Sidebar

24
Prş, Eyl


Galataport şantiyesinde çalışırken koronavirüs nedeniyle yaşamını yitiren Dev Yapı-İş Avrupa Yakası Temsilcisi Hasan Oğuz’un anısı ve mücadelesine saygıyla...

Herkesin, tek başına ya da başkalarıyla ortaklık içinde, mülkiyet hakkı vardır. Kimse mülkiyetinden keyfi olarak yoksun bırakılamaz1

İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın sonunda bir araya gelen Birleşmiş Milletler Genel Kuruluş belgesinde yer alan 30 madde de insanın insan olmaktan ileri gelen hakları güvence altına alınır. Tüm bu maddelerin ihlalini aralayan kapı ise mülkiyet hakkına atıf yapan 17. madde olur. Tarihteki savaşların, çeşitli kıyımların mülkiyet hakkının sınırsızlaştırılması neticesinde yaşandığı gözardı edilir. Beyannamenin metninin tam ortasına bıçak gibi saplanır adeta. Söz konusu metinin gizli öznesi ile birlikte okunuşu; Kapitalist Sistemde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi olmalıdır. Mülkiyet hakkı en yalın haliyle artı değer denilen üretimde işçilerin emeği ile kazanımı ya da gaspı ortaya çıkarır. Herhangi bir sektörde kafa ve kol gücü ile mal ve hizmet üreten işçi emeğini satarak geçimini sağlar.

Bir zamanlar işçilerin kendi medyası vardı

Aslında işçilerin bir sınıf olarak ortaya çıkmasından itibaren kendi medyaları oldukça güçlü bir şekilde olmuştur. Bildiriler, afişler ötesinde gazetecilik bağlamında işçi kitle gazeteleri vardır.

Almanya’da 1924-1933 yılları arasında 500 bin tirajlı AİZ’in (Arbeiter İllustrierte Zeitung / Resimli İşçi Gazetesi) fotoğrafçıları işçilerdir.2Marks ve Engels kuramcı olmalarının yanında aynı zamanda gazetecidir. 1800’lü yılların ortalarında Rheinische Zeitung’un (Ren Nehri Gazetesi yazı işleri müdürlüğünü yapar. Neue Rheinische Zeitung - Organ der Demokratie (Yeni Ren Gazetesi - Demokrasi Organı), 1 Haziran 1848 ve 19 Mayıs 1849 tarihleri arasında Karl Marx tarafından kurulan gazetedir.

Pravda(Kıvılcım) gazetesi sosyalistlerin yayın olduğu kadar aynı zamanda işçilerinde gazetesidir. 1912’de 60 bin tirajlı gazete, Şubat Devrimi’nde 90 bine ulaşmış. Ekim Devrimi ardından işçi sovyetlerine bağlı gazeteler 450 milyon tiraja ulaşmıştır.

Kurtuluş Savaşı yıılarında Çerkez Ethem birlikleri arasında dağıtılan Yeni Dünya kendisini işçi gazetesi olarak tanımlar. İstanbul İşçi Sendikaları Birliği ise 1948’de Hürbilek gazetesini çıkarır. 46’lı ve 60’lı yıllarda sendikal yayınların sayısı 45’e çıkar.3 1 Mayıs dergisi, Ağaç Eşya İşçileri Sendikası (ASİS) yayın organı .olarak 1974’te yayınlanır. Aynı yıl DİSK dergisi yayın hayatına başlar, çeşitli kapatmalarla birlikte 12 Eylül Cuntasına kadar yaşamını sürdürür.

Ancak iletişimde de yayıncılıkta reklam ve sermaye ilişkisine dayanan ticari gazeteler devreye girmiş. Devamında radyo ve televizyonculuğun gelişmesi ile enformasyon tamamen sermaye lehine gelişmiştir. Bir otomobil sermaye grubu aynı zamanda medya sahibi olabilmektedir örneğin. Böylesi bir durumda işçilere nasıl, ne şekilde yer verileceği aslında fabrikada nasıl davrandığı ile alakalıdır.

İşçilerin yeri günümüzde çoğunlukla üçüncü sayfa haberleri denilen, gazeteler için önemsiz fakat ilgisini dezavantajlı insan gruplarına çevirmiştir. Toplumun en geniş fakat aynı zamanda en az haklara sahip olan işçi dünyasına dair haberler bu nedenle önemlidir.

