Sidebar

29
Prş, Eyl

TÜİK, temmuz ayına ait işgücü istatistiklerini yayımladı. TÜİK’in işsizlik verileri, İŞKUR’un verileriyle çelişmeye devam ederken geniş tanımlı işsizlikteki artış dikkat çekti.

İŞKUR’A göre kayıtlı işsiz sayısı son bir yılda 542 bin artarken, TÜİK’e göre ankete dayalı işsiz sayısı 307 bin azaldı.

TÜİK’in verilerine göre zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı, geniş tanımlı işsizlik olarak da anılır, 2022 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre 2 puan artarak yüzde 22,5 oldu.

DİSK tarafından hazırlanan istihdamın görünümü raporuna ulaşmak için tıklayınız

DİSK-AR tarafından hazırlanan Türkiye İşçi Sınıfının Görünümü 2021 kitabı yayımlandı. Türkiye işçi sınıfının durumunu ortaya koymayı hedefleyen alan araştırmasının sonuçları kitap olarak yayımlandı. Türkiye’de 15 yaş ve üzeri ücretli çalışan nüfusu (kamu görevlileri hariç) kapsayan araştırmanın saha çalışması Ekim-Kasım 2021 tarihleri arasında yapıldı. DİSK-AR tarafından planlanan araştırma Doç.Dr. M. Hakan Koçak koordinatörlüğünde yürütüldü. Friedrich Ebert Vakfı (FES) Türkiye Temsilciliği tarafından desteklendi. 2004 kişi ile yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmanın saha çalışması Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi tarafından gerçekleştirildi.

 

Kitap olarak basılan araştırmanın öne çıkan bulguları aşağıda yer alıyor.

  • Çalışma hayatının dört büyük sorunu: İşsizlik, düşük ücret, kayıtdışı istihdam ve uzun çalışma saatleri

İşçilerin yaklaşık yüzde 71,7’si çalışma hayatının en önemli sorununu işsizlik olarak ifade ediyor. Çalışma hayatının diğer en önemli sorunları yüzde 65,2 düşük ücret, yüzde 44,8 kayıt dışı istihdam, yüzde 43 uzun çalışma süreleridir.

  • Yaptığı işe karşılık adil bir ücret aldığını düşünenlerin oranı yüzde 31

İşçilerin ücretlerinden memnuniyet oranı oldukça düşük. İşçilerin sadece yüzde 31’i yaptığı işe karşılık adil bir ücret aldığını belirtiyor.

  • Çalışma saatleri uzun!

İşçilerin yüzde 60’ı çalışma saatlerinin uzun olduğunu ifade ediyor. Yasal çalışma süresi olan 45 saatin üzerinde çalışan işçilerin oranı yüzde 59,3’tür. İşçilerin yüzde 37’si son 12 ayda fazla mesai yaptığını söylüyor.

  • İşçilerde konut sahipliği düşük, kiracılık yüksek

İşçilerin yüzde 53,3 kiracı, yüzde 42’si ev sahibi yüzde 4,8’i ise ev sahibi değil ancak kira da ödemiyor. TÜİK’e göre Türkiye çapında konut sahipliği yüzde 58,8 iken işçilerde bu oran yüzde 42’ye geriliyor.

  • İşçilerin yüzde 42’si yıllık izinlerini evde geçiriyor!

İşçilerin büyük bölümü yıllık izinlerini ya evde ya da memlekette/köyde geçiriyor. İşçilerin yüzde 42’si yıllık izinlerini evde geçirdiğini belirtiyor. Yüzde 33’ü ise memlekete veya köye gittiğini belirtiyor.

  • İşçilerin neredeyse yarısı küçük ölçekli işletmelerde çalışıyor!

Araştırmaya katılan işçilerin yüzde 47’si 10’dan az işçi çalıştıran işyerlerinde istihdam ediliyor. 10-30 işçi çalıştıran işyerlerinde çalışan işçilerin oranı yüzde 27 iken 100-249 işçi çalıştıran işletmelerde çalışan işçilerin oranı ise yüzde 7,8’dir.

