AKP'nin basın özgürlüğü karnesi işsiz bırakma, açlıkla terbiye etme, kapatma, engelleme, sansür, dava, hapis, gözaltı ile dolup taşarken, sermaye grubu medyanın payına da zaman zaman reklam ambargosu, uçağa almama, "Alo Fatih" gibi yöntemler düştü. 

Geçtiğimiz günlerde MHP lideri Devlet Bahçeli Habertürk TV'yi ve gazetecileri hedef gösterdi. Ardından harekete geçen parti kadroları gazetecileri itibarsızlaştırma operasyonu ve tehditlere başladı. Yaşananların ardından Ciner Grubu Habertürk Televizyonu Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir'i görevden aldı. Genel Yayın Yönetmeni Kürşad Oğuz istifa etti ya da istifa etmek zorunda bırakıldı. Bahçeli tarafından hedef gösterilen Ebru Baki ise hakkında verilecek kararı bekliyor.

Sloganı ‘Gücü Özgürlüğünde’ olan Habertürk'ün "özgürlüğü" yine "Alo Fatih" duvarına çarptı. Bu sefer telefonun bir ucunda MHP lideri Devlet Bahçeli var. İktidarın küçük ortağı AKP çizgisinde medyayı tehdit geleneğini sürdürüyor. 

İstiyorlar ki kimse eleştirmesin, kimse konuşmasın hatta kimse düşünmesin. Sadece onlar ne diyorsa ona inansınlar. Oysa söylediklerine kendileri de inanmıyorlar. 

Bülent Aydemir'in gazeteciliğe sahip çıkan konuşmasının ardından görevinden alınması kurumun sorumluluğunu bir kez daha hatırlatıyor. 

Aydemir'in MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter'in özür dilemesi çağrısına DİSK Basın-İş olarak katılıyor, basına yönelik her türlü tehdidi reddediyoruz. 

Baskı ve tehditlere karşı gazetecilerin/gazeteciliğin tarafındayız!