Sidebar

29
Prş, Eyl

Yine bir gece yarısı Resmi Gazete’de yayımlanan Basın Kartı Yönetmeliği, Saray’ın istemediği kişilerin gazeteci sayılmayacağının itirafıdır. Yine muğlak tanımlar ve iktidar ölçülerinin işletileceği tepeden inme bir kararla gazeteciliğin tarifi yapılıyor.

DİSK Basın-İş geçmiş dönemde de basın kartı verilme yönteminin yanlışlığını savunuyordu. Kimin gazeteci olup olmadığına devlet değil gazeteci örgütleri karar verir. Gazeteci örgütlerinin oluşturduğu bir komisyonun belirlediği ilkelerle basın kartı verilmeli. Bu konuda bütün meslek örgütlerini ortak tutum almaya çağırıyoruz.

Tüm gazeteci örgütlerini bir kez daha bu çalışmaya davet ediyoruz. Basın kartı sorununun çözümü için elimizi taşın altına koymaya ve inisiyatif almaya hazırız

Bu sorun giderilene kadar gazetecilik faaliyetinde bulunan kurumların verdiği tanıtım kartları basın kartı yerine geçmeli.

AKP'nin basın özgürlüğü karnesi işsiz bırakma, açlıkla terbiye etme, kapatma, engelleme, sansür, dava, hapis, gözaltı ile dolup taşarken, sermaye grubu medyanın payına da zaman zaman reklam ambargosu, uçağa almama, "Alo Fatih" gibi yöntemler düştü. 

Geçtiğimiz günlerde MHP lideri Devlet Bahçeli Habertürk TV'yi ve gazetecileri hedef gösterdi. Ardından harekete geçen parti kadroları gazetecileri itibarsızlaştırma operasyonu ve tehditlere başladı. Yaşananların ardından Ciner Grubu Habertürk Televizyonu Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir'i görevden aldı. Genel Yayın Yönetmeni Kürşad Oğuz istifa etti ya da istifa etmek zorunda bırakıldı. Bahçeli tarafından hedef gösterilen Ebru Baki ise hakkında verilecek kararı bekliyor.

Sloganı ‘Gücü Özgürlüğünde’ olan Habertürk'ün "özgürlüğü" yine "Alo Fatih" duvarına çarptı. Bu sefer telefonun bir ucunda MHP lideri Devlet Bahçeli var. İktidarın küçük ortağı AKP çizgisinde medyayı tehdit geleneğini sürdürüyor. 

İstiyorlar ki kimse eleştirmesin, kimse konuşmasın hatta kimse düşünmesin. Sadece onlar ne diyorsa ona inansınlar. Oysa söylediklerine kendileri de inanmıyorlar. 

Bülent Aydemir'in gazeteciliğe sahip çıkan konuşmasının ardından görevinden alınması kurumun sorumluluğunu bir kez daha hatırlatıyor. 

Aydemir'in MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter'in özür dilemesi çağrısına DİSK Basın-İş olarak katılıyor, basına yönelik her türlü tehdidi reddediyoruz. 

Baskı ve tehditlere karşı gazetecilerin/gazeteciliğin tarafındayız!

Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde yine yeni yasaklarla karşı karşıyayız. Her ne kadar İçişleri Bakanı genelge gazeteciler için değil dese de Bakan Soylu'yu yanlışlayan görüntüler 1 Mayıs takip eden gazetecilerden geldi.. Gazeteciler dövüldü, görüntü çekmeleri engellendi. 

Basın özgürlüğünü de hedef alan genelgenin yaratacağı sonucu bakan da, polisler de bizler de gayet iyi biliyoruz. 

Genelge aslında bizler için malumun ilamından başka bir şey değil. Daha önce de türlü türlü yasaklar koydular, hapsettiler, kapattılar ama su her defasında çatlağını buldu. Yine bulacağından kimsenin şüphesi olmasın.

Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde iktidara sesleniyoruz, kişisel verilerin korunması konusunda madem hassassınız, gazetecilerin telefonunu dinlemekten vazgeçin, internet hatlarını izlemeye son verin, gazetecileri fişlemeyin. 

Bizim için 3 Mayıs da mücadele günü, mücadeleyi, bu yolda yitirdiğimiz meslektaşlarımızın anısını yaşatarak sürdüreceğiz. Gerçeklerin önüne set çekmek için önümüze dikilenlerin bizi durduramayacağını bir kez daha göstereceğiz.

Yasaklar ülkesinde bugün karşılaştığımız yasak pes dedirtecek türden, ama elbette pes etmeyeceğiz. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan genelge ile polise, gösteriler sırasında görüntü ve ses kaydı alınmasının engellenmesi talimatı verildi. Gerekçe ise 'kişilik haklarını korumak'. 

