Sidebar

26
Cu, Nis

Son günlerde ard arda basın-yayın kuruluşlarında çalışanların işten çıkartılma haberleri geliyor. Son olarak ise Karşı gazetesi mali sorunlar nedeni ile yayın hayatına son verdiğini açıkladı. Bir çok işyerinde ise yine ekonomik sıkıntılar gerekçe gösterilerek çalışanların ücretleri ödenmiyor. Dikkat çeken nokta ise ekonomik sıkıntı yaşayan kurumların genelde siyasi iktidara uzak duran basın ve yayın organları olması.

24 Ocak kararlarının fikir babası ve uygulayıcısı Turgut Özal, “Bana 2,5 gazete yeter” demiş, ardından gazete kağıdına uygulanan sübvansiyonu kaldırmıştı. Sübvansiyonun kaldırılması ile birlikte çok sayıda basın kuruluşu zor günler geçirmiş ve bu dönemin ardından basında gazeteci kökenli patronlar yerini büyük sermaye gruplarına terk etmeye başlamıştı. Bu aynı zamanda basın alanında faaliyet göstermenin önüne konan bir engel demekti. 24 Ocak 1980 günü gazete kağıdının 13 bin lira olan ton fiyatı 25 Ocak günü 41 bin lira olmuştu.  24 Ocak günü 0,37 dolar olan kağıdın ton fiyatı bugün 900 doların üzerine çıkmıştır.

AKP iktidarı da oluşturduğu havuzlardan aktardığı paralar ile basın sektörünü dilediği gibi dizayn etmeye çalışıyor. Satın alamadığı, biat ettiremediği yayın organlarını ise cendereye sokuyor. Sonuç; Türkiye tek sesli bir medyaya doğru gidiyor.

Uyarıyoruz,

İnsanların düşüncelerini özgür bir şekilde yayması evrensel bir haktır. Bu hakkın önüne yasal veya ekonomik barikatlar kurulamaz. Aksine devlet bu hakkın kullanımının önünü açmak zorundadır.

Talep ediyoruz,

  • İktidar yandaş kurumlara teşvik dağıtmaya son vermeli, tüm yayınlar için gazete kağıdına sübvansiyon uygulamasına geri dönmelidir.

  • Devlet eliyle ilan dağıtımına son verilmeli, Basın-İlan kurumu gibi bir ekonomik denetim aracı ortadan kaldırılmalıdır.

  • İktidar basın-yayın organlarını ve onlara destek olanları tehdit etmekten vazgeçmelidir.

  • Tüm basın ve yayın kurumlarının bütçeleri şeffaf olmalı, ortaklı yapıları ve bilançoları düzenli olarak kamuoyuna açıklanmalıdır.

  • Toplu işten çıkartmalara son verilmeli, işverenlere uygulanan cezalar göstermelik olmaktan çıkartılmalı, caydırıcı olmalıdır.

  • İşe iade davalarının uzaması nedeniyle emekçilerin mağdur olmasına son verilmeli, 4 ayı geçen dava sürelerinde devlet çalışanlara ek ödeme yapmalıdır.

  • Sendika temsilcilerinin işyerlerinde yönetimde temsil edilmesi sağlanmalıdır.

DİSK Basın-İş olarak bir kez daha tekrarlıyoruz, siyasi çekişmelerinize emekçileri kurban etmenize izin vermeyeceğiz.

Arkadaşlar gelin birlikte olalım, haklı taleplerimiz için birlikte mücadele edelim

DİSK Basın-İş