konuştuğumuzda hep “mitinge bomba atıldı” diyorduk, sadece bir kişi, s., “bizi bombaladılar,” cümlesini kurabildi. bizi bombaladılar!



bizi-bombaladilar

bu yazının önemli bir kısmını, ankara’dan döner dönmez facebook sayfamda, arkadaşlarımla paylaşmak üzere yazdım. sendika.org için elden geçirdim.

cuma akşamı, neşeyle disk’in önünden otobüslere bindik, en arkada bir grup genç vardı, biner binmez şarkı söylemeye başladılar; bir kısmı hiç duymadığım marşlar, ara sıra benim kuşağımın da bildiği, şarkılar. “bunlar bizi uyutmaz sabaha kadar,” diye düşündüm. ö. “moladan sonra susarlar,” diye söz verdi, gerçekten de dediği oldu.

işte o molada, kalabalık halay çekerken ve 1980 öncesi cerrahpaşa’da devrimci sağlık-iş’i örgütlemiş ve çok uzun yıllardır görmediğim bir abimizle geçtiğimiz yıllarda aynı sendika için çalışmış bir arkadaşımı tanıştırdıktan hemen sonra, aklımdan geçti, biri şuraya bir şey yapsa çok zarar verebilir, diye. ama aklıma gelen mesela bıçaklı, silahlı bir ülkücü grup gibi bir şeydi, bomba değil. çünkü bizden başka araçlar ve başka yolcular da vardı.

yoldan sonra biz de garda indik, uzun bir tuvalet kuyruğu vardı, herkes ülkenin başka bir yerinden gelmiş. meydanda, kimisini uzun zamandır görmediğimiz tanıdıklarla selamlaştık, alana yerleştik. saat henüz on olmamasına ve ankaralılar yeni yeni gelmeye başlamasına rağmen -hep öyle olur ya, ev sahibi daha geç varır alana- miting kalabalıktı, birkaç fotoğraf çektim, sonuncusu, yukarıda gördüğünüz, kemal atatürk tişörtlü çocukla demirtaş atkılı çocuğun fotoğrafı.

neşeli ve umutluyduk. coşkulu, kalabalık bir miting olacak gibiydi, gururluyduk da. bir arkadaşımız fotoğraflarımızı çekti, meydana biraz daha yakın olsaydık, bu yazı yerine o fotoğrafları görecektiniz.

sonra arka arkaya iki büyük patlama duyuldu, zemin bile sarsıldı. çevrede “sakin olalım” ve “ses bombası” lafları dolaşıyordu. (alana daha yakın yerlerde “balon patladı” sözleri duyulmuş.) o anda bunun olduğu şey, yani gerçek, öldürücü bir bomba olduğunu anladım çünkü çok büyük bir patlama ve sarsıntı. yüzümüz o tarafa dönüktü, ses tesisatının bulunduğu araçtan yönümüzü çevirmemiz anonsu yapıldı, herkes sakindi ve sürekli bu yönde uyarı vardı. koşuşmaca olur, ezilirim diye duvar kenarına geçtim. gaz atıldı. aklıma amed mitingi ve suruç’la ilgili okuduklarım geldi. “hırsız, katil erdoğan” sloganıyla yürümeye devam ettik. görevliler tam aksi yöne yani patlamanın olduğu tarafa gidiyordu, onlar için kaldırımın boşaltılması çağrısı yapıldı. bizim ilerimizde olan polisler korku dolu yüzlerle alana doğru koşmaya başladı. mitingi bitirme kararı alındığını o sırada duyduk galiba. şimdi geri dönüp baktığımda o sakin hali şaşırtıcı buluyorum. birkaç kişi dışında herkesin slogan atarak metanet ve hüzünle yürümesi, düşününce çok acı verici geliyor. ki olup bitenle ilgili bir anons olmamıştı. arada slogan değişti, “hırsız, katil akp” oldu, aklımdan, evet, bunun da atılması gerek, diye geçirdim, yine tuhaf bir sükunetle. nasıl dağılınacağıyla ilgili uyarılar yapıldı -benim gibi- ankara’yı bilmeyenler de vardı çünkü. ambulanslar geçmeye başladı. o sırada merak edenlerden telefonlar gelmeye başladı, kenarda park gibi bir çimenlik var, oraya indim konuşabilmek için. fotoğraf makineli genç bir adam, “abla şurda da şüpheli bir poşet var,” dedi. panik ve endişe hemen yayılmıştı. oradan toplu halde dağıldık. otobüslere ulaştığımızda alandan gelen herkes ağlıyordu. a. “orası çok korkunç,” dedi, gözyaşları arasında, “kopuk parmaklar, arabaların üstünde beyin parçaları var!” “ölüler arasında kızımı aradım, yaşıyormuş,” diyen bir arkadaşla konuştuk, birkaç cümleye sığan öyküler, haberler ulaşmaya başladı. sonrasını izlemişsinizdir. tanıdığımız, tanımadığımız arkadaşlarımızın ölüm ve yaralanma haberleri gelmeye başladı. hiç konuşmadan, büyük bir hüzünle döndük, konuştuğumuzda hep “mitinge bomba atıldı” diyorduk, sadece bir kişi, s., “bizi bombaladılar,” cümlesini kurabildi. bizi bombaladılar! bu gerçeği bu şekilde tanımlamak, bildiğimiz bütün siyasi gerçeklere ve yakın geçmişte olanlara rağmen o kadar zor ki.

patlamanın olduğu alanın yakınında et ve kan kokusu vardı. unutmak istesek de unutmayacağız.

not: yazıda andıklarımın adlarını yazmamayı tercih ettim, sadece onlardan izin almadığım için değil, sırada neyin olduğunu bilmediğim için.

 

(Kaynak: sendika.org)