  • İşçiler başkanlık sistemini olumsuz değerlendiriyor

İşçilerin yalnızca yüzde 26,9’u başkanlık sistemini olumlu olarak beyan ederken, yüzde 44,5’i başkanlık sistemini olumsuz değerlendiriyor. Kadınların yaklaşık yüzde 47’si, erkeklerin yüzde 43,5’i başkanlık sistemini olumsuz değerlendiriyor. Eğitim seviyesi artıkça başkanlık sistemini olumsuz bulanların oranı artıyor.

  • İşçiler Hükümet’in göçmenler/sığınmacılar konusundaki politikası olumsuz değerlendiriyor

İşçilerin yüzde 66,5’i Hükümet’in göçmenler/sığınmacılar hakkındaki politikasını olumsuz buluyor. Kadınların yüzde 67,7’si, erkek işçilerin ise yüzde 66’sı Hükümet’in göçmenler/sığınmacılar hakkındaki politikasını olumsuz buluyor.

  • Erkeklerin çalışma hayatına dair geleneksel değer yargıları ve inanışları sürüyor

Erkek işçilerin yüzde 55,3’ü kadınların çalışmak için eşlerinden izin alması gerektiğini düşünüyor. Kadınların yüzde 28’i bu görüşü paylaşıyor.

  • Kadınların büyük bir kısmı ev içi bakım yüklerinin sadece kendilerine tanımlanmış olmasını kabul etmiyor

Kadın işçilerin yüzde 65’i ev içi bakım yüklerinin kadının sorumluluğu ifadesinin yanlış olduğunu söylemektedir. Bir başka ifadeyle kadınların büyük çoğunluğu geleneksel cinsiyete dayalı iş bölümü̈ etrafında bakım rollerinin sadece kendilerine tanımlanmış olmasını kabul etmezken, erkeklerin yarısından daha azı bu rol paylaşımına karşı çıkmakta ve çocuk hasta ve çocuk bakmak yalnızca kadın işi değildir diye düşünmektedir.

  • Türkiye Hükümeti’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi olumsuz bulunuyor

İşçilerin yaklaşık yarısı kadına yönelik şiddeti önlemek üzere Türkiye tarafından onaylamış olan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını yanlış bulmaktadır. Kadınların yüzde 56’sı, erkeklerin yüzde 44,5’i İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını olumsuz bulmaktadır. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını doğru bulan işçilerin oranı erkeklerde yüzde 24,1, kadınlarda yüzde 18,7 düzeyinde kalmaktadır.

  • Kadın işçiler aynı zamanda görünmez ev içi emekçiler

Ev işlerine ve bakıma 1-3 saat süre ayıran kadınların oranı yüzde 47,6 iken, erkeklerde bu oran yüzde 34,8 ile sınırlı kalmaktadır. Ev işlerine ve bakıma 3-6 saat ayıran kadınların oranı yüzde 23,7 iken erkeklerin oranı ise yüzde 9,7’dir. Ev ve bakım işlerine sadece 0-1 saat ayıran kadınların oranı yüzde 14,6 iken, erkeklerin yüzde 24,3’ü 0-1 saat arasında ev içi işler ve bakım rollerine ilgili zaman ayırdığını söylemiştir.  Ev ve bakım işlerine hiç zaman ayırmayan kadınların oranı yüzde 7,6 ile sınırlı kalırken, erkeklerin oranı yüzde 29’a yükselmektedir.

  • Salgında geçinme zorlaştı, borçlanma arttı

Salgında işçilerin yüzde 55’i borçlarının arttığını, yüzde 27’si faturalarının, yüzde 25’i ise kredi kartı borcunun ödenemediğini belirtilmiştir. Salgında işçilerin borçluluğunun ciddi bir biçimde artmış, geçim zorlaşmıştır.

