler getirdi. Forumda alınan kararlar bir sonuç metniyle kamuoyuyla paylaşılacak.

Saray iktidarının basın ve ifade özgürlüklerine yönelik saldırıları ve Özgür Gündem Nöbetçi Yayın Yönetmenliği çalışmasına katılan gazetecilerin yargılanmasına karşı üç günlük “Basın Özgürlüğü İçin Dayanışma Buluşması” düzenleyen sendikamız bu kapsamda bir buluşma gerçekleştirdi.

21 Eylül Çarşamba günü Taksim’deki Aynalı Geçit Toplantı Salonu’ndaki foruma gazetecilik emek-meslek örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda gazeteci katıldı.

Moderatörlüğünü Yönetim Kurulu üyemiz Ayşe Düzkan’ın üstlendiği forumda gazeteciler iktidarın baskılarına karşı mücadelenin yöntemleri ve araçları üzerine tartışmalar yürüttü.

Forumun açılış konuşmasını yapan Genel Başkanımız Faruk Eren, Çağlayan Adliyesi’nde üç gün boyunca görülen Nöbetçi Yayın Yönetmenliği, Dündar-Gül ve Oda TV davalarına dikkat çekerek adliyelerin tüm mesailerini gazetecilere ayırır hale geldiğini söyledi. Baskıları durdurmak için yeni yöntemler geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Eren, “Türkiye durumunu belirten bir deklarasyon ilan edelim. Ülkeye ve dünyaya yaşananları gösterelim” önermesinde bulundu.

KESK/Haber-Sen İstanbul 5 Nolu Şube Başkanı Engin Başçı, KESK üyelerine yönelik saldırılara karşı yürütülen mücadelenin gazetecilerin mücadelesinden farksız düşünülemeyeceğini söyledi. Başçı, “Sorun ifade özgürlüğü sorunudur. Alana çıkmaksa alana çıkmak, adliyede sorunları paylaşmaksa paylaşmak ama dayanışmayı büyütmek gerekir. Başka çaremiz yok” dedi.

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş ilk defa bir iktidarın her görüşten gazeteciyi hedef aldığına tanık olduklarını, buna karşı hiçbir görüş ayırt etmeksizin tüm gazetecilerin savunulması gerektiğini belirtti. Güneş, tüm meslektaşlarıyla dayanışma içinde olma ve bu dayanışmayı görünür kılmanın öneminden söz etti.

TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, darbe girişimi sonrasında 3 bin civarında gazetecinin işsiz kaldığına dikkat çekerken, dışarıdaki gazetecilerin de özgür olmadığını ifade etti.

Gazetecilerden mücadeleyi büyütecek, sesi güçlendirecek öneriler

Kapatılan Özgür Gündem gazetesinin eski Eş Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol davalarda salonları doldurmanın ve kamuoyu yaratmanın kararları etkilediğini dile getirdi. Aykol, yazılacak ortak metinlerin uluslararası kuruluşlara iletilmesi gerektiğini ancak bununla sınırlı kalmayarak sivil itaatsizlik eylemlerine geçilebileceğini kaydetti.

Evrensel gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat gazetecilerin gözaltına alınmasıyla mesleğin itibarsızlaştırıldığının altını çizdiği konuşmasında gözaltı anlarında hızlı refleksler gösterilmesi ve sosyal medyanın daha etkin kullanılması önermelerinde bulundu.

Gazeteci Elif Ilgaz Peri haber alma özgürlüğünün iyi yansıtılmadığını belirterek örgütlenmenin önemine atıf yaptı: “Dokunsak yanacağız dönemindeyiz. Sendikal anlamda örgütlülük sağlamamız gerekiyor. Yapısal bir sorun olduğunu görüyorum. Gazetecilerin örgütlenme problemi olduğunu görüyoruz. Her gazetecinin sendikaya üye olması gerekiyor.”

 

Agos Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan da tüm örgütlerin içinde olduğu bir platformun Çağlayan Adliyesi’nde bilgilendirme açıklaması yapması gerektiğini, haftada bir tutuklu gazetecilerin durumlarına ilişkin bilgilendirme yapılmasının ihtiyaç olduğunu, böylece daha önce eylemlere katılmayan gazetecilerin de sürece dahil edilebileceğini ifade etti.

