Sidebar

17
Çrş, Tem

Medyanın iktidar kuşatması altında olduğu bu günlerde gerçekleşen mütevazı fakat iddialı bir genel kurul bu kuşatmadan kurtuluş için anlamlı çağrı yaptı: “Özgür basın işçin basın emekçilerinin örgütlü mücadelesini kuralım.”

 

Basın yayın sektörü hem ekonomik üretim hem sosyal/ideolojik üretim açısından stratejik bir iş kolu. 2013 yılında çıkan 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu Sözleşme Kanunu sonrası matbaa işçileri ile sınırlı olan basın iş kolu kapsamı gazetecileri, yayın evi çalışanlarını, grafikerleri de kapsayacak biçimde genişletildi. İş kolu tanımı büyümesine rağmen basın yayın sektörü 20 işkolu arasında sendikalı işçi oranının en düşük olduğu 5’inci işkolu. Gazetecilerden matbaa işçilerine, grafikerlerden yayın evi emekçisi editörlere/çevirmenlere kadar farklı meslek gruplarından 94 bin işçinin çalıştığı bu işkolunda örgütlenme oranı yüzde 4.92

Yeni dönemde yeni isim yeni yönetim

DİSK’in kurucu sendikalarından Türkiye Basın Sanayii İşçileri (Basın İş) 1-2 Kasım 2014 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirdiği genel kurulu ile Türkiye’de basın yayın çalışanlarının örgütlenmesi için önemli bir adım attı. Sendikalar yasası sonrasında tanımı değişen iş koluna uygun olarak ismini, yönetimini ve tüzüğünü değiştirdi. Sendikanın kısa adı Basın İş olmaya devam ederken açılımı Türkiye Basın Yayın ve Matbaa İşçileri Sendikası olarak değiştirildi. Tüzükte yapılan yenilikle sendikanın üç kişilik genel yönetim kurulu 7 kişiye çıkarıldı.  Genel Kurul’da sendikanın örgütlenme alanları olan matbaa işçileri, gazeteciler ve yayın evi emekçilerinde oluşan bir yönetim kurulu göreve getirildi.

Matbaalarda yan yana gelmek bile yasak

Esnek ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaştığı neredeyse kural haline geldiği bir dönemde basın sektörü çalışanları da başta kayı dışı çalışma, ücret düşüklüğü  sorunu olmak üzere giderek ağırlaşan koşullar altında çalışıyor. Matbaa emekçileri sigorta ve iş güvencesi olmaksızın gündelik biçimlerde, yevmiyeli bazen de götürü usulü ile çalışmaya zorlanıyor. Matbaalarda emekçiler baskı/tasarım gibi farklı bölümlerde farklı koşullarda ve statülerde çalıştırılarak ayrıştırılıyor. Çoğu matbaada baskı bölümleri ile grafik tasarım gibi yaratıcı bölümler arasında irtibatı koparmak için matbaa işçiler ile tasarım işçileri ayrı katlarda çalıştırılıyor, ayrı giriş çıkışlar kullandırılarak, ayrı saatlerde yemek ve dinlenme molalarına çıkarılıyor. Sınıfiçi parçalanma matbaa sektöründe emekçilerin fiziken dahi yan yana gelmesi engellenerek derinleşiyor.

Okuduğumuz her kitapta emek sömürüsü var

Öte yandan fikir işçiliğinin en incelikli ve zahmetli kısmını gerçekleştiren editörler ve yayınevi emekçileri büyük yayınevi tekelleri karşısında imzaladıkları bireysel sözleşmelerle haklarını korumaya çalışıyor, çevirdikleri, düzenledikleri her eser için baskı başına telif almaları gerekirken bir kereye mahsus telif ücretini bile zorlukla alabiliyorlar. Sigortasız ve esnek koşullarda çalışmak yayınevi emekçileri açısından adeta bir kural haline gelmiş durumda.

Örgütsüz kalmaları yalnızca kendi geleceklerine değil tüm ülkeninkine mal olan meslek: Gazetecilik

Basın sektöründeki diğer tüm meslek grupları kadar örgütsüz bir başka grup ise gazeteciler. Türkiye medyası 1990’ların başında girdiği tekelleşme sürecinden büyük medya patronları ve sendikalarından istifa ettirilmiş gazetecilerle girdi. Doğan Grubu’nda gazete binalarına getirilen noterler aracılığı ile sendika üyeliklerinden istifa ettirilen gazetecilerin durumu tüm sektörün genel manzarasını özetleyen en iyi anektod oldu.  Sendikasızlaşma sonrası sistematik olarak hak kayıpları yaşamaya başladı. Birçok gazeteci çalışanlara özel haklar tanıyan 212 Sayılı Basın iş kanunu yerine 4857 Sayılı İş Kanunu kapsamında çalıştırıldı. Artık olağan hale gelen her yılsonunda gerçekleşen “tensikat”larla kıdem tazminatı başta olmak üzere birçok hak işten atmalar ve sektör içerisinde bir yıl daha çalışacak yeni bir işyeri bulma döngüsü içinde kaybolup gitti.