  • Salgında harcamalar kısıldı, ucuz besinlere yönelim arttı

İşçilerin yüzde 66,4’ü salgında harcamaları azalttığını, yüzde 49,6’sı ise ucuz besinlere yöneldiğini ifade etmiştir. Araştırmaya katılan işçilerin yüzde 32,4’ü kredi kartlarını daha fazla kullandıklarını ifade etmişlerdir. Salgın ve ekonomik kriz dönemlerinde hane ekonomisini sürdürebilmek için alınan önlemlere cinsiyete göre bakıldığında eğilimin farklılaşmadığı görülmektedir. Kadınların yüzde 66,8’i, erkeklerinde yüzde 66,2’si harcamaların azaltıldığını ifade etmektedir. Kadınların yüzde 48,4’ü, erkeklerinde yüzde 50’si daha ucuz besinlere yönelmiştir.

  • Salgında İŞKUR desteklerine ulaşabilen işçilerin oranı yalnızca yüzde 32!

İşçilerin pandemide aldıkları yardımın ana kaynağı aileleri olduğunu görülmektedir. İşçilerin yüzde 39’u ailesinden yardım aldığını beyan etmiştir. Kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin ödeneği alanların toplam oranı yüzde 32,5 olmuştur.

  • Salgında evden çalışmada sürekli ulaşılabilir olmak en önemli sorun

İşçilerin yüzde 57’si salgında işçilerin sürekli ulaşılabilir olmasını önemli bir sorun olarak ifade etmişlerdir. Kadınların sürekli ulaşılabilir olmaktan daha fazla şikâyetçi olduğu görülmektedir. Kadınların yüzde 65,9’u sürekli ulaşılabilir olmak zorunda olduklarını söylerken, sadece yüzde 9,4’ü bu fikre katılmadığını söylemiştir.

  • Salgında döneminde Hükümet’in destekleri yetersiz bulundu

Salgın döneminde Hükümetin sınırlı düzeyde sağladığı desteklerin işçiler açısından da yeterli bulunmadığı görülmektedir. İşçilerin yüzde 43,5’i verilen sosyal destekleri olumsuz bulduklarını belirtmektedir. Katılımcıların yalnızca yüzde 28,5’i destekleri olumlu bulmaktadır. Destekleri ne olumlu ne olumsuz bulanların oranı ise yüzde 24,5’tir.

 

Araştırmaya erişmek için tıklayınız 

Kıbrıs Basın Sen Başkanı Ali Kişmir, aktarma yapmak için geldiği İstanbul Havalimanı'nda önce alıkonuldu ardından sınır dışı edildi. Türkiye'ye girişinin yasak olduğunu öğrenen Kişmir bir süre önce de 'Türkiye'den gelen bir ekip' tarafından tehdit edildiğini ifade etti.

Dünya Gazetesi’nin Adana bürosunda Bölge Temsilcisi olarak görev yapan Recep Şenyurt, uğradığı tacizi ifşa eden çalışana tazminat davası açtı. Mahkeme tazminata yer olmadığına karar verdi.

Dünya gazetesinde çalışırken uğradığı taciz nedeniyle işten ayrılan kadının durumu sendikamız tarafından gündeme taşındı. Kadının beyanını esas alan gazete yönetimi yürüttüğü soruşturma sonucunda başka kadınların da tacize uğradığını belirledi ve Recep Şenyurt’un işine son verdi. İşe iade davası açan Şenyurt bir yandan da tacize uğrayan kadına tazminat davası açtı. İftiraya uğradığını öne süren Recep Şenyurt 26 bin TL tazminat talep etti. Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada mahkeme tazminat talebine yer olmadığına karar verdi.

Davacı, dava boyunca vekilleri aracılığıyla sunduğu dilekçelerde kadına yönelik şiddete karşı ses çıkaran kadınları baskılamayı hedefledi. Kadının bir yıl boyunca susmasını sorguladı. ‘Çocuklu, evli ve saygıdeğer bir yönetici olduğunu, Adana – Mersin çevresinde bilinen biri olduğunu, bu nedenle taciz suçunu işlemeyeceğini, kendisine iftira edildiğini öne sürdü.