Nedir bu genelgenin gerekçesi; Tıpkı ABD'nin savaş bölgelerinde sadece iliştirilmiş gazetecilere görüntü almak hakkı vermesi gibi, istenmeyen görüntüler ortalığa dökülmesin kaygısı. 

Dünyanın dört bir köşesinde sadece profesyonel gazeteciler değil, yurttaş gazeteciler de bir çok haberin kamuoyuna iletilmesi için çalışmaktadır. Büyük medya kuruluşları dahi haber akışı için yurttaş gazetecilerden gelen bilgi ve görüntüleri kullanmaktadır. ABD'de polisin George Floyd'u öldürürken gösteren görüntüler de böyle ortaya çıkmıştı. 

Emniyet Genel Müdürlüğünün amacı kişilik haklarını korumak değil, suçluyu gizleme çabasıdır. Yasal haklarını kullanan insanların keyfi olarak gözaltına alınmasını, dövülmesini, "amirim aralarına girip karıştırayım mı" ya da "Hadi dağılın lan", "Yukarıya bakmayın" sözlerinin halka aktarılmasının engellenmesi isteğidir. Emniyet Genel Müdürlüğü eğer kişilik haklarını düşünüyorsa öncelikle her sokakta, dükkanda yetkisiz ve izinsiz kişiler tarafından kurulan kameraları engellemelidir. MOBESE'ler veya taksilere yerleştirilen kameralar ile uyarı olmaksızın yapılan kayıtlara son verilmelidir.

*Kamuya açık alanda meydana gelen ve kamuoyunu ilgilendiren her türlü olayın anayasa ve uluslararası sözleşmeler tarafından korunan ifade ve basın özgürlüğü kapsamında olduğunu anımsatırız.* Bu nedenle yayınlanan genelgeye karşı yasal haklarımızı kullanacağımızı ve gerçekleri iletmeye devam edeceğimizi bir kez daha tekrarlıyoruz.

Artı TV ve Artı Gerçek’le sendikamız arasında bir protokolün imzalandığını, arada yaşanan sorunların ise DİSK, DİSK Basın İş ve Artı TV yönetimi arasında yapılan görüşmelerle aşıldığını daha önce kamuoyuna duyurmuştuk.

Başından itibaren amacımız Artı TV’nin ve kanalı yaratan basın emekçilerinin bu süreçten yara almadan çıkmasıydı. 

Fakat Artı TV yönetiminden istifa ettiğini duyuran gazeteci arkadaşımız Ragıp Duran'ın sendikamızı doğrudan suçlayan, asla doğru olmayan bilgiler içeren yazısına üzüldük. Ancak doğru olmayan bilgileri düzeltmek hem görevimiz hem de sorumluluğumuz. 

Sendikanın da dahil olduğu süreçte üyelerini her adımda bilgilendiren DİSK Basın iş yöneticilerini töhmet altında bırakan açıklamaya karşı yanıtımız net. Doğru değil, gerçek değil. 

Ragıp Duran, isim vermeden, genel başkanımız Faruk Eren’in çalışanlara “yazılı uyarıda bulunarak isteyen üyenin istifa edebileceği” dediğini iddia etti. Bu iddiayı reddediyoruz. Çünkü asılsız. 

Genel sekreterimiz Özge Yurttaş’ın sendika adına işyerine yaptığı ziyareti “baskın” olarak tanımlamak da akıllara ziyan… 

Kanalın ekranını “karartma çabası” iddiasına yanıtlamaya gerek görmüyoruz. DİSK Basın İş’in adının bu iddialarla yan yana getirilmesinin vicdanlarda karşılık bulmayacağına inanıyoruz. 

Yanıtlarımızın hepsinin somut delil ve kanıtları elimizde mevcuttur. 

Artı da çalışanları da değerlidir.

Diğer Makaleler...

DİSK Basın-İş'ten tweetler

DİSK Basın-İş K24 kameramanı Dilşad Kerim ve muhabir Soran Kameran canlı yayın sırasında İran tarafından Pirde’de düzenlenen bomb… https://t.co/x7EMJqLj4A
About 11 hours ago
DİSK Basın-İş Demokratik Modernite Dergisi çalışanı Ramazan Dişarı hakkında çıkan haberler ve kurum tanıtım kartının 'sahte' bası… https://t.co/TbIAK2vLjS
Pazartesi, 26 September 2022 15:03
DİSK Basın-İş Soruşturma davaya dönüştü. Üyemiz Gökay Başcan'ın yanındayız. Soruşturmalarla, davalarla gazeteciliğe ket vuramayac… https://t.co/MEzBKB20hC
Pazar, 25 September 2022 18:03