Sidebar

25
Çrş, May

DİSK Basın İş’li kadınlar olarak medya ve yayıncılık sektöründeki erkek şiddetine karşı sektör çalışanı tüm kadınları ve LGBTİ+'ları değişimi birlikte örmeye çağırıyoruz.

Örgütlerimizde ve örgütlü olduğumuz iş yerlerinden başlayarak sektörde kadın ve LGBTİ+’lara yönelik erkek şiddetini, toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığı önleyecek, kadın ve LGBTİ+’lara konuşabilecekleri güvenli bir alan açmak için sektörde örgütlü ya da çalışan kadın ve LGBTİ+ meslektaşlarımızı ortak toplantıya çağırıyoruz.

Toplantı güvenli bir tartışma ortamı yaratmak için kapalılık ilkesiyle gerçekleşecektir. Lütfen katılım için aşağıdaki linke tıklayarak açılan mini formu doldurun.

Çözümü de birlikte örgütlemek için sizleri de bekliyoruz,

Dayanışmayla

 Katılım için kayıt formu

DİSK Basın İş'li kadınlar olarak kadına yönelik şiddetin medya sektöründe ne kadar canlı ve konuşulmaz olduğunun farkındayız. Birçok kadın meslektaşımızın şiddet faillerinin nüfuzu, konumu, popülaritesi ya da yaşı nedeniyle konuşmadığını biliyoruz. Kadınların şiddeti ifşa edecekleri, kendilerini güçlendireceklerini ve meslek alanında da kadın dayanışmasını örebilecekleri alanlara ihtiyacımız var. Bu nedenle,

DİSK Basın İş olarak meslektaşlarımız için güvenli alan yaratmayı,
Kadına yönelik şiddette bulunan hiçbir kimseyle yan yana olmayacağımızı,
Cinsiyetçi şiddeti gördüğümüz her alanda kadın mücadelesinin ilkelerine bağlı kalarak hareket edeceğimizi,
Şiddete, tacize maruz kalan meslektaşımızın ihtiyaç duymaları durumunda hukuksal ve psikolojik destek almaları için tüm kapasitemizle destek vereceğimizi
Şiddete ve tacize maruz kalan kadınların mücadelesinde yanlarında olacağımızı taahhüt ediyoruz.


Bu vesileyle DİSK Basın İş’li kadınlar olarak tüm kadın ve LGBTİ+ meslektaşlarımızı ve sektör bileşenlerini çalışma alanlarımızda maruz kaldığımız cinsiyetçi şiddeti konuşup bir yol haritası çıkartmak üzere bir araya gelmeye çağırıyoruz.

Sendikalarda kadınlara yönelik taciz ve şiddet karşısında etkin bir dayanışma merkezi kurmanın imkan ve olanaklarını yaratmak için daha fazla geç kalmayalım

Halen onlarca arkadaşımız gazetecilik yaptığı için hapishanede, daha fazlası hapis tehdidi ile adliye koridorlarında. Sadece gerçekleri yazdıkları için.
İktidarlar geçici biliyoruz, kalıcı olan bizleriz. Hakları için mücadele edenler, haklarını kullanmak için direnenler.

Gerçek gazetecileri işsizlikle, haysiyet cellatlığıyla, yalanlarla, hapislerle, davalarla, gözaltılarla korkutacağını sananlar yanılıyor. Bir gün onların da yalan haberlere kurban olmamasını yine biz savunacağız.

Haklar var oldukları için değil, kazanıldıkları ve yaşatıldıklarında haktır...

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin kabulünün 72. yılında dünyanın dört bir köşesinde, halkın haber alma hakkına sahip çıktıkları ve düşünceyi açıklama hakkını kullandıkları için özgürlüğünden mahrum bırakılanları saygıyla selamlıyoruz.

DİSK Basın-İş

Bugün, 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Dayanışma Günü.

Dünyanın her yerinde her meslekten her yaştan, her inanıştan erkek, kadınlara şiddetin bütün biçimlerini (fiziksel, psikolojik, ekonomik ve dijital) uyguluyor.  Patriyarkal sistemin aynı zamanda öznesi olan erkeklere kadınlar boyun eğmiyor. Polonya’da kürtajı yasaklayanlara geri adım attırıyor. Türkiye’de İstanbul Sözleşme’sini tartışmaya açanları teşhir ediyor.

Kadınlar hayatlarına, kazanımlarına sahip çıkmak için sokaklarda, meydanlarda, okullarda, fabrikalarda, iş yerlerinde, gazete binalarında mücadele ediyor.

Biz DİSK Basın İş’li kadınlar da bu feminist mücadelenin bir parçasıyız. Bu hareketin, Türkiye’nin en direngen hareketi olduğunun da farkındayız. Kadınlardan aldığımız güçle erkek egemen düzeni de erkek medyayı da dönüştürmeye kararlıyız.

