Sidebar

13
Cts, Ağu

Türkiye giderek bir karanlığın içine çekiliyor. Gazeteciler her türlü baskıya rağmen bu karanlığa elinden geldiğince ışık tutmaya çalıştıkça yeni yasa(k)lar geliyor.

AKP önce medya sahiplik yapısını istediği gibi düzenledi. Sonra o kurumların başına gerekli atamalar yapıldı.

Biat etmeyen gazeteciler işsizlikle, açlıkla 'terbiye' edilmeye çalışıldı. Başaramadılar.

Gazeteciler terörist ilan edildi, cezaevlerine konuldu, binlerce dava açıldı. Başaramadılar.

Su çatlağını bulur misali ortaya çıkan bir çok kurum KHK'larla kapatıldı. Başaramadılar.

Basın toplantılarında bazı gazetecilerin eline sorular tutuşturup, sadece onlara 'cevap' vermeye başladılar. İstenmeyen soru soranları basın toplantılara almadılar. Başaramadılar.

Bilgiye ulaşımı engellemek için 'bilgi edinme hakkı' başvurularına hatta milletvekillerinin soru önergelerine bile yanıt vermediler. Başaramadılar.

Şimdi yeni bir yasa(k) peşindeler. Öyle bir yasa(k) ki, örneğin bir bakanın "Dolara yatırım yapan yanacak" açıklamasını haber yapan "yalan haber" yaptığı için ceza alabilir.

Öyle bir yasa(k) ki Cumhurbaşkanı geçmişte "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik" ettiği iddiasıyla ceza aldığı için, olur da bir gün gazetecilik yapmak isterse İletişim Başkanlığı'ndan Turkuaz Basın Kartı alması mümkün değil.

Elbette bunlar sadece "mesela" dediğimiz yanı, bugün için böyle olmayacağını biliyoruz. Ama gün olur, devran döner, bu yasa(k) bir başkasının eline geçer. Geçmişte olduğu gibi mağrurlar bir anda mağdura dönüşebilir. 

Başaramadınız, başaramayacaksınız. Su akar, çatlağını bulur.

Bugün Basın Özgürlüğü günü. Türkiye ne yazık ki basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan ülkelerin başında yer alıyor. İnsanlar fikirlerini söyledikleri için, gazeteciler yaptıkları haberler nedeniyle takibata uğruyor, yargılanıyor, sabaha karşı evleri basılarak gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.

İktidara biat etmeyen basın yayın organları devletin elindeki aygıtlarla keyfi olarak baskı altına alınıyor. Partizanlaşmış güvenlik güçleri kendilerinden olmayan gazetecilere düşmanca davranıyor. Sarayın iletişim başkanı kimin gazeteci olup olmadığına karar vermeye kalkıyor.

Tüm bu karamsar ortamda cesurca hakikati anlatmaya çalışan gazeteciler var. Biz onlardanız ve onların yanındayız. Gazeteciliğin sadece ticari bir iş olmadığına, kamu yararı için yapıldığına inananlardanız. Haber yaparken aynı zamanda halkın çıkarını savunanlardanız.

Bu baskı ortamını gazetecilerin değiştiremeyeceğini biliyoruz. Bu bir demokrasi sorunu. Basın özgürlüğü gününde tüm demokrasi güçlerini demokrasi, basın ve ifade özgürlüğü önündeki engelleri kaldırma mücadelesine çağırıyoruz. Bunu hep birlikte başarabiliriz.

Ekonomik kriz derinleştikçe patronlar faturayı çalışanlara çıkarmaya çalışıyor. Biliyoruz ki bu kriz her zaman çalışanların krizi oluyor, patronların geliri ise azalmak bir yana bir de artıyor.

Bundan bir yıl kadar önce, kamuoyunun yakından bildiği gibi Artı Gerçek ve Artı TV de mücadelemizi bir protokol ile sonuçlandırdık. Basın tarihinde örnek bir adım attık, işkolu yetkisi gibi bir engeli fiilen ortadan kaldırdık. Bu başarıda şüphesiz, o zaman bizlere destek verenlerin de büyük payı var.

Protokolun amacı iş barışının sağlanması, işleyişin şeffaflaşması, çalışanları yönetime katılmasıydı. Bu söylemleri ağızlarından eksik etmeyen, katıldıkları programlarda emek üzerine konuşan kurum yöneticileri için de değerli olmalıydı. Ancak onlar böyle bir örneğin parçası olmak yerine, “böyle karar verdik” in esiri olmayı tercih ettiler. Altına imza attıkları protokol metnini rafa kaldırdılar. Süreçte emeği olanları hedef aldılar. Çalışanlar arası husumet yaratmaya, mobingi kurum kültürü yapmaya çalıştılar.

