Sidebar

17
Cts, Nis

Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), ‘Türkiye’de 55 gazeteci işsiz bırakılma tehdidiyle karşı karşıya’ başlıklı bir açıklama yayımlayarak Artı Medya yönetimine seslendi. IFJ Genel Sekreteri Anthony Bellanger, “ Endişeliyiz” derken EFJ Genel Sekreteri Ricardo Gutiérrez de Almanya ve Hollanda’da bulunan sendikalara meslektaşlarına destek olma çağrısı yaptı.

IFJ ve EFJ’den yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

Artı TV ve online medya Artı Gerçek çalışanları, asıl işverenin hizmet aldığı iki medya şirketi ile sözleşmesini feshetme kararı nedeniyle işlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. 22 Mart'ta alınan kararın ardından beş emekçi işten çıkarıldı veya istifaya zorlandı. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) ve Türkiye'deki üye sendika DİSK Basın-İş [Artı Medya] yönetiminin kararını kınadı ve işçi haklarına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Almanya merkezli Türk televizyon kanalı Artı TV ve online medya Artı Gerçek, Alman-Hollandalı sahiplerinin kontrolünde olan Artı Medya Vakfı'na ait.

Her iki medyanın da çalışanlarının son 4 yıldır maaş zammı almadan çalışıyor olması, onları DİSK Basın İş ile [işveren arasında] 4 Mart'ta imzalanan bir toplu sözleşmeyi müzakere etmeye sevk etti. 22 Mart'ta ise Artı TV Genel Yayın Yönetmeni, DİSK Basın-İş Genel Başkanı’na Artı TV ve Artı Gerçek’e hizmet üreten şirketlerin Artı Medya Vakfı ile olan sözleşmesinin feshedildiğini bildirdi.

DİSK Basın İş işyeri temsilcisi Cenk Kolçak da dahil olmak üzere beş gazeteci kovuldu veya istifaya zorlandı, 55 gazeteci de işten çıkarma tehdidi altında.

DİSK Basın İş yönetimine göre, 4 Mart'ta Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ilke ve yönetmeliklerine göre imzalanan protokol, “Artı TV’nin sesi duyulmayanların, ezilenlerin, kadınların, halkın, işçilerin ve LGBTİ+'ların sesi olarak yarattığı değerlere saygılıydı.” 

Protokol ayrıca işçilerin sosyal ve ekonomik haklarını koruyan hükümler de içeriyordu.

Anlaşmanın imzalanmasından bu yana, medya çalışanları, iş tanımlarının dışındaki diğer görevleri yerine getirmeye zorlandı. Bunu reddedenler ise işten çıkartıldı.

DİSK Basın İş, 26 Mart'ta yaptığı açıklamada, “İşçilerin adil ücret alma ve iş tanımlarındaki işlere göre çalışma hakkına saygısızlık gösteren yönetimin bu hareketini şiddetle kınıyoruz” dedi.

EFJ Genel Sekreteri Ricardo Gutiérrez, “Bu medyanın Alman ve Hollandalı sahiplerini kararlarını yeniden gözden geçirmeye çağırıyoruz. Almanya ve Hollanda'daki gazeteci örgütlerini, DJV, dju in verdi ve NVJ'yi Türkiyeli meslektaşlarıyla dayanışma göstermeye ve işverene baskı uygulamaya çağırıyoruz” dedi.

IFJ Genel Sekreteri Anthony Bellanger ise şunları söyledi: “55 gazeteciyi zor durumda bırakacak şekilde sözleşmenin feshedilmesi konusunda gerçekten endişeliyiz. Artı Medya Vakfı'nın sözleşmesini feshetme kararını gözden geçirmesini ve medya çalışanlarının işlerini güvence altına alma seçenekleri konusunda üyemiz DİSK Basın İş ile görüşmelerini talep ediyoruz. Bu işleri kurtarmak için mücadeleye aktif olarak destek vereceğiz” dedi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) tarfaından 'Basın Kartı Yönetmeliği'nin iptali istemiyle Danıştay’ta açtığı davada Cumhurbaşkanlığı adına yapılan savunmada "Gazetecilik faaliyetinde bulunmak için basın kartı sahibi olma zorunluluğu bulunmadığını" görüşüne yer verildi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) adına Avukat Onur Can Keskin tarafından, 14 Aralık 2018’de yürürlüğe giren Basın Kartı Yönetmeliği’nin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle açılan davada, Cumhurbaşkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü Hakkı Susmaz, Danıştay 10. Daire’ye 9 sayfalık savunma dilekçesi gönderdi. Dilekçede davanın “davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu” iddiasıyla reddedilmesi talep edildi.