Cam tavanları yıkıp geçeceğiz, pes etmeyeceğiz. Erillemeden mobbinge, eşitsiz maaşlardan tacize, haneye mahkûm edilmemiz çabasından erkeklerin “eşi”, “kardeşi”, “kızı” diye anılmamıza kadar yaşam alanımızı daraltan şiddet biçimlerinin hepsine karşı koyacağız.

Her türlü eril şiddetin, transfobinin, homofobinin karşısında eşitlikçi mücadelemizle var olacağız. “Alışın gitmiyoruz” demeye devam edeceğiz ve bu sözü kuran LGBTİ+ meslektaşlarımızla dayanışacağız.

Erkeklerin öldürdüğü tüm kadınlara; gazete binalarında, matbaalarda, fabrikalarda, okullarda, var olduğu her alanda feminist mücadele veren, kadın hareketini dünden bugüne taşıyan her bir kadına, suçu olmaksızın hapiste tutulan kadın gazetecilere söz veriyoruz: Haklarımızdan ve mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.

Eril düzeni her gün öven, erkek şiddetini ayıplamakla yetinen erkeklere de sözümüz var: Feminist mücadelemizin geri dönüşü yok! Patriyarkanın karşısında omuz omuza, yan yana, söz söze durmaya devam edeceğiz

Yaşasın kadınların mücadelesi

Yaşasın kadın dayanışması

Gazetecilik zor iştir bu topraklar üzerinde. Sadece hapse girmek, onlarca yıl hapis cezası ile yargılanmak, mahkeme kapılarında gününü geçirmek, gözaltına alınmak gibi 'olağan iş'ler dışında zorlukları vardır.

Günlük çalışma saatiniz belirsizdir, COVID-19 nedeniyle herkes evine kapanırken onlar yine haber için riskli alanlara girmek zorundadır ve her an virüs ile tanışabilirler. Bayramlarda çalışırlar, televizyonlarda radyasyona maruz kalırlar. Sizin gazete sayfalarında ya da ekranda görmeye tahammül edemediğiniz görüntüler onların yaşamının bir parçasıdır. Günü gelir bir politikacının ağzından çıkacak iki kelime için yağmur, soğuk demeden bekler günü gelir enkazın altından çıkartılacakları beklerler. Elbette sadece haberci için değil bu sözler, teknik ekibinden idari ekibine kadar herkes bu yıpratıcı işten nasibini alır.

Polisi, hakimi yaptığı işe değil cebindeki karta bakar gazeteci olup olmadığına karar vermek için. Mahkeme 'devletin verdiği kart olmadığına göre gazeteci değilsin" der çıkar işin içinden. Tüm bu adeta ömür törpüsü denebilecek rutin karşısında eğer işverenini 'Basın İş Kanunu'na tabi çalışmaya ikna edebilirse 'yıpranma hakkı' elde eder. Ancak AKP o hakkı da bir çırpıda silip atıverdi. Devletin verdiği kartın yoksa yıpranamazsın!

Bir çok kez söyledik, devlet tarafından verilen kart gazetecilik ehliyeti değildir. Gazetecilik yapmak için basın kartı gerekmediği gibi kart yokken de bu meslek yeterince yıpratıcıdır.

Doğru olan yıpranma hakkının sadece habercilere değil, tüm basın ve matbaa çalışanlarına tanınmasıdır. Hatta bu mesleğin bu denli yıpratıcı olmaktan çıkartılmasıdır. Bunu o yasal değişiklik için el kaldıranların da çok iyi bildiğinden şüphemiz yok. Tarihe bir kez daha not düşüyoruz. Emekçiler, günü gelince kalkan o parmakların hesabını soracaktır.

 

DİSK Basın İş Yönetim Kurulu

Diğer Makaleler...

DİSK Basın-İş'ten tweetler

DİSK Basın-İş Maltepe’de CHP’nin mitingini izleyen meslektaşlarımıza görev başındayken bir saldırı girişimi olmuştur. Saldırının… https://t.co/79te2KnA6l
Pazar, 22 May 2022 12:29
DİSK Basın-İş Sendikamızın bir önceki dönem Yönetim Kurulu Üyesi olan mücadele arkadaşımız Mahir Çetin'i kaybedeli 1 yıl oldu. Ma… https://t.co/UQ0VG93nXJ
Pazar, 22 May 2022 09:56
DİSK Basın-İş Gazeteci Seyhan Avşar ve Hale Gönültaş yaptıkları haberler nedeniyle tehdit ediliyor. Gazetecilerin ilkesi kamu yar… https://t.co/WrQUmLT4fs
Cuma, 20 May 2022 08:43