Sidebar

25
Çrş, May

Sansürün kaldırılışının yıldönümünde gazetecilik açısından ne yazık ki hiç de iyi şeyler söyleyemiyoruz.

Gazetecilere işlerini yaptıkları için sokak ortasında düpedüz işkence uygulanıyor, güvenlik güçleri doğrudan gazetecileri hedef alıp saldırıyor.

Yurt dışına çıkmak zorunda kalan gazeteciler saldırıya uğruyor, ölüm listelerine alınıyor.

Mesleğini sürdürmek için çeşitli kurumlardan fon alan gazeteciler suçlanıyor, İletişim Başkanlığı ve RTÜK bu mecralara karşı yeni baskılar anlamına gelecek düzenlemeler yapacağını duyuruyor.

Basın İlan Kurumu, iktidara biat etmeyen gazetelere ilan vermeyerek, onları ekonomik olarak boğmaya çalışıyor.

İktidar sözcülüğü yapmayan üç dört televizyon kanalı lisans iptali tehdidi altında yayıncılığı sürdürmeye çalışıyor.

Gazetecilerin büyük bölümü örgütsüz. İktidara biat etmeyen kurumlarda çalışan gazeteciler açlık sınırı altında ücret alarak kamuoyuna gerçekleri aktarmaya çalışıyor.

Haberlere keyfi biçimde erişim yasağı uygulanıyor. İktidar sosyal medyaya sınırlama getirecek adımlar atacağını her fırsatta dile getiriyor.

Tüm bu karanlık tabloya, baskılara rağmen gazeteciler haber yapmaya devam ediyor. Sonunda gerçekler ve gazetecilik kazanacak.

Gazeteciler tutuklanıyor, haber takip ederken dövülüyor, gözaltına alınıyor, tehdit ediliyor, çetelerin saldırısına uğruyor.

Tutuklayan, yargılayan, tehdit eden doğrudan iktidar. Daha dün Suruç katliamında ölenleri anmak isteyen grupları izleyen gazetecilere polis plastik mermiyle saldırdı.

Gazetecilik uzun yıllardır büyük saldırı altında. Bir süre tutuklu kalan gazeteci Can Dündar, serbest kaldıktan sonra süren yargılamalar sırasında silahlı saldırıya uğradı. O an yanında bulunan Dilek Dündar ve milletvekili Muharrem Erkek’in cesur davranışları sayesinde Can Dündar bugün hayatta. Aynı saldırıda NTV muhabiri Yavuz Şenkal yaralanmıştı.

Daha sonra da gazetecilere ölümcül saldırılar oldu. İktidarın hedef gösterdiği birçok gazeteci devlet destekli çetelerin hedefi oldu.

Devletin doğrudan saldırılarının yanı sıra devleti yönetenlerin çağrıları ve teşvikleriyle yapılan gazetecilere yönelik tüm saldırıların failleri ya cezasız kaldı ya da ödül gibi göstermelik cezalar verildi.

Şimdi yeni bir durumla karşı karşıyayız. Ölüm tehditleri nedeniyle Almanya’ya gitmek zorunda kalan gazeteci arkadaşımız Erk Acarer evinin önünde bir grubun saldırısına uğradı. Acarer’e saldırının yazdıkları nedeniyle olduğunu, saldırganların ifadesinden biliyoruz. Arkadaşımız dün yine fiili bir tehdit aldığını twitter hesabından duyurdu. Gazetecilere saldırı bir sürek avına dönüştü.

Ama daha vahimi Alman devletinin Artı TV Genel Yayın Yönetmeni Celal Başlangıç’a söyledikleriydi. Meslektaşımız, evine gelen Alman polisinin Almanya’da bulunan 55 kişilik bir suikast listesi bulduğunu, bu liste içinde kendisinin de yer aldığını söylediğini açıkladı.

İlk çağrımız tutuklanma ve saldırı tehditleri nedeniyle Türkiye’den çıkmak zorunda kalan gazetecilerin bulunduğu ülkelere: Meslektaşlarımız kendi topraklarında tehlikede olduklarını düşün dükleri için yurtlarını terk etmek zorunda kaldı, can güvenlikleri bulundukları ülkeye emanettir. Ciddi ve somut önlem alınmasını talep ediyoruz.

İkinci çağrımız, Türkiye’deki tüm partilere, diğer kurumlara: Bu tür tehditlere ve saldırılara açık tavır alın, lanetleyin. Yoksa her saldırının, baskının sessiz onaylayıcısı olursunuz.