Geçtiğimiz günlerde kriz koşullarında her gün biraz daha hayatı zorlaşan çalışanların soluk alabilmesini sağlamak amacıyla kendilerine ücret artışı ve diğer çalışma koşullarına ilişkin taleplerin yer aldığı bir metin sunduk ve görüşme teklifinde bulunduk.
Ancak kanal yönetimini, Migros, Corazon, Darinda Çorap, Farplas işverenini aratmayan bir tavır içine girdi. Kurumun kuruluşundan bu yana görev yapan, Ankara bölge temsilcimiz Turgut Dedeoğlu ”yeniden yapılanma” bahanesiyle işten çıkartıldı.

Bakmayın burası patronsuz medya dediklerine. Bu koca bir yalan. Evet Artı'da patron yok ama patronaj var. Üstelik patronsuz bir medyada olması gerekenden daha da tekelleşmiş küçük bir gruba sıkıştırılmış ve taşeronlaştırılmış biçimde
Elbette bu tavır karşı tavrını yaratacaktır.

Geçmişte konumlandıkları yerler kimseyi bu tavırdan müstesna kılmayacaktır. Aynılar aynı yere ayrılar ayrı yere.

Dün olduğu gibi bugün de dostlarımızın desteğini değerli buluyoruz ve yanımızda hissetmek istiyoruz. Bu tavrın duyulmasıyla birlikte Artı Tv ve Artı Gerçek ile haber kaynağı olarak ilişkisini kestiğini duyuranlara teşekkür ediyoruz

Bu gün 10 Ocak. Gazetecilerin özlük haklarına, mesleklerine büyük güvenceler sağlayan 212 sayılı yasanın kabul edilişinin 61. yıldönümü. “Çalışan Gazeteciler Günü” diye garip bir adı var ansiklopedik olarak. Ama yıllardır “Gazeteciler Günü” diyoruz. Açıklamalar yapılıyor, gazeteci örgütleri ziyaret ediliyor… Bizce artık bunların hiçbir anlamı yok.

İktidar medya organlarının yüzde 90’ından fazlasını kontrol ediyor ve medya çalışanlarının büyük bölümü bu kurumlarda. Sendikasızlar, örgütsüzler.

İktidar yanlısı medyada çalışan, evine ekmek götürmek, kira ödemek için bu duruma katlanan meslektaşlarımıza, basın emekçilerine örgütlenme çağrımızı yineliyoruz

İktidarın kendisine biat etmeyen gazetecilere ve medya organlarına yargı ya da ellerindeki RTÜK, BİK gibi çeşitli enstrümanlarla nasıl baskı yaptığını biliyoruz.

Artık sokakta haber takibi yapmak, röportaj yapmak bile keyfi olarak engelleniyor. Haber takibindeki gazeteciler güvenlik güçleri tarafından düşman olarak görülüyor ve zaman zaman açıkça kamu önünde işkenceye maruz kalıyor. Liste çok uzun...

Üstelik gazeteciler tüm bunları, yani hakikati anlatma faaliyetini inanılmaz bir özveri ile yapmaya çalışıyor. Büyük kısmı, sendikaların açıkladığı yoksulluk hatta açlık sınırının altında maaş alıyor. Birçok meslektaşımız iş bulamadığı ya da bulduğu işlerden aldığı maaşlarla geçinemediği için başka sektörlerde çalışıyor.

Bir sözümüz de iktidara biat etmeyen medya organlarına. Evet önemli bir iş yapıyorsunuz. Ama bunu asla emek sömürüsü üzerinden yapmayın.

Gazeteci oldukları için hapishanelerde tutulan meslektaşlarımıza bir kez daha dayanışma duygularımızı iletiyoruz.

Tüm baskılara rağmen hakikati anlatmakta ısrar eden meslektaşlarımızı selamlıyoruz.

Sonunda hakikat kazanacak. Gazeteciler özgür değilse kimse özgür değildir.

DİSK Basın İş

 

 

DİSK Basın İş'in çağrısı üzerine çok sayıda gazeteci "Basın emekçisine atılan tokada sessiz kalmıyoruz" yazılı pankart açarak Habertürk binası önünde buluştu.