Gazeteci Celal Başlangıç ise gazetecilerin açlık grevine girmesini önerdi, “Toplumun değişik kesimlerinin de haber alma hakkı için buna katılması gerekir. Bunu yaygınlaştıramazsak yalnızlaşırız” dedi.

Son olarak gazeteci Ayşe Yıldırım söz aldı. Yıldırım, “Sayımız az ama sesimizin gür çıktığı alanlarımız var. Sosyal medya, haber nöbeti ve nöbetçi yayın yönetmenliği güçlü olduğumuz pratiklerdir. Bunları uluslararası alana yayalım. Haftada bir, bir ülkeden gazeteci gelip nöbet tutar. Uluslararası bir sempozyum da bunu güçlendirebilir” dedi.

Forum alınan kararların katılımcılar tarafından değerlendirilmesiyle sona erdi.

Kaynak: Sendika.org, DİHA

Özgür Gündem ile dayanışma için gerçekleştirilen Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği çalışmasına katılan gazetecilerin yargılanmasına Ayşe Düzkan ve Ragıp Duran ile başlandı. Gazeteciler, gazetecilik meslek örgütlerinden temsilciler ve Düzkan’ın Feminist arkadaşları Çağlayan’daydı. Düzkan “Bir gün savaş çığırtkanları ve suçluları yargılanacak” derken, konuşmalarda basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı mücadelesinin sürdürüleceği vurgulandı

Özgür Gündem gazetesiyle dayanışmak için gerçekleştirilen Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği çalışmasında bulundukları gerekçesiyle haklarında dava açılan gazetecilerin yargılanmalarına başlandı. Hakim karşısına ilk çıkan sendikamız yöneticisi Ayşe Düzkan ve Ragıp Duran oldu.

Duruşma öncesinde sendikamız DİSK Basın-İş, TGS ve TGC’nin çağrısıyla bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya Düzkan ve Duran’ın gazeteci dostları, EFJ temsilcisi Mehmet Köksal ve EFJ ve FİJ temsilcisi Barry White, Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, Sine Sen Genel Başkanı Zafer Ayden, HDP İstanbul ileşbaşkanı Doğan erbaş ve “Ayşe Düzkan Mor Çizgimizdir” diyen çok sayıda feminist katıldı. Davayı HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da izledi.

“Bir gün savaş çığırtkanları ve savaş suçluları yargılanacak”

 

Açıklamada ilk sözü Ayşe Düzkan aldı. Ölüm yıldönümü olan Kürt gazeteci ve aydını Musa Anter’i anan, Kadri Bağdu’nun da aralarında olduğu Kürt gazetecilere yönelik saldırıları hatırlatan Düzkan; “Bu insanların sesini duyurmak için buradayız. Barış ve kardeşlik talepleri bu ülkenin parçasıdır. Kürtler adil barış istiyor. Barış olmadıkça, 20 yaşındaki çocuklar askere gidip ölmeye devam edecek” dedi.

Egemen medyadan savaşı destekleyen diline ve tutumuna dikkat çeken Düzkan, “Bir gün bizim gibi barış isteyenler değil, savaş çığırtkanları ve savaş suçluları yargılanacak” diyerek konuşmasını tamamladı.

 

Düzkan’ın ardından açıklamaya katılan kurum temsilcileri kısa konuşmalar gerçekleştirdi. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) adına Barry White sadece Düzkan ve Duran’ın değil, gazeteciliğin yargılandığını söyledi, “Gazeteciliğin görevi doğruyu söylemek, adaleti savunmaktır “ dedi.

Sendikamız Genel Başkanı Faruk Eren, “Dayanışmanın suç olmadığını göstermek, basın özgürlüğünü, demokrasiyi ve halkın haber alma hakkını savunmak için buradayız” diye konuştu.

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş gazetecilerin OHAL mağduru olduğunu ifade ederken, TGS Genel Başkanı Uğur Güç ise gazetecilerin tutuklanmadan yargılanmaları gerektiğine dikkat çekti.

DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu ise şöyle konuştu: Bir iktidar iki şeyden korkuyorsa, sonu gelmiş demektir; birincisi türküler, ikincisi gerçekler. Siyasi iktidar bugün her ikisinde de korkuyor. Tam da bu nedenle gerçekleri baskı altına almaya çalışıyor, gerçeklerin halka ulaşmasını engellemek için de gazetecileri baskı altına alıyor. Ama biz biliyoruz ki bu halkın gazetecileri, namlunun ucunda da olsalar, hapiste de olsalar gerçekleri halka ulaştıracaklar.

 

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu Özgür Gündem’in hiç kimsenin yazmadığı haberleri yazdığını ve bu nedenle hedef haline getirildiğini ifade edip başbakana “Savaş suçu işleyenleri yargılamazsan bu suça ortaksın” diye seslendi.

HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğluda Özgür Gündem’in bu ülkede ifade özgürlüğünün turnusol kağıdı olduğunu dile getirdi, herkes ve basın özgür olana kadar boyun eğmeyeceklerini kaydetti.

İnan Kızılkaya: “Ağır tecrit altındayız”

Duruşmaya Özgür Gündem’in tutuklu genel yayın yönetmeni İnan Kızılkaya da getirildi. Kızılkaya ağır tecrit altında olduklarını, duruşmaya getirilirken çıplak aramaya maruz bırakıldıklarını belirtti.

Mahkeme heyeti davanın diğer Özgür Gündem dayanışma davalarıyla birleştirilerek 15 Aralık tarihine ertelenmesine karar verdi.

Türkiye’de OHAL sürecinde basına yönelik baskılar hız kazanmakta. Gazeteler kapatılırken gazeteciler soruşturmalar, davalar, gözaltı ve tutuklamalarla hareketsiz kılınmak istenmektedir. Son olarak Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışma amacıyla başlatılan “Nöbetçi Eş Genel Yayın Yönetmeni” kampanyasına katılan onlarca gazeteci, aydın ve yazara soruşturma ve davalar açılmaktadır. Hakkında dava açılanlar arasında sendikamız Genel Başkanı Faruk Eren ve Yönetim Kurulu üyemiz Ayşe Düzkan da bulunmaktadır.

DİSK Basın İş olarak basın ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırılar karşısında basın meslek örgütleri ve gazetecilerin yan yana geldiği bir buluşma çağrısı yapıyoruz. Darbe ve OHAL koşullarında basın emekçilerinin demokrasi ve basın özgürlüğü için dayanışma olanaklarını tartışmak üzere aşağıda bilgilerini verdiğimiz buluşmaya gazetecilerin, basın meslek örgütü temsilcilerinin katılmasını hedefliyoruz. Forum şeklinde gerçekleşecek bu buluşmada basın emekçilerinin gerçek bir demokrasi için taleplerinin ve önerilerinin yer aldığı bir sonuç metnini kamuoyuyla paylaşmayı diliyoruz.       

Basın Özgürlüğü İçin Dayanışma Buluşması

Tarih: 21 Eylül Çarşamba 2016

Saat: 17.00

Yer: Aynalı Geçit Toplantı Salonu (Meşrutiyet Caddesi, Avrupa Pasajı Kat: 2 Galatasaray / Beyoğlu)

Yargılanan ilk nöbetçi yayın yönetmeni feminist gazeteci yazar Ayşe Düzkan olacak. 20 Eylül'deki davanın ardından gazeteciler davalar ve devam eden soruşturmalar için haftada birkaç kez adliyeye gitmek zorunda kalacak.

Kürtçe yayan yapan Azadiya Welat gazetesinin Diyarbakır’daki merkez ve dağıtım bürosu polis tarafından basıldı. Ofiste yapılan aramanın ardından burada bulunan 25 kişi gözaltına alındı, telefonlarına ve kimliklerine el kondu.

Gazetenin imtiyaz sahibi Ramazan Ölçen, dağıtımdan sorumlu arkadaşlarının gözaltına alınmasının kendilerini yıldıramayacağını, gerekirse editörlerin dağıtımı üstleneceğini açıklarken gözaltına alınanlardan Mehmet Akgün’ün eşi Beritan Akgün, “Onları alsanız da görevi biz devralırız,” dedi.

DİSK Basın-İş olarak Azadiya Welat gazetesine yönelik baskıları kınıyor, bunun basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yönelik bir saldırı olduğunu ifade ediyoruz. Ayrıca meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu belirtiyor ve gözaltına alınan gazetecilerin bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Diğer Makaleler...