Sidebar

23
Cu, Ağu

Cezaevi bilmediği yer değildi.

Mahpushane, yeniden ‘geç’ yaşında inse de hayatına “şaşkın ve üzgün değil”, hiç değildi.

Yıllarca ‘İçeriden’ mektupların ‘Posta Kutusu 253’ü olurken, başka bir coğrafyada yaşamayı düşünmedi.

‘Kaçma şüphesi’ olmayanlardandı.

Yol arkadaşının deyimiyle Kürt basınındaki varlığı ‘yanında’ değil ‘içeridendi’.

Hüseyin Aykol, 68 yaşında yeniden hükümlü gazeteci…

Ömrünü adadığı yayın faaliyetleri sadece gazetecilikti.

“Güzel şeylerin bedeli mutlaka vardır’ derken hamaset yapmıyor, ciğerini bildiği devletin geleneğini hatırlatıyordu.

Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Özgür Gündem’in eski eş genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol, kesinleşen 3 yıl 9 ay hapis cezası nedeniyle şimdi Sincan Cezaevi’nde.

Ömrünün son 15 yılında cezaevlerinden gelen mektupları derledi. Kimi haber konusu oldu, kimi de insan hakları raporlarına girdi.

Hiç yılmadı cezaevlerindeki ihlallerin dışarıdaki sesi olmaktan…

‘İçeriden’ köşesi kapatılsa da ısrarla “mektupları göndermeye devam edin” dedi.

Adresler paylaştı cezaevlerinin; belki birileri kitap göndermek ister diye…

Şimdilerde kendisinin volta attığı Sincan Cezaevi’ndeki hak ihlallerini duyurdu üşenmeden, fikri takiple…

Tacize varan üst aramalarını, verilen hücre cezalarını, disiplin cezalarını yazdı.

Avlu kapısının normalden şiddetli kapatılmasına irkilince ‘Allah kahretsin’ diyen mahpusun etkinliklerden men cezasını, bir telefon görüşmesinde ailesinin hoparlörü açması üzerine telefon yasağı getirilen başka bir mahpusu yine o duyurdu.

Çünkü bilmediği yer değildi cezaevleri…

Öğrencilik yıllarında tanımıştı işkenceyi, görüş günlerini…

Sessizce gitti cezaevine…

Öyle mağrur, öyle sıradanlaştırarak…

Gerideki 63 davayı, gazeteciliğin nişanesi olarak taşıyarak

‘Bugünler de geçecek’ diyebilecek kadar kalenderdi. Çünkü biliyordu Ape Musa’nın bir şiiri nedeniyle idamla yargılandığı bir coğrafyada yaşadığını.

Gazeteci arkadaşları öldürüldü, çalıştığı gazete bombalandı. Çalışma arkadaşları sürgün oldu.

Bildiği ve inandığı gazetecilikte ısrar etti.

Kapatılan her gazetenin ardılı yeni gazeteye dört elle sarıldı.

Duyurularındaki heyecan ele veriyordu onun inadını.

Manisa Salihli’de doğan Hüseyin Aykol’un ‘susturamayacaksınız’ kitabında gizli inadı.

Yoksa nasıl 3 bin gazeteci adayını sığdırır bir insan ömrüne…

Renkli gözleriyle ‘çakmak çakmak’ bakışı müstehzi ve olgun Hüseyin Aykol, gazeteciliğin ‘devletle’ sınavında hep ‘güçsüzden’ yana oldu.

Başına gelenleri göğüsleyen sakin bir gazetecilikti onunkisi…

68 yaşındaki bir gazetecinin sakinliğinden ancak ders alınabilir.

Çünkü biliyordu ne tek ne ilkti kendisi; ne de son olacaktı.

 

Candan Yıldız

(Bu yazı 23 Temmuz günü Yeni yaşam'da yayınlanmıştır)