Sidebar

23
Cu, Ağu

Türkiye basını, bugün en karanlık günlerinden birini yaşadı. Adliyeler gazetecilerin yargılanması mesaisine devam ederken bir yandan da hakkında kapatma kararı verilen TV ve Radyolar polis baskınlarıyla bir bir kapatıldı. Kapatma kararını zor kullanarak uygulayan iktidar, hiçbir aykırı sese, en ufak muhalefete tahammül edemediğini bugün mühürlenen reji odalarıyla bir kez daha gösterdi. Kapatmalarla birlikte iktidarın darbe rüzgarı ile yelkenlerini şişirip idealindeki otokrasiye hızla yol aldığını görüyoruz.

Bugün sabah saatlerinde Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma kampanyasına katılan ve nöbetçi genel yayın yönetmenliği yapan Celal Başlangıç, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Bu ay aynı kampanyaya katılan 6 gazeteci ve aydın daha yargılanacak.

OHAL’den aldığı güçle iktidar tarafından kapatılan İMC TV, Hayatın Sesi TV ve Özgür Radyo’nun yayınları ise polis baskınlarıyla durduruldu. TV kanallarının reji odaları mühürlenirken tüm mallarına da devlet tarafından el konuldu. Özgür Radyo’ya düzenlenen baskın sırasında radyonun 20 çalışanı polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı.

Hapishaneler gazetecilerle dolu, onlarca gazeteci her gün adliye koridorlarını arşınlıyor. Ama yetmiyor, radyo ve TV kanalları kapatılıyor, uydudan yayın yapması engelleniyor, Kapılara kilit vurulmak isteniyor. Her gün onlarca internet sitesi, sosyal medya adresi için erişim yasaklama kararı veriliyor. İktidarın tehditleri nedeniyle sosyal medya hesapları iptal ediliyor. Gazetecilere devlet tarafından verilen kartlar iptal ediliyor, devlet eliyle verilen gazete ilanlarının parası ödenmiyor.

AKP ne istiyor? AKP medyayı yürüttüğü toplum mühendisliğinin en önemli aracı olarak görüyor. Yaptıkları için yalanlarla, dezenformasyonlarla rıza üretmeye çalışıyor. Gerçeklerin duyulmasını istemiyor. Medyanın pembe gösteren gözlük olmasını, gazetecilerin saray için resmi tarih yazan vaka-i nüvisler olmasını istiyor.

Bir kez daha söyleyelim. Teslim olmayacağız, kazanamayacaksınız.

Her ihtiyaç bir araç yaratır. Siz kapattıkça, engelledikçe yeni araçlar bulacağız. Haberleri duvarlara yazacağız, cep telefonundan yayın yapacağız, meydanlarda haberlerimizi yüksek sesle okuyacağız. Ama gerçekleri halka ulaştırmaya devam edeceğiz.

DİSK Basın-İş

Ürdün'ün başkenti Amman'da silahlı saldırıya uğrayan gazeteci-yazar Nahed Hattar'ın hayatını kaybettiği belirtildi.

AA'nın haberine göre Ürdün resmi haber ajansı PETRA'da yer alan habere göre, başkent Amman'ın şehir merkezinde yer alan Adalet Sarayı'nın önünde silahlı bir kişinin saldırısına uğrayan Hattar olay yerinde yaşamını yitirirken, saldırgan emniyet güçleri tarafından gözaltına alındı.

Ürdün Emniyet Genel Müdürlüğü Basın İdaresi'nden yapılan yazılı açıklamada, "Silahlı bir şahıs, sabah saatlerinde Adalet Sarayı'na duruşma için gelen gazeteci-yazar Nahed Hattar'a üç el ateş açtı. Hastaneye kaldırılan Hattar, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı" denildi.

Açıklamada, saldırganın emniyet güçleri tarafından gözaltına alınarak sorguya alındığı aktarıldı.

Gazeteciler Sendikasında Açıklama

Ürdün Gazeteciler Sendikası Başkanı Tarık el-Mumini, yaptığı açıklamada, olayı şiddetle kınadıklarını dile getirerek, düşünce farklılıkların bu aşamaya ulaşmasının kabul edilemeyeceğini vurguladı.

Fetva Dairesinden Açıklama

Ürdün Fetva Dairesi, gazeteci-yazar Nahed Hattar'ın silahlı saldırı sonucu öldürülmesini kınayarak, İslam dininin söz konusu saldırıdan uzak olduğunu belirtti.

