Sidebar

29
Prş, Eyl

DİSK Basın İş has been organized in companies that produce content for the Artı TV and Artı Gerçek for about a year. As a Germany-Netherlands-based foundation, the management of Artı TV and Artı Gerçek has been purchasing services from two companies with 55 employees. These two companies provide services solely for Artı TV and Artı Gerçek.

In December 2020, based on ILO norms and international law, we called the company management to sign a protocol on working conditions. We wanted to sign a contract for the social and economic rights of the employees who have been working without a raise for the past four years. The management refused the raise demands on the grounds of economic conditions. While the negotiations continued on this issue, the pressure on the employees increased. One of our members was forced to resign after she refused to do anything out of work description. When she didn’t, she was sent to leave. Following this incident, the workers made a warning protest at the tv channel for eight hours. They demanded to end the pressure on employees and start the negotiations with the union.

After the protest, the management contacted us. After one-month negotiations, we signed the contract on March 4. Following the contract, seven employees were forced to resign or, in other words, fired. Due to the pandemic, Turkey banned unemployment; therefore, our members were forced to go on an “unpaid leave.”

One of the people who got fired is our work representative, Cenk Koçak. In the protocol, the work representative is defined as the authorized person to solve the work-place problems. In addition to that, Turkish law restricts the disemployment of the work representative of the union. However, our representative got fired. Notwithstanding, the representative laid off on March 19.

Following these developments, our union made a meeting on March 22 and stated that we’d fight against mobbing and unemployment. On the same evening, the Editor-in-Chief of the Artı TV informed the president of DİSK Basın İş that the Artı TV and Artı Gerçek terminated their contract with the company which the union signed the contract.

The termination of the contract with the company’s result will be the unemployment of 55 workers. With the decision of Artı TV and Artı Gerçek, the authorization of the union was also removed.

Today, the DİSK Basın İş made a statement and called the Artı management to abandon this decision will leave workless unemployed. The employees are not informed in official channels yet. If the call will be authorized and the workers will be notified, the union will launch a series of actions.

We expect you to call the Artı Editorial Board based in Cologne, and the Artı Foundation, which Artı TV and Artı Gerçek are affiliated with by letters and phone calls and demand the withdrawal of the decision. We call for your solidarity messages for the Artı workers.

Contact: +90 542 486 9213 – Özge Yurttaş General Secretary of DİSK Basın İş

Sözümüz bu kez net...

Doğrudan Artı TV yönetimine; Celal Başlangıç, Ragıp Duran, Ayşe Yıldırım, Kenan Azizoğlu, Emin Arslan, Dilhun Gençdal ve Fatih Yapıcı’ya...

Değersizleştirme, mobbing ve zamsız geçen 4 yıl... Bütün bunlar bıçağın kemikte olduğu bir vakitte iş bırakma eylemiyle ‘dolaylı’ dile getirildi.

DİSK Basın-İş’in de devrede olduğu hak arayışı sürecinde, Artı TV’nin ‘sessizlerin, ezilenlerin, kadınların, halkların, işçilerin, LGBTİ+’ların” sesi olduğu gerçeğinin yarattığı DEĞER’e saygı duyarak müzakerelerle PROTOKOL imzalatmayı başardık.

İmza atılmasını yönetimin ‘iyi niyeti’ olarak okuduk.

Meğer büyük bir yanılgıymış!

‘Hak’ arayışında öne çıkanlar teker teker işten çıkarılmaya başlandı çeşitli bahanelerle... Daha PROTOKOL’ün ruhu ARTI’da dolaşmaya başlamamıştı bile...

  1. Son olarak da DİSK-Basın İş işyeri temsilcisi arkadaşımız Cenk Kolçak ‘hiyerarşiyi gözetmeme’ bahanesiyle ücretsiz izne çıkarıldı.

Bu yönetim anlayışı için bu ‘kefaretin’ yetmeyeceği açıktı. İşten çıkarmalara karşı tutum belirlemeye çalışırken, Artı yönetimi akıl almaz bir kararla hukuki ve fiili mücadeleye hazırlanan sendikamıza söz konusu şirketlerle sözleşmesini feshettiğini deklare etti.

Bu karar, şirketlerde çalışan herkesin İŞSİZ kalması demek!

Bu karar, hak arayan, haksızlığa sessiz kalmayan basın emekçilerini açlıkla, işsizlikle cezalandırmak demek!