Gazetecilerin sendikasızlaştırılmasının bedeli yalnızca onların yaşadığı hak kayıpları olmadı. Örgütlü iradeden yoksun kalan gazeteciler zamanla patron baskısı ve siyasi baskı ile baş başa kaldılar. Gelinen noktada AKP hükümeti basının önemli bir kesimini havuz sistemi ile yandaşlaştırıken, geri kalan medya gruplarını da kendi düzenine uymaya zorladı. Muhalif kalemler bir bir işten atıldı, tehditlerle susturuldu. Türkiye’de siyasi baskı karşısında örgütlü direnç sergileyemeyen gazeteciler sendikadan vazgeçmenin bedelini son derece ağır öderken bu faturadan özgür medyadan mahrum kalan halka da pay düşmüş oldu.

Güvencesiz örgütlenmesinde bir ilk: Freelance çalışanlara üyelik

DİSK Basın İş, medya ve basın yayın sektörünün içine düştüğü bu siyasi ve sömürü yoğun kuşatmadan çıkış için bir sendikal hattı örgütlemeye kararlı.  69’uncu genel kurulda yapılan basın emekçilerinin birleşik mücadelesini yaratma çağrısı katılımcıların sunduğu deneyimler ve program önerisi ile ete kemiğe büründü. 

Basın-İş işkolundaki güvencesizlerin örgütlenmesi konusunda önemli bir ilke imza atarak yayın evlerinde freelance (bağımsız) çalışan çevirmen ve editörleri imzaladıkları “eser” sözleşmesi ile sendika üyesi yapmayı başardı. Yani SGK kayıtları olmamasına rağmen freelance çalışanlar DİSK Basın-İş çatısı altında örgütlenebilecek ve birlikte hak alma mücadelesi yürütebilecekler. Bu önemli adım esnek ve güvencesiz çalışanların sendikal mücadelesi açısından örnek olabilecek deneyimler barındırıyor.

Umut hep var: örgütlü Basın sesli medya

Şimdi örgütlü mücadeleyi sendikasızlaştırılan gazetecileri kapsayacak şekilde büyütmek üzere yeni bir mücadele planı oluşturuldu. Genel Kurul’da bir “Bilim Kurulu” kurulması karar altına alınırken son bir yıldır medya dünyasında yaşanan hak kayıplarına ilişkin aylık olarak hazırlanan sektör raporu anımsatılarak işten çıkarma, sansür ve yasakçı uygulamalar karşısında işsiz kalan gazetecilerin sesini duyuracak, çalışmakta olan gazetecilerin editoryal bağımsızlığını koruyacak güç için sendikalaşma çağrısı yapıldı.

Basın İş’in 70’inci Yönetim Kurulu sistematik sendikasızlaştırmaya karşı basın emekçilerinin birleşik mücadelesini yaratmak, örgütlü ve bu sayede sesli bir medya ortamı oluşmasına katkı sunmak için yüz yıllık sendikal bayrağı devraldı.

KUTU: Basın İş 69’uncu Genel Kurulu’nun ilk günü 1 Kasım Cumartesi, İstanbul Diş Hekimleri Odası Yılmaz Manisalı Eğitim Merkezi’nde toplandı. Genel Başkan Mustafa Yamak’ın açılış konuşmasının ardından Attila Özsever Başkanlığı’ndaki Divan’ın yönetiminde gerçekleşen Genel Kurul’da Genel Kurulda Basın İş için bir “Bilim Kurulu” oluşturulması ve sendikanın logosunun değiştirilmesi karar altına alınırken Basın İş çatısı altında örgütlenme çalışmaları yürüten gazeteciler, matbaa işçileri ve yayın evi emekçileri yaptıkları konuşmalarda bugüne kadarki faaliyetlerini anlatıp bundan sonrasına dair çalışma programı önerilerini dile getirdi.

Genel Kurul’un ikinci gününde gerçekleşen seçimler sonucunda Basın İş’in yeni yönetimi belirlendi. Gazeteci Faruk Eren’in Genel Başkanlığında matbaa işçileri, gazeteciler ve yayın evi emekçilerinden oluşan liste ve 70. Dönem Basın iş yönetimi şöyle oluştu:

Genel Başkan -Faruk Eren, Genel Sekreter - Özge Yurttaş, GYK üyeleri Mahir Çetin, Taylan Gürbüz, Tayfun Koç, Ayşe Düzkan, Murat Kaspar