Sidebar

30
Pzt, Kas

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü Cumhurbaşkanlığı İletişim Daire Başkanı Fahrettin Altun’un kiraladığı arazide kaçak yapı yıkımını haber yapan gazeteciler hakkında soruşturma açılması ile karşılamıştık. 3 Mayıs’a dair, “Gazeteciler adliyelere haber yapmak için değil, ifade vermek için gidiyor” demiştik.

Nitekim 3 Mayıs ertesinde, özgür olmadığımızı hatırlatan yeni bir gelişme daha oldu. Yine Fahrettin Altun, İletişim Başkanlığı görevinin dışına çıkıp, Artı Gerçek’te yer alan Ragıp Zarakolu’nun, AKP ve Demokrat Parti dönemini kıyaslayan  ‘Makus Kaderden Kaçış Yok’ başlıklı köşe yazısının ekran fotoğrafını eşliğinde, “Kaderi tayin eden Allah’a yemin olsun ki bu hastalıklı zihniyete ve tehditlerine boyun eğmeden milleti için dimdik duran liderimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sonuna kadar yanında, sonuna kadar arkasındayız” sözleriyle paylaştı.

Altun’un paylaşımının ardından hazırlanmış troll ordusu ise Zarakolu ve Artı Gerçek’e saldırmaya, her yoldan küfür ve tehditler savurmaya başladı. Saldırıdan yazının yayınlandığı Evrensel gazetesi de nasibini aldı.

Aynı gün Fahrettin Altun ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı İbrahim Kalın, yazar Zarakolu ve Artı Gerçek hakkında suç duyurusunda bulundu. Akşam saatlerinde ise AKP sözcüsü Ömer Çelik MYK toplantısı gündemini anlatırken konuşmasının büyük bölümünü söz konusu yazıya ayırdı.

Dün ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan adına avukatı; Ragıp Zarakolu, Artı Gerçek ve Evrensel Gazetesi hakkında suç duyurusunda bulundu. Neredeyse bir iddianame niteliğindeki suç duyurusunda “sözde gazeteci”, “sözde basın” ifadelerinin bolca yer aldı.

Dilekçede, "Ragıp Zarakolu’nun yazısında Erdoğan’ın hedef alındığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı alenen suç işlendiği" iddia edildi. Suç duyurusunda Ragıp Zarakoğlu’nun köşe yazısıyla "darbe çığırtkanlığı" yaptığı ileri sürüldü. Aynı zamanda basının neyi, nasıl haber yapması gerektiğine dair de iktidar sınırları çizildi.

Siyasi iktidar ve çevresi “darbeyle tehdit ediyorlar” algısını her alanda dayatmaya devam ederken asıl darbe gazetecilere ve çalıştıkları basın kuruluşlarına yapılıyor. Gazeteciler gün aşırı ifade vermeye çağrılıyor ya da gözaltına alınıyor. Yetmezmiş gibi binlerce trol hesap ile cinsiyetçi, tehditkar bir üslupla adeta linç kampanyası yürütülüyor.

Zarakolu’nun yazısının yayınlandığı zaman diliminden itibaren kısa sürede sosyal medyadan hedef göstererek saldırıya geçenler suç duyurusu ile başı sonu hazır bir kampanya örgütlemiştir.

Şu an yurt dışında yaşamak zorunda bırakılan Ragıp Zarakolu yine siyasi iktidarın baskısı nedeniyle 2011 yılında Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği ve yazarlığı nedeniyle tutuklanmıştı. Tahliyesinin ardından tekrar tutuklanacağını öngördüğü için şu an gazeteciliğe sürgün olarak devam ediyor.

12 Mart Darbesi’nde tutuklanan, 12 Eylül’ü yaşayan, 28 Şubat’ta yargılanan, Hrant Dink ile birlikte hedef gösterilen, İnsan Hakları Derneği’nde çalışmalar yürüten Zarakolu bir kez daha hedef gösterildi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü, Türkiye Yayıncılar Birliği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü, Uluslararası Yayıncılar Birliği Yayınlama Özgürlüğü Ödülü, , PEN Jeri Laber Uluslararası Yayınlama Özgürlüğü Ödülü gibi mesleğini icraa edişi ödüllendirilen bir gazeteciye ifade özgürlüğü sınırları çiziliyor. Biz de iktidarın yetkisinin hukukun üstünlüğü gereğince sınırlı olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.

Zorlu şartlarda, halkın haber alma hakkı için mesleklerini yapan, ifade özgürlüğünü yaptırımlara rağmen kullanmaktan çekinmeyen Rapıp Zarakolu, Artı Gerçek ve Evrensel gazetesinden bir an önce elinizi çekin. Darbe iddiası tam da bunu bir siyasi kampanya haline getirenlerin eseridir. Siyasi emellerinizi basına darbe yaparak değil esas rakiplerinizle hesaplaşarak yapın. Darbe ve idam paranoyası içerisinde tek bir itham geçmeyen yazılara atfedilerek somutlaştırılamaz.

Asıl darbe, infaz düzenlemesinde gazetecilere ve siyasi tutukluların kapsam dışı bırakılması ile başladı. Asıl darbe, koronavirüs salgınında zorunlu olmayan üretimin durdurulmayarak milyonlarca emekçiyi salgınla baş başa bırakarak yapıldı. Asıl darbe basın emekçilerini mesleklerini yapamaz hale getirerek, halkın haber alma hakkına yapıldı.

 

DİSK Basın-İş'ten tweetler

DİSK Basın-İş Neden DİSK? Neden Basın İş? Sendikal mücadele için yetkili değil etkili olmak yeterli https://t.co/umrumEbLVX
Pazar, 29 November 2020 10:00
DİSK Basın-İş Gazeteci Dindar Karataş'a mahkemede haberleri soruldu, "haberin objektif olup olmadığına gazetecinin kendisi ve gaz… https://t.co/mMH32qNMeQ
Perşembe, 26 November 2020 18:37
DİSK Basın-İş Kürt gazetecilere dönük gözaltı ve tutuklamalar sürüyor; adalet reformu mu demiştiniz? https://t.co/yZosKWbgEN
Perşembe, 26 November 2020 10:02