Habertürk TV Ankara Temsilcisi Muharrem Sarıkaya’nın, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkanı Fatma Şahin’in konuk ettiği canlı yayın sırasında, İHA Gaziantep kameramanı Ahmet Demir’i tokatlaması nedeniyle sesimizi duyurmak için kanalın merkez ofisi önündeydik.

DİSK Basın İş’in çağrısı üzerine çok sayıda gazeteci “Basın emekçisine atılan tokada sessiz kalmıyoruz” yazılı pankart açarak Habertürk binası önünde buluştu. Gazeteciler adına basın açıklamasını DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren okudu. Yapılan açıklama şöyle:

Haber Türk Ankara Temsilcisi Muharrem Sarıkaya’nın İHA çalışanına tokat atması sadece gazeteciler arasında değil, kamuoyunda büyük tepki topladı.

O tokat aslında medyada yıllardır süren ücret uçurumuyla semirmiş, sırtını güce dayayarak kendisini dev aynasında görmeyi normal sanan anormal egoların hepimize yıllardır yaptığının görünü hale gelmesidir.

O tokat gazetecileri geçim sıkıntısıyla, açlıkla terbiye etmeye çalışan anlayışın ete kemiğe bürünmüş halidir.

O tokat gazetecileri hapisle, para cezalarıyla yıldırmaya çalışan iktidarların uygulamalarının devamıdır, tekrarıdır.

O tokat biz gazetecilerin, genelde tüm emekçilerin kırmamız gereken kolu da bize yeniden göstermiştir. Emekçilere atılan tokat affedilemez!

Olayın görüntülerinin çıkması ve sosyal medyada tepkilerin çığ gibi büyümesi üzerine şaşırtıcı olmayacak şekilde, birçok gazeteci Sarıkaya’nın kendilerine de kötü davrandığını, mobbing uyguladığını açıkladı. Muktedirlere ve yöneticilere sırtlarını dayayanlar çalışanlara, basın emekçilerine açıkça eziyet ediyor. Ve bu eziyetlere işi kaybetme kaygısı nedeniyle çoğunlukla sessiz kalınıyor.

Bunun bir nedeni iktidarın medya üzerindeki büyük denetimi, bir başka nedeni gazetecilerin örgütsüz olması. Bu durumu aşmak için gazeteciler mutlaka sendikalarda örgütlenmeli.

Gelen tepkiler üzerine Muharrem Sarıkaya Haber Türk’ün Ankara Temsilciliği’nden istifa ettiğini açıkladı. Ancak gazete ve televizyondaki görevlerine devam edip etmediği net değil. Pek çok basın emekçisinin kolektif çabasıyla sürdürülebilen bir yayın faaliyetinde iş arkadaşına şiddet uygulamak, hele de bunu sırtını dayadığı güce, konumuna, titrine güvenerek yapmak, asla kabul edilemez. Haber Türk yönetimine çağrımız Sarıkaya’nın bütün görevlerinin sona erdirilmesidir.

Sarıkaya’nın üye olduğu tüm meslek örgütlerine çağrımız bu lümpen tavrı hoş görmemeleri, tüm üyeliklerinin sonlandırılmasıdır.
Saldırı sonrası gördük ki, sesini duyuramayan meslektaşlarımız da var. Bundan sonra kimse sessiz kalmasın, birlikte ses çıkaralım. Örgütlü ses çıkaralım.

Türkiye yeni bir dönemi konuşuyor. Bunun etkisini medya üzerinde de görüyoruz. Unutmayalım yeni medya, eskinin alışkanlıklarıyla yürümemeli. Tüm medyada gazetecilerin, basın emekçilerinin örgütlü olması gerekiyor. Basın emekçileri, tüm emek güçleri ve demokrasi isteyen halk buna engel olmaya kalkanları da yıkıp geçecektir.

Diğer Makaleler...

DİSK Basın-İş'ten tweetler

DİSK Basın-İş İnşaat işçilerinin hak gasplarına karşı eylemini takip eden üyemiz Zeynep Kuray gözaltına alındı. Emek mücadelesini… https://t.co/7QBg1dMkV0
Cuma, 12 August 2022 11:58
DİSK Basın-İş Diyarbakır’da 16 Haziran’da tutuklanan 16 gazeteci hakkında ikinci kez tutuklamaya devam kararı verildi. Adil savun… https://t.co/rT23j2z74r
Çarşamba, 10 August 2022 13:11
DİSK Basın-İş 8 Aralık’ta İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek davanın ilk duruşmasında @ozcannazan 'ın yanında olaca… https://t.co/h2F8fd5BcZ
Çarşamba, 10 August 2022 10:02