İşçi hakları haberleri yapılırken yararlanılabilecek kaynaklar ve yöntem

Yaklaşık üç yıllık bir tarihi kesitte ortaya çıkan modern işçi sınıfı arkasında bir çok olay ve olgu bırakmıştır. Bu nedenle gazeteci bu tarihe sosyal, ekonomik, siyasal ve sanatsal yönden gerek Türkiye gereksede dünya anlamında bilgi sahibi olması gerekmektedir. Osmanlı’da ilk sendikalaşma ve grevlerin bilinmesi, 1 Mayıs 1977 Taksim Katliamı, Tariş Direnişi, Tekel, SEKA direnişi gibi Türkiye toplumunun tamamını etkileyen olgulara ışık tutması ve gerektiğinde atıf yapılması açısından bu bilgiler önemlidir. Diğer yandan gerek modern bir devlet olmanın gerekse de işçilerin mücadelesi sonucu bir İş Kanunu’muz mevcuttur. Buna çalışma yaşamının anayasası denilebilir. Herhangi bir hak ihlali yada anlaşmazlık durumunda buna dayanılarak haberler ele alınabilir. Diğer yandan iş mahkemeleri başta olmak üzere çeşitli emsal kararlarda hem yararlanılması hemde haberleştirilmesi önemlidir. Bunun içinde asgari derecede hukuk terim ve kavramlarına hakim olmak gerekir.

Sendikaların açıklamaları, raporları, temsilcileri haber kaynağı ve görünürlülüğü açısından diğer bir kaynaktır.

Ekonomi ile ilgili işçilere ilişkin söz verilebilir. Kendi durumları haricinde ülke ekonomisi yönetimine dair de farklı içerikler hazırlanabilir.

TÜİK başta olmak üzere tüm bakanlıklar ve çeşitli kurumlar çeşitli istatistikler tutmaktadır. Ülkemizde hala yeni sayılabilecek veri gazeteciliğini kullanarak da çeşitli sonuçlar ortaya dökülebilir.

Son yıllardaki toplumsal olaylarda görüldüğü üzere sosyal medyada yararlanılabilecek kaynaklardan bir tanesidir. Bu mecrada çeşitli kullanıcılar yada gruplar işçilerin çeşitli sorunlarına yönelik çeşitli paylaşımlarda bulunmakta. İşçiler bu alanlara sürekli enformasyon vermektedir.

Koronavirüs salgınıyla beraber sağlık çalışanları yetersiz ekipmanla çalıştıklarını bu alana taşıdıkları bilgilerle anlatmıştır. Son dönemde market ve inşaat işçileri salgın nedeniyle telafi çalışma, ücretsiz izin gibi konularda gerek kendi platformlarını kurarak, gerekse de bilgi vererek bunu sağlamaktadır.

Bir diğer yandan birebir iletişimle gittiğimiz haberlerde gazeteci işçilerin iş güvencesini etkileyecek ya da topluma karşı onurunu incitecek üslup ve bilgileri kullanmaktan kaçınmalıdır.

Önemli bir hususta toplumdaki çeşitli olay ve olguların aynı zamanda işçi olma halinden ötürü yaşanmasına dairdir. Kadın cinayetleri, çocuklara yönelik istismar, tecavüz, cinsiyet ayrıcılığı ile birlikte nefret söylemi, mültecilere, inançlara ve milliyetlere yönelik ayrımcılık gibi olguların çoğunluğunun haklarını savunmaktan yoksunlaştırılmış yoksul ve aynı zamanda işçi olabilen insanların başına geldiğini unutmamak gerekir.

İş Kazası Mı İş Cinayeti Mi?

Kelimeleri bir anlamları bütünlüğünde ele alabiliriz. Türk Dil Kurumu’na göre ‘kaza’ 2 sözcüğünün ilk anlamı: İstem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması anlamını taşıyor. Cinayet kelimesini de TDK üzerinden tanımlamak isterdik ama karşımıza kadınları yok sayan, ‘adam öldürme’ sözcüğü çıktı. Tasarlayarak ve taksirle öldürme eyleminde ise cinayet sözcüğü ortaya çıkıyor.

Nilay Vardar’ın 2014 yılında bianet.org’da yer alan Neden İş Cinayeti, Kaza Değil? 3 başlıklı röportajda Avukat Erbay Yucak, neden iş kazası değil iş cinayeti dediklerini şöyle anlatıyor. "Bir şeyin kaza olabilmesi için öngörülemez ve önlenemez bir karakterinin olması lazım. Burada iş kazası denen durum için yasal mevzuat var. Denetim sorumluluğu dahil çalışma ortamın nasıl güvenli hale getirileceği belli Bu sorumluluk yerine getirilirse kazanın olma ihtimali yok. O yüzden de bu bir iş cinayetidir. Yani işveren güvenlik tedbirleri maliyetli olduğu için bunu yapmayarak kazancını arttırıyor" tanımını yapıyor.

İşçi yaralanmaları yada ölümlerinde kaza sözcüğü aynı zamanda çeşitli iş aletlerinin de nesne değilde özne olarak yer almasını sağlıyor. Makine kolunu kaptı, üzerine şu kadar ağırlıkta beton düştü, halat koptu’ tümceleri ile birlikte işçinin başına gelenin düşünerek hareket edemeyecek bir eşyanın fiili olarak açıklanıyor. Oysa işyerinde iş güvenliğini sağlamak başta devlet olmak üzere işyeri sahibine aittir.