Ürdün Fetva Dairesi'nden yapılan yazılı açıklamada, "Rahmet, adalet ve hoşgörü dini olan İslam insan canına yönelik saldırıya izin vermiyor. Aynı şekilde şahısların kendilerini hakim olarak görüp insanları hesaba çekmesini de engelliyor. Çünkü bu durum, toplumda kaosa, bozulmaya ve toplum fertleri arasında fitne çıkmasına yol açar" denildi. "Ürdün toplumuna, bütün din mensupları ve kesimleriyle teröre karşı Haşimi yönetiminin arkasında birlik olma" çağrısı yapılan açıklamada, "İslam dini bu çirkin saldırıdan beridir" ifadelerine yer verildi.

İhvan'dan Açıklama

Müslüman Kardeşler Teşkilatı'nın (İhvan) siyasi kanadı İslami Çalışma Cephesi'nden (İÇC) yapılan yazılı açıklamada, "Partimiz, yazar Hattar'ın hayatını kaybetmesine neden olan saldırıyı kınıyor. Kanunların ihlal edilmesini, yargı ve güvenlik kurumlarından rol çalınmasını kabul etmiyoruz" ifadeleri kullanıldı.

Ne Olmuştu?

Ürdün makamları, 13 Ağustos'ta sosyal paylaşım sitesi Facebook sayfasında İslami değerlere ve Allah'a yönelik hakaret içerikli paylaşımları üzerine "ırkçı ve mezhep kışkırtması" suçlamasıyla gözaltına alınan Hattar'ı kefaletle serbest bırakmıştı.

Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak için yapılan Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği çalışmasına katılan gazetecilerin yargılanmasına Genel Başkanımız Faruk Eren ile devam edildi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma öncesinde meslektaşlarımız ve meslek örgütlerinin temsilcileriyle Çağlayan Adliyesi önündeydik.

Davayı izlemek üzere TGC Genel Başkanı Turgay Olcayto, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGS Genel Başkanı Uğur Güç, DİSK Genel Başkanı Kani Beko, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, DİSK’e bağlı Sine Sen, Cam Keramik İş ve Gıda İş sendikalarının yöneticileri, KESK İstanbul Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Fadime Kavak ve bu cumartesi 600. defa buluşacak olan Cumartesi Anneleri Çağlayan’daydı.

Yağmur altında kısa bir konuşma yapan Eren, “Demokrasi ve basın özgürlüğü için buradayız, bir aradayız” dedi.

DİSK Genel Başkanı Kani Beko, “Basının ifade özgürlüğü Anayasa teminatı altında olmasına rağmen, bugün bu arkadaşlarımızın ifadeye çağrılması ve duruşmada ifade vermesini Anayasa ihlali olarak görüyoruz” derken bundan sonra da gazetecilerle dayanışmayı sürdüreceklerini kaydetti.

Cumartesi Anneleri’nden Hanife Yıldız ise gazetecilerin özgürlük arayışı ile kendilerinin adalet arayışının birbirinden farklı düşünülemeyeceğini belirtti, “Özgür basını engelleyerek bizim de sesimizi kısmaya çalışıyorlar. Nasıl onlar bizim yanımızdaysa, biz de onların yanındayız” dedi.

Açıklamanın ardından duruşmaya geçildi. Mahkemede Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün çok sefil durumda olduğunu söyleyen Eren, 100’den fazla gazetecinin hapiste olduğunu, gazetecilerin her dönemde katliama maruz kaldığını, Özgür Gündem’in bu tarih içerisinde özel bir anlamı olduğunu söyledi. “Çalışanları öldürülmüş, kendisi kapatılmış olan Özgür Gündem ile dayanışma halindeyim” dedi. Dava 25 Ekim tarihine ertelendi.

Sendikamızın çağrısıyla gazeteciler ve emek-meslek örgütlerinin temsilcileri basın özgürlüğünü mücadelesinin olanaklarını tartışmak üzere bir araya geldi. Forum şeklinde gerçekleşen toplantıda basın-ifade özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı mücadelelerini büyütecek öneriler getirdi. Forumda alınan kararlar bir sonuç metniyle kamuoyuyla paylaşılacak.

Saray iktidarının basın ve ifade özgürlüklerine yönelik saldırıları ve Özgür Gündem Nöbetçi Yayın Yönetmenliği çalışmasına katılan gazetecilerin yargılanmasına karşı üç günlük “Basın Özgürlüğü İçin Dayanışma Buluşması” düzenleyen sendikamız bu kapsamda bir buluşma gerçekleştirdi.

21 Eylül Çarşamba günü Taksim’deki Aynalı Geçit Toplantı Salonu’ndaki foruma gazetecilik emek-meslek örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda gazeteci katıldı.