Bu karar, 4 yıldır zamsız çalıştırılan, mobbing ve baskı ortamında işini yapmaya zorlanan, itiraz hakkı istifa baskısı ile elinden alınan ve tüm bunlara karşı sendikalaşma hakkını kullanan basın emekçilerine DEMİRÖREN vari bir yanıttır.

İspiyon, jurnalleme, dedikodu mekanizmalarıyla karar veren yönetimin kararını TANIMIYORUZ

Yönetimin ‘iyi niyeti’ olarak da kamuoyuna duyurduğumuz PROTOKOL’e aykırı davranışını çalışanların, sendikanın ve kamuoyunun aklıyla ALAY ETME olarak görüyoruz.

Artı yönetimi, imzaladığı sözleşmeyi yok saydı!

Israrla “Burası patronsuz işyeri” beyanlarının YALAN olduğunu kendileri açık etti!

Son 1 ayda neler oldu?

4 Mart’ta protokol imzalandı.

Protokol öncesi ve sonrası “hiyerarşiye uymamak” veya ‘üslubunuz sorunlu” gibi muğlak gerekçelerle

7 kişi ya istifaya zorlandı ya da işten çıkarmanın pandemi dilinde “ücretsiz/ücretli izne” çıkarıldı.

Şimdi ise ‘sözleşme feshi’ ile 50’den fazla çalışan işsiz kalacak.

Dile kolay, 50’den fazla hayat, Artı yönetiminin ‘KARARI’ ile alt üst olacak!

Gerekçe ‘küçülme’, ‘parasızlık’, ‘pandemi’ vs olacak.

Buna inanmamız için tek bir neden gösterebilirler mi?

Artı yönetimini işçi düşmanı, sendika düşmanı bu tutumdan vazgeçmeye çağırıyoruz.

Artı Tv’de program yapan, Artı Gerçek’te yazı yazan tüm gazeteci, yazar ve aydınları, okurları, izleyicileri ve tüm kamuoyunu bu kitlesel emek kıyımına karşı dayanışmaya çağırıyoruz.

 

DİSK Basın İş Yönetim Kurulu

Kadınlar ve LGBTİ+'lar bu yılda hayatlarına ve haklarına sahip çıkmak için ülkenin dört bir yanında sokağa çıkıyor. Bu 8 Mart’ta da DİSK Basın-İş’li kadınlar olarak gazete binalarından, matbaalardan, evlerden ve sokaklardan sesleniyoruz, eşitlik ve özgürlük talebimizi bir kere daha yineliyor, kazanımlarımıza sahip çıkacağımızı hatırlatıyoruz.

Bizler, haber takip ettiğimiz alanlarda erkek devlet şiddetine, çalıştığımız kurumlarda cinsiyetçi patronlara, medyada eril dile, homofobi ve transfobiye karşı mücadeleye devam edeceğimizi bir kez daha söylüyoruz. Çünkü alanlarda tanığız, her gün ajanslara düşen erkek şiddeti ve kadın cinayeti haberlerindeki artışı görüyoruz ve tekrarlıyoruz; İstanbul Sözleşmesi’ni uygulayın! Kadın katillerini aklamayın, yargılayın! Pandemi nedeniyle bulunduğumuz evlerde artan şiddeti, iş yerlerinde kod29 tehdidini, alanda gazetecilere dönük şiddeti ört bas etmeyin!

Bir sonraki 8 Mart’ı daha fazla kazanımla karşılamayı ümit ediyoruz ve “Alışın, barışın, gitmiyoruz” demeyi sürdüreceğimizi duyuruyoruz!

Gazeteciliğin ve gazetecilerin zor günler geçirdiği bir dönemde muhalif bir kurumda gazetecilerin yürüttüğü sendikal süreçlerin her zamankinden fazla öneme sahip olduğuna inanarak kamuoyuna aşağıdaki bilgilendirmeyi yapmayı sorumluluk olarak gördük.

Sendikamız yaklaşık 1 yıldır aralarında Artı Tv ve Artı Gerçek’in de bulunduğu çeşitli medya kuruluşlarına hizmet üreten şirketlerde örgütlü durumdadır. İşyerinde önce işkolu engelini aşarak çalışanların yasal statüde üye olarak kazanılması sonrası işveren ile görüşerek işyerindeki sosyal ve ekonomik hakların iyileştirilmesi ve çalışan basın emekçilerinin kolektif iradesinin işyeri yönetsel süreçlerine dahil edilmesi amaçlı temaslarımız oldu.