Aynı durum kadın ve şiddetle alakalı da geçerlidir. Kadına yönelik şiddet tanımı kulağa doğru tanımlama olarak gelebiliyor ancak faili tam olarak belirgin etmiyor. Bu yüzden kadın mücadelesinin gündemi ile birlikte erkek şiddeti tanımı da failin kim olduğunu işaret etmesi açısından hak odaklı bakan gazeteciler arasında kullanılmaya başlanıldı.
İş cinayeti kavramı ise Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun kurulduğu ilk yıllardan itibaren yayınlarında sıklıkla kullanılmış fakat belirli bir süre sonra istatistiği tutulmayan, tanımlarda yer almayan bir noktaya evrilmiş. İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi ise 2011 yılında bu kavramı tekrardan kullanıma sokulmasında öncülük etmiştir.
İSİG Meclisi’nin benimsediği görüşe göre iş esnasında yaşanan ölümlerin dışında geçim sıkıntısı ve işsizlik nedeniyle yaşanan intihar olayları da iş cinayeti kapsamına girmektedir. Bu tanımı kulllanmak elbette gazetecinin ve çalıştığı yayın organının inisiyatifine bağlıdır. Ancak intihar nedenlerine yönelik araştırma yapmak, özendirici, yöntem gösterici ya da intihar etme eylemini öven haber içeriği yerine yine faiile işaret eden nedenler üzerinde durmak etik açıdan gereklidir. İntihar girişimi esnasında şans eseri fotoğraf çekme imkanı bulunduğunda elde edilen görüntünün kişiyi ve aileyi incitmemesi ile kamu yararı arasındaki ince çizgiyi doğru tutmak gerekir. Son olarak her yıl binlerce işçi çalışma yaşamı içinde önlenebilir nedenler ve mesleki hastalıklar nedeniyle yaşamını yitiriyor.

İSİG Meclisi ve DİSK içinden geçtiğimiz koronavirüs salgını nedeniyle zorunlu olmayan üretim yerlerinde işçilerin çalışmaktan kaçınma hakkını talep ediyor ve koronavirüsten yaşamını yitiren işçilerin iş cinayeti olarak sayacağını vurgulamakta.

Bunun karşısında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile açıklanan Ekonomik Kalkan Paketi’nde işçilere dair sadece ve sadece grev yasağı bulunuyor. DİSK Araştırma Merkezi’nin son koronavirüs araştırmasına göre koronavirüsün işçiler arasında yayılım oranı Türkiye ortalamasının üç katı ve basın çalışanları arasında vaka sayısı hızla artıyor.

Çalışılan mecra ne olursa olsun ve ne kadar sayıda insana ulaşılıp ulaşılmadığından bağımsız, dijital çağda yayınlanan her metin, biz silsek dahi kayıt altına geçiyor. Gazetecilik aynı zamanda tarihe herhangi bir not düşme pratiği de. İşçilerle ilgili haber yapıldığı vakit hayattalar ise kendileri ve ailelerinin, çevresinin okuduğunu düşünerek ‘bizi yazmış’ dedirtebilmek gazeteci için en büyük onur olsa gerek.

Unutulmamalı ki içerik üreten, yaşamını baskı ve sansürle geçiren gazetecilerin büyük bir bölümü de işçi sınıfının içerisindedir. Ya sermayenin en küçük ortağı olacağız ya da işçi sınıfının büyük sofrasında eşit ve özgür oturacağız.

İsa Uğur ERDOĞAN

KAYNAKÇA
1- İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi: https://www.ihd.org.tr/insan-haklari-evrenselbeyannames/
2- Evrensel Gazetesi: Özcan Yaman,Resimli işçi gazetesi -1, (06 Aralık 2012)
3- Akkaya Yüksel, Cumhuriyetin Hamalları: İşçiler, 137, Yordam Kitap
4- Bianet.org: http://bianet.org/bianet/toplum/155658-neden-is-cinayeti-kaza-degil
5- Disk-Ar: “Covıd-19 Disk Raporu”Nun İkincisi Yayınlandı : http://disk.org.tr/2020/04/covid-19-disk-raporunun-ikincisi-yayinlandi/ İSİG Meclisi:
6- http://isigmeclisi.org/hakkimizda

 

DİSK Basın-İş'ten tweetler

DİSK Basın-İş Prof. Dr. Tamer Aker sorularımızı yanıtlıyor Sizce pandemi sürecinde sahada çalışmak zorunda kalan gazetecilerin ru… https://t.co/gJC1pcRGhn
Cumartesi, 19 September 2020 07:30
DİSK Basın-İş Prof. Dr. Tamer Aker sorularımızı yanıtlıyor Evden çalışmanın yol açtığı yalıtılmışlık hissi kişinin üretkenlik ve… https://t.co/gAT4IXiYgF
Cuma, 18 September 2020 07:21
DİSK Basın-İş Evden çalışma, çalışanlar üzerinde ne gibi psikolojik etkilere yol açabilir? Psikiyatrist ve Psikoterapist Prof. Dr… https://t.co/pYiYiztX4n
Perşembe, 17 September 2020 07:30