 Mahkemece dinlenen davalı tanıkları da tacize uğradığını anlattı. Davalı vekili cevap dilekçelerinde tacize uğrayan kadınların susma refleksine ilişkin istatistikler sundu. Davacının işten ayrılmasıyla müvekkilin beyanları arasında bir illiyet bağı kurulamayacağını vurguladı. Ayrıca müvekkilin dedikodu mekanizmaları değil, gazete yönetimine bildirmek suretiyle hak aradığını belirtti. Davacı, kendi davranışları nedeniyle pek çok kadının işsiz kalmasına neden olduğu halde işten ayrıldıktan sonra kendi şirketini kurup, hiçbir bedel ödemediği halde maddi tazminat talep etme cüretini gösterdi. Aynı zamanda ailesiyle arası bozulduğu için manevi tazminat istedi. Bu hak arama özgürlüğü değil, şiddete karşı ses çıkaran bir kadını susturma çabasıdır.

Tacize maruz kalan davalı kadının avukatı Avukat Tuba Güneş, “Bu davanın amacı, kadınlar üzerinde tahakküm kuracağını düşünen bir yöneticinin bir çalışanını yeniden bu kez dava yoluyla baskı altına almak istemesidir. 3 yıl boyunca bu baskıya karşı direnen müvekkilim, bu çabaları sonuçsuz bıraktı. Dava boyunca müvekkilin ve tanıkların taciz karşısında neden sustuğu, toplumsal cinsiyet terimlerinin kullanılmasının etik dışı olduğu, iftiranın da taciz kadar aşağılık bir eylem olduğu gibi tuhaf ifadelerle karşılaştık. Karşı tarafın iddia ettiği gibi davacının evli, çocuklu, tanınan biri olması erkeklerin kendilerini cinsel taciz suçunu işleyemeyecek olması anlamına gelmez. Bir avukat olarak eşitlik ilkesine aykırı bu savunmaları hala okuyor ve duyuyor olmaktan hicap duyuyorum. Kadınların taciz karşısında neden sustuğunun sorgulanmasına, sonra ifşa ettiğinde yeniden sorgulanmasına alışmak istemiyoruz. Dayanışmayla cinsiyetçi yöneticilere, taleplere karşı kadınları savunmaya devam edeceğiz.”

Davalı kadın gazeteci  “Recep Şenyurt, bir dava açıp kenara çekildi. İşten ayrılmama neden olmasına rağmen bana bu davayı açarak üç yıllık bir dava süreci yaşattı. Ancak sendika ve kadınların yanımda olması beni güçlendirdi. Bu süreci birlikte atlatmamızı sağladı. Davayı kazandığımız için çok mutluyum ama başından beri anlamsız olan bu davanın reddedilmesine sevinmek bile üzücü” dedi.

Davayı DİSK Basın-İş ve Adana Kadın Platformu’ndan kadınlar takip etti.

Diğer Makaleler...

DİSK Basın-İş'ten tweetler

DİSK Basın-İş K24 kameramanı Dilşad Kerim ve muhabir Soran Kameran canlı yayın sırasında İran tarafından Pirde’de düzenlenen bomb… https://t.co/x7EMJqLj4A
About 13 hours ago
DİSK Basın-İş Demokratik Modernite Dergisi çalışanı Ramazan Dişarı hakkında çıkan haberler ve kurum tanıtım kartının 'sahte' bası… https://t.co/TbIAK2vLjS
Pazartesi, 26 September 2022 15:03
DİSK Basın-İş Soruşturma davaya dönüştü. Üyemiz Gökay Başcan'ın yanındayız. Soruşturmalarla, davalarla gazeteciliğe ket vuramayac… https://t.co/MEzBKB20hC
Pazar, 25 September 2022 18:03