9 sayfalık dilekçede, “Gazetecilik faaliyetinde bulunmak için basın kartı sahibi olma zorunluluğu bulunmadığı” ifade edilerek, “Basın kartı, gazetecilik faaliyetini kolaylaştırıcı bir takım imkânlar sağlamaktadır. Daha açık bir ifadeyle, basın kartı; basın mensuplarının mesleki faaliyetlerini yürütürken daha etkin çalışmalarını, iş ve sosyal güvenlik hukukundan doğan birtakım ayrıcalıkları elde etmelerini sağlayan, hizmet damgalı pasaport uygulaması sayesinde dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan hadiseleri yakından takip etmelerini kolaylaştıran, silah ruhsatı işlemlerinde kullanılabilen, devletin üst düzey yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirilenler de dahil olmak üzere her türlü kamusal faaliyete katılma noktasında akreditasyon vazifesi gören basın mensubunu tanıtıcı mahiyette resmi bir kimlik belgesidir. Bu anlamda, yönetmelik hükümlerinin basın özgürlüğünü veya ifade özgürlüğünü kısıtladığı iddiaları gerçeği yansıtmamakta olup yönetmelik temel olarak basın kartı sahibi olmanın şartlarını düzenlemektedir.” denildi.

DİSK Basın İş olarak bir çok kez, gazetecilik yapmak için kart değil, kamera ve not defteri gerekli olduğunu dile getirmiştik. Ayrıca bir çok kez geçmişte Başbakanlık adına verilen basın kartı komisyonunda yer alan basın örgütlerine, komisyondan çekilmeleri ve karta meşruiyet katmamaları çağrısında bulunmuştuk.

Son on gün içerisinde arka arkaya 5 gazeteci saldırıya uğradı. Ergin Çevik ve İdris Özyol Antalya'da, Sabahattin Önkibar Ankara'da, Hakan Denizli Adana'da, Yavuz Selim Demirağ ise İstanbul'da saldırıya uğradı.

Peş peşe gelen saldırılar şüphesiz ki bir rastlantı değil. Bu topraklardaki ceberrut devlet anlayışının, 'Benim istemediğimi yazamazsın' anlayışının topluma yansıması, cezasızlığı doğal sonucu. Siz devlet olarak tahammül edemediğiniz her gazeteciyi hapishaneye gönderirseniz, sizin gibi düşünenler de sokakta gazeteci 'avı'na çıkar. Belki birileri gözaltına alınacak ardından serbest bırakılacak, göstermelik olarak birileri 'ceza'landırılacak. Ama asıl cezalı olması gereken düşünce iktidara hakim olduğu sürece bu faşist saldırıların arkası gelecek.

Hala anlayamadınız, bu güne kadar dövdünüz, hapsettiniz, onlarca yıl hapis cezası ile tehdit ettiniz hatta öldürdünüz. Ama olmadı, başaramadınız, başaramayacaksınız. Bu topraklarda sizin devşirme gazetecilerinizin karşısında her zaman gerçekleri yazma konusunda zalimlerden daha cüretkar gazeteciler ortaya çıktı. Çıkmaya da devam ediyor.

Sanmayın ki bu günler hep böyle geçip gidecek. Bir gün sizler de bunların hesabını vereceksiniz. 
 
 

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nde tutuklu olan gazeteci Ayşe Düzkan'ın başvurusunu değerlendiren Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Düzkan'ın açık cezaevine sevkinin yapılmasını kararlaştırdı

Özgür Gündem gazetesinin Nöbetçi Genel Yönetmenliği kampanyasına katıldığı için 1 yıl 6 ay hapis cezası verilen gazeteci Ayşe Düzkan için Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının daha önce tersi yönde vermiş olduğu kararı kaldırarak, Düzkan'ın açık cezaevine sevkinin yapılmasını kararlaştırdı. 