Moderatörlüğünü Yönetim Kurulu üyemiz Ayşe Düzkan’ın üstlendiği forumda gazeteciler iktidarın baskılarına karşı mücadelenin yöntemleri ve araçları üzerine tartışmalar yürüttü.

Forumun açılış konuşmasını yapan Genel Başkanımız Faruk Eren, Çağlayan Adliyesi’nde üç gün boyunca görülen Nöbetçi Yayın Yönetmenliği, Dündar-Gül ve Oda TV davalarına dikkat çekerek adliyelerin tüm mesailerini gazetecilere ayırır hale geldiğini söyledi. Baskıları durdurmak için yeni yöntemler geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Eren, “Türkiye durumunu belirten bir deklarasyon ilan edelim. Ülkeye ve dünyaya yaşananları gösterelim” önermesinde bulundu.

KESK/Haber-Sen İstanbul 5 Nolu Şube Başkanı Engin Başçı, KESK üyelerine yönelik saldırılara karşı yürütülen mücadelenin gazetecilerin mücadelesinden farksız düşünülemeyeceğini söyledi. Başçı, “Sorun ifade özgürlüğü sorunudur. Alana çıkmaksa alana çıkmak, adliyede sorunları paylaşmaksa paylaşmak ama dayanışmayı büyütmek gerekir. Başka çaremiz yok” dedi.

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş ilk defa bir iktidarın her görüşten gazeteciyi hedef aldığına tanık olduklarını, buna karşı hiçbir görüş ayırt etmeksizin tüm gazetecilerin savunulması gerektiğini belirtti. Güneş, tüm meslektaşlarıyla dayanışma içinde olma ve bu dayanışmayı görünür kılmanın öneminden söz etti.

TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, darbe girişimi sonrasında 3 bin civarında gazetecinin işsiz kaldığına dikkat çekerken, dışarıdaki gazetecilerin de özgür olmadığını ifade etti.

Gazetecilerden mücadeleyi büyütecek, sesi güçlendirecek öneriler

Kapatılan Özgür Gündem gazetesinin eski Eş Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykol davalarda salonları doldurmanın ve kamuoyu yaratmanın kararları etkilediğini dile getirdi. Aykol, yazılacak ortak metinlerin uluslararası kuruluşlara iletilmesi gerektiğini ancak bununla sınırlı kalmayarak sivil itaatsizlik eylemlerine geçilebileceğini kaydetti.

Evrensel gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat gazetecilerin gözaltına alınmasıyla mesleğin itibarsızlaştırıldığının altını çizdiği konuşmasında gözaltı anlarında hızlı refleksler gösterilmesi ve sosyal medyanın daha etkin kullanılması önermelerinde bulundu.

Gazeteci Elif Ilgaz Peri haber alma özgürlüğünün iyi yansıtılmadığını belirterek örgütlenmenin önemine atıf yaptı: “Dokunsak yanacağız dönemindeyiz. Sendikal anlamda örgütlülük sağlamamız gerekiyor. Yapısal bir sorun olduğunu görüyorum. Gazetecilerin örgütlenme problemi olduğunu görüyoruz. Her gazetecinin sendikaya üye olması gerekiyor.”

 

Agos Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan da tüm örgütlerin içinde olduğu bir platformun Çağlayan Adliyesi’nde bilgilendirme açıklaması yapması gerektiğini, haftada bir tutuklu gazetecilerin durumlarına ilişkin bilgilendirme yapılmasının ihtiyaç olduğunu, böylece daha önce eylemlere katılmayan gazetecilerin de sürece dahil edilebileceğini ifade etti.

Gazeteci Celal Başlangıç ise gazetecilerin açlık grevine girmesini önerdi, “Toplumun değişik kesimlerinin de haber alma hakkı için buna katılması gerekir. Bunu yaygınlaştıramazsak yalnızlaşırız” dedi.

Son olarak gazeteci Ayşe Yıldırım söz aldı. Yıldırım, “Sayımız az ama sesimizin gür çıktığı alanlarımız var. Sosyal medya, haber nöbeti ve nöbetçi yayın yönetmenliği güçlü olduğumuz pratiklerdir. Bunları uluslararası alana yayalım. Haftada bir, bir ülkeden gazeteci gelip nöbet tutar. Uluslararası bir sempozyum da bunu güçlendirebilir” dedi.

Forum alınan kararların katılımcılar tarafından değerlendirilmesiyle sona erdi.