Bu kapsamda Türkiye medyasında bir ilke imza atarak işkolu düzeyinde toplu sözleşme yetkisi olmadığı halde sendikamız DİSK Basın İş ile işveren arasında toplu sözleşme niteliğinde bir protokol imzalanması için temaslarda bulunulmuştur. Bu temas girişimleri işveren tarafının da olumlu yanıt vermesi ile yaklaşık 20 gündür karşılıklı müzakereler şeklinde sürmektedir. Basın sektöründe ilk kez bir kurum ile ILO sözleşmesi doğrultusunda protokol müzakere aşamasına gelinmiş olması umut vericidir.

Her müzakere sürecinde olduğu gibi çeşitli uzlaşma anları ve çeşitli gerilim anları yaşanmaktadır. Sürecin her aşamasında işyerindeki üyelerimizin iradesini yansıtmak amacıyla işyeri-üye toplantıları ile değerlendirmeler yapılmaktadır. Temennimiz bu sürecin basın emekçileri açısından kazanımla sonuçlandığı, muhalif basın kurumlarının sendikal haklar ve çalışanların sosyal-ekonomik hakları açısından istenilen noktaya yaklaştığı bir sonuca varmasıdır. Bu konuda sendikamızın da işyerinde bulunan üyelerimizin de işveren tarafının da sorumlu davranacağına inanıyoruz. Süreç olgunlaştığında gerekli bilgilendirmeleri kamuoyuna ayrıca yapacağız.

Kamuoyunun bilgisine

Değerli gazeteci Uğur Mumcu’yu katledilişinin 28. yıldönümünde saygıyla anıyoruz.

Ne yazık ki Ocak ayı gazeteciler için bir tür matem ayı. 8 Ocak’ta Metin Göktepe’nin mezarı başındaydık, 19 Ocak’ta ise Agos’un önünde, Hrant Dink’in vurulduğu yerde. Bugün Türkiye’de gazetecilik denince ilk akla gelen isimlerden biri olan Uğur Mumcu’nun katledilişinin 28. yıldönümü. Şubat başında ise bir başka büyük gazeteci Abdi İpekçi’yi anacağız mezarı başında.

İktidar uzun yıllardır yargıyı ve elindeki tüm enstrümanları kullanarak gazetecileri ve gazeteciliği sindirmeye çalışıyor. Ancak son günlerde yeni bir baskı, sindirme yöntemi daha deneniyor. Abdi İpekçi’yi katleden zihniyet şimdi sokaklarda gazeteci dövüyor, ölümle tehdit ediyor, hoşlarına gitmeyen yazılar yazan, haber yapan gazetecileri hedef gösteriyor.

Başta 28 yıl önce kaybettiğimiz Uğur Mumcu olmak üzere, katledilen tüm gazetecileri saygıyla anıyoruz, hapishanelerde tutulan meslektaşlarımıza dayanışma duygularımızı iletiyoruz.

DİSK Basın-İş’li gazeteciler olarak bir kez daha baskılara boyun eğmeyeceğimizi söylüyoruz. Basın ve ifade özgürlüğünün önündeki engeller kalkana, barış ve demokrasiyi kazanana kadar mücadelemiz sürecek.

DİSK Basın-İş

 

Diğer Makaleler...

DİSK Basın-İş'ten tweetler

DİSK Basın-İş K24 kameramanı Dilşad Kerim ve muhabir Soran Kameran canlı yayın sırasında İran tarafından Pirde’de düzenlenen bomb… https://t.co/x7EMJqLj4A
About 11 hours ago
DİSK Basın-İş Demokratik Modernite Dergisi çalışanı Ramazan Dişarı hakkında çıkan haberler ve kurum tanıtım kartının 'sahte' bası… https://t.co/TbIAK2vLjS
Pazartesi, 26 September 2022 15:03
DİSK Basın-İş Soruşturma davaya dönüştü. Üyemiz Gökay Başcan'ın yanındayız. Soruşturmalarla, davalarla gazeteciliğe ket vuramayac… https://t.co/MEzBKB20hC
Pazar, 25 September 2022 18:03