Sidebar

23
Cts, Haz

8 Mart Dünya Kadınlar günü bu yıl kadın düşmanlarına karşı dünyanın dört bir yanından yükselen Uluslararası Kadın Grevi ile güçleniyor. Kadınlar dünyanın her yerinde insancıl politikalar yerine savaş politikalarına ağırlık veren, arka planını erkek egemenliği ve muhafazakar ideolojinin oluşturduğu zehirli bir dille yaşama, doğaya, kadınlara saldıran erkeklere dur diyecek. Yaşadıkları coğrafya ve isimleri değişse de bu iktidar odaklarının hemen hemen hepsi benzer bir karaktere sahip. Yeşil yerine betonu seven, yaşam yerine ölümü kutsayan, her türlü zorbalığı vatanseverlikle açıklamaya çalışan bu tek adamların en belirgin özelliklerinden biri de basın ve ifade özgürlüğüne düşman olmaları. Kendilerini eleştiren basın kuruluşlarını kimisi tehdit ediyor, kimisi beyaz sarayına almıyor kimisi ise sahip olduğu “olağanüstü güçlerle” bir kalemde kapatıyor. İşi gazetecileri tutuklamaya kadar vardıranlar da yok değil.

Mesela bu “Tek Adam”lardan birisinin yönettiği ülkede şu anda hapiste 125 gazeteci bulunuyor. [1] Bu gazetecilerin 11’i kadın. Dünyanın dört bir yanında kadınlar sokaklarda kendileri için özgürlük isterken gazeteciler; Aslı Ceren Aslan, Ayşenur Parıldak, Ceren Taşkın, Hanım Büşra Erdal, Hatice Duman, Hülya Karakaya, Mizgin Çay, Nazlı Ilıcak, Perihan Kara, Rabia Özkaya, Şerife Oruç Türkiye’nin farklı hapishanelerinde ancak havalandırmadan gökyüzüne bakabilecek. Sadece gazetecilik yaptıkları için, yaptıkları haberler suç delili sayıldığı için “terör örgütüne üye olmak, örgüt propagandası yapmak” gibi suçlamalarla tutuldukları hapishanelerde, yaşadıkları ülkeyi kadınlar, LGBTİ’ler, doğa ve yaşam savunucuları, işçiler için cehenneme çevirenlere karşı yürüyen kadınlarla yalnızca aynı göğü paylaşmakla yetinecekler. Ama dışarıdaki kadınların yapabilecekleri var. Kadınlar hem onlar hem kendileri için özgürlük isteyebilir.

Onlar gibi hapiste olmasalar da yüzlerce kadın gazeteci de 8 Mart’ı işsiz ya da işsiz kalma korkusuyla sesi kısılmış olarak karşılayacak. OHAL’in verdiği yetkiyle iktidar tarafından Temmuz 2016’dan bugüne 160’dan fazla medya kurumu kapatıldı. 2 binden fazla gazeteci işsiz kaldı. Birçok medya kurumu ise iktidar baskısına boyun eğerek kapatılmamayı umuyor.  İşsiz bırakılan gazetecilerle, kapatılan TV, radyo ve gazetelerle beraber toplumun farklı kesimlerinin sesi kısıldı. En çok da kadınların. Süren kadın direnişleri, kadınların dertleri, gündeme gelen yeni yasa ve uygulamaların kadınlara dair etkilerini anlatan programların yapıldığı kanallar kapatılırken TV ekranlarında “makbul kadınlık” imajının yeniden üretildiği programlar yer alıyor. İktidarın her uygulamasını kadınlara “müjde” olarak sunan haber bültenleri, gazeteler evlerimize ulaşıyor. Ve biz tüm “Tek Adam”ların istediği gibi biraz daha görünmez oluyoruz.

8 Mart 2017 tüm dünyada kadınların kendilerini yok sayanlara, yaşadıkları çifte sömürüyü katmerlendirenlere, bedenleri, annelikleri, kadınlıkları üzerinde iktidarlarını tesis etmek isteyenlere dur diyecekleri bir gün. Basın ve ifade özgürlüğü ise bu mücadelenin çok uzağında değil tam tersine odağında yer alacak bir gündem. Siyasi görüşü, geçmişi ne olursa olsun gazetecilerin yaptıkları haberler, yazdıkları yazılar nedeniyle tutuklanması, gazetecilik mesleğinin suçmuş gibi gösterilmesi kadınları düşman belleyen tek adamların kendilerini aynı zamanda bu ülkenin ekranlarında, radyolarında, gazetelerinde “tek ses” haline getirme arzusunun gereğidir. Kendi kadın düşmanı politikalarını bir yandan akladıkları bir yandan da onu ideolojik olarak güçlendirdikleri yeniden ürettikleri havuz, yandaş adına ne dersek diyelim basın diyemeyeceğimiz bir takım mecralarda kadınlar adına konuşanları susturmak için, kendi sesimizi duyurmak renklerimizi göstermek için bu yıl 8 Mart’ta hapisteki kadın gazetecileri de selamlamanın tam zamanı.

8 Mart Dünya Kadınlar gününde “emeğimiz bedenimiz kimliğimiz bizimdir” diyebileceğimiz bir medya için hapishanedeki tüm gazetecilere özgürlük. Aslı Ceren, Ayşenur, Ceren, Hanım Büşra, Hatice, Hülya, Mizgin, Nazlı, Perihan, Rabia ve Şerife’ye selam; Özgürlüğe hasret; başkanlığa “hayır”!

[1] http://www.diskbasinis.org/index.php/tr/haber/hapisteki-gazeteciler