 

 

İsveç Yazarlar Birliği Başkanı, İsveç Pen Başkanı ve İsveç Yayıncılar Birliği Başkanı'ndan Adalet Bakanı'na gazeteci Ayşe Düzkan için mektup:

 

İsveç Yazarlar Birliği Başkanı, İsveç Pen Başkanı ve İsveç Yayıncılar Birliği Başkanları, gazeteci Ayşe Düzkan için Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'e mektup gönderdi. Mektupta 'Ayşe Düzkan’ın düzmece suçlamalarla aldığı bu cezanın, kendisinin temel ifade özgürlüğü haklarını ağır şekilde ihlal ettiğine derinden inanmaktayız.' denilerek düşünce ve ifade özgürlüğü haklarını kullandıkları için tutuklanan herkesin serbest bırakılması talep edildi. 

Adalet Bakanlığı'na gönderilen mektup şöyle;


Sayın Bakan,

Aşağıda imzasını gördüğünüz kuruluşlar olan İsveç Yazarlar Birliği, İsveç Yayıncılar Birliği ve İsveç PEN (Uluslar arası Yazarlar Birliği) olarak bizlerin, Ocak 2018’de 18 ay hapis cezasına çarptırılan ünlü yazar, gazeteci ve yayıncı Ayşe Düzkan’ın akıbeti konusunda ciddi endişelerimiz bulunmaktadır. Bizler, Ayşe Düzkan’ın düzmece suçlamalarla aldığı bu cezanın, kendisinin temel ifade özgürlüğü haklarını ağır şekilde ihlal ettiğine derinden inanmaktayız.

Türkiye’de ifade özgürlüğünün gitgide kötüleye giden durumu hepimiz için son derece endişe vericidir. Hepimiz asılsız terörizm suçlamalarıyla çok sayıda yazar ve gazetecinin hapis cezasına çaptırıldığına ciddi endişelerle şahit olmaktayız.

Düşünce ve ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun vazgeçilemez ve sorgulanamaz temelini oluşturduğuna dair sarsılmaz inancımız, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesinin 19. Maddesinde de açıkça tanınmaktadır: “Herkesin kanaat ve ifade özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, müdahale olmaksızın kanaat taşıma ve herhangi bir yoldan ve ülke sınırlarını gözetmeksizin bilgi ve fikirlere ulaşmaya çalışma, onları edinme ve yayma serbestliğini de kapsar.”

Türk yetkilileri, sırf yazılarının içeriği ya da sözde üyeliklerine dayanarak yazarları ve gazetecileri dava edip tutuklanmaya bir son veremeye çağırıyoruz.

Hem Ayşe Düzkan’ın hem de düşünce ve ifade özgürlüğü haklarını uyguladıkları için hapishanede olan diğerler tutukluların derhal şartsız olarak serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Saygılarımızla,

Grethe Rottböll, İsveç Yazarlar Birliği Başkanı

Jesper Bengtsson, İsveç Pen Başkanı

Eva Gedin, İsveç Yayıncılar Birliği Başkanı

Diğer Makaleler...

DİSK Basın-İş'ten tweetler

DİSK Basın-İş ONLİNE ATÖLYE 📢 Gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Nuriye Ortaylı ile pandemide sağlık habercil… https://t.co/3AkhViedhc
About 21 hours ago
DİSK Basın-İş Artı TV yönetiminden istifa ettiğini duyuran gazeteci arkadaşımız Ragıp Duran'ın sendikamızı doğrudan suçlayan, asl… https://t.co/CZuSgmnqdf
Perşembe, 15 April 2021 12:33
DİSK Basın-İş 🔻Kod 29 gerçeklerini gizlemeyin, bu zulme son verin! SGK işten çıkarmaların ayrıntılarına ilişkin DİSK'in bilgi t… https://t.co/7ur76Ec3qE
Perşembe, 15 April 2021 11:21