Kaynak: Sendika.org, DİHA

Özgür Gündem ile dayanışma için gerçekleştirilen Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği çalışmasına katılan gazetecilerin yargılanmasına Ayşe Düzkan ve Ragıp Duran ile başlandı. Gazeteciler, gazetecilik meslek örgütlerinden temsilciler ve Düzkan’ın Feminist arkadaşları Çağlayan’daydı. Düzkan “Bir gün savaş çığırtkanları ve suçluları yargılanacak” derken, konuşmalarda basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı mücadelesinin sürdürüleceği vurgulandı

Özgür Gündem gazetesiyle dayanışmak için gerçekleştirilen Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği çalışmasında bulundukları gerekçesiyle haklarında dava açılan gazetecilerin yargılanmalarına başlandı. Hakim karşısına ilk çıkan sendikamız yöneticisi Ayşe Düzkan ve Ragıp Duran oldu.

Duruşma öncesinde sendikamız DİSK Basın-İş, TGS ve TGC’nin çağrısıyla bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya Düzkan ve Duran’ın gazeteci dostları, EFJ temsilcisi Mehmet Köksal ve EFJ ve FİJ temsilcisi Barry White, Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, Sine Sen Genel Başkanı Zafer Ayden, HDP İstanbul ileşbaşkanı Doğan erbaş ve “Ayşe Düzkan Mor Çizgimizdir” diyen çok sayıda feminist katıldı. Davayı HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da izledi.

“Bir gün savaş çığırtkanları ve savaş suçluları yargılanacak”

 

Açıklamada ilk sözü Ayşe Düzkan aldı. Ölüm yıldönümü olan Kürt gazeteci ve aydını Musa Anter’i anan, Kadri Bağdu’nun da aralarında olduğu Kürt gazetecilere yönelik saldırıları hatırlatan Düzkan; “Bu insanların sesini duyurmak için buradayız. Barış ve kardeşlik talepleri bu ülkenin parçasıdır. Kürtler adil barış istiyor. Barış olmadıkça, 20 yaşındaki çocuklar askere gidip ölmeye devam edecek” dedi.

Egemen medyadan savaşı destekleyen diline ve tutumuna dikkat çeken Düzkan, “Bir gün bizim gibi barış isteyenler değil, savaş çığırtkanları ve savaş suçluları yargılanacak” diyerek konuşmasını tamamladı.

 

Düzkan’ın ardından açıklamaya katılan kurum temsilcileri kısa konuşmalar gerçekleştirdi. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) adına Barry White sadece Düzkan ve Duran’ın değil, gazeteciliğin yargılandığını söyledi, “Gazeteciliğin görevi doğruyu söylemek, adaleti savunmaktır “ dedi.

Sendikamız Genel Başkanı Faruk Eren, “Dayanışmanın suç olmadığını göstermek, basın özgürlüğünü, demokrasiyi ve halkın haber alma hakkını savunmak için buradayız” diye konuştu.

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş gazetecilerin OHAL mağduru olduğunu ifade ederken, TGS Genel Başkanı Uğur Güç ise gazetecilerin tutuklanmadan yargılanmaları gerektiğine dikkat çekti.

DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu ise şöyle konuştu: Bir iktidar iki şeyden korkuyorsa, sonu gelmiş demektir; birincisi türküler, ikincisi gerçekler. Siyasi iktidar bugün her ikisinde de korkuyor. Tam da bu nedenle gerçekleri baskı altına almaya çalışıyor, gerçeklerin halka ulaşmasını engellemek için de gazetecileri baskı altına alıyor. Ama biz biliyoruz ki bu halkın gazetecileri, namlunun ucunda da olsalar, hapiste de olsalar gerçekleri halka ulaştıracaklar.

 

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu Özgür Gündem’in hiç kimsenin yazmadığı haberleri yazdığını ve bu nedenle hedef haline getirildiğini ifade edip başbakana “Savaş suçu işleyenleri yargılamazsan bu suça ortaksın” diye seslendi.

HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğluda Özgür Gündem’in bu ülkede ifade özgürlüğünün turnusol kağıdı olduğunu dile getirdi, herkes ve basın özgür olana kadar boyun eğmeyeceklerini kaydetti.

İnan Kızılkaya: “Ağır tecrit altındayız”

Duruşmaya Özgür Gündem’in tutuklu genel yayın yönetmeni İnan Kızılkaya da getirildi. Kızılkaya ağır tecrit altında olduklarını, duruşmaya getirilirken çıplak aramaya maruz bırakıldıklarını belirtti.

Mahkeme heyeti davanın diğer Özgür Gündem dayanışma davalarıyla birleştirilerek 15 Aralık tarihine ertelenmesine karar verdi.

Diğer Makaleler...