Üçüncü çağrımız iktidara: Arkamızda Abdi İpekçi’den Uğur Mumcu’ya, Musa Anter’den İzzet Kezer’e, Metin Göktepe’den Hrant Dink’e kadar öldürülen gazeteciler listesi var ve hayli uzun. Ona rağmen işimizi yapmaya, yani kamuoyuna gerçekleri aktarmaya, gazetecilik yapmaya devam ediyoruz. Saldırı, tehdit, baskı işimizi yapmamızı engelleyemeyecek.

Dördüncü çağrımız hangi sınıftan ve cinsiyetten olursa olsun tüm halka: Eğer kandırılmak istemiyorsanız, gerçekleri öğrenmek istiyorsanız haber alma hakkınıza sahip çıkın, gerçek gazetecilere sahip çıkın.

DİSK Basın-İş

DİSK Basın İş “Çalışma Yaşamında Temel Haklar Eğitimi” düzenliyor.  4 hafta boyunca her çarşamba zoom üzerinden yaklaşık 2 saat sürmesi planlanan eğitimlerde bireysel ve toplu iş hukukuna dair temel konular ele alınacak. Eğitimler Friedrich-Ebert-Stiftung Türkiye’nin desteği ile gerçekleşecek.

 

Eğitimlere kayıt için bu linkte yer alan kısa formu doldurmanız yeterli. Her çarşamba saat 19.00’da zoom katılım bilgileri size mail olarak iletilecektir.

 

Eğitim Programı

  • Sendika ve Toplu Sözleşme Hakkı – 23 Haziran Çarşamba 20.30 – Zoom
  • İş Kanunu’nda Temel Haklar – 30 Haziran Çarşamba 20.30 – Zoom
  • Basın İş Kanunu’nda Gazetecilerin Temel Hakları – 7 Temmuz Çarşamba 20.30 – Zoom
  • Mobing Nedir? – 14 Temmuz Çarşamba 20.30 - Zoom

 

 

Ülkemiz karanlık günlerden geçiyor. Bir mafya liderinin ortalığa saçtığı iktidar bağlantılı kirli ilişkiler, yeni suikast iddiaları, iktidar sahiplerinin Meclis kürsüsünden yaptıkları tehditler, trollerin sosyal medya üzerinden yürüttükleri linç kampanyaları tüm toplumu endişeye sürüklüyor.
1960’lardan bu yana sırtını devlete dayayan katiller binlerce insanın hayatını çaldı. Katledilenler arasında Abdi İpekçi’den Uğur Mumcu’ya, İzzet Kezer’den Musa Anter’e Metin Göktepe’den Hrant Dink’e kadar çok sayıda gazeteci de yer alıyor.
Bu sabah HDP İzmir İl Örgütü’ne yönelik silahlı bir saldırı düzenlendi. Bir HDP çalışanı katledildi. Binada tesadüfen az kişinin bulunması büyük bir katliamı önledi. Suriye’de de bulunduğu anlaşılan saldırgan ya da saldırganların arkasında bulunan azmettiriciler, daha önce onlarca örneğini gördüğümüz kanlı bir senaryoyu hayata geçirmeye çalışıyor.
HDP’ye başsağlığı diliyoruz. Bu saldırı sadece HDP’ye değil tüm toplumadır.
Demokrasi ve barıştan yana olanlar bu kanlı senaryoları engelleyecektir.
Demokrasi ve halk düşmanı katiller bizi yıldıramayacak.

Yine bir gece yarısı Resmi Gazete’de yayımlanan Basın Kartı Yönetmeliği, Saray’ın istemediği kişilerin gazeteci sayılmayacağının itirafıdır. Yine muğlak tanımlar ve iktidar ölçülerinin işletileceği tepeden inme bir kararla gazeteciliğin tarifi yapılıyor.

DİSK Basın-İş geçmiş dönemde de basın kartı verilme yönteminin yanlışlığını savunuyordu. Kimin gazeteci olup olmadığına devlet değil gazeteci örgütleri karar verir. Gazeteci örgütlerinin oluşturduğu bir komisyonun belirlediği ilkelerle basın kartı verilmeli. Bu konuda bütün meslek örgütlerini ortak tutum almaya çağırıyoruz.

Tüm gazeteci örgütlerini bir kez daha bu çalışmaya davet ediyoruz. Basın kartı sorununun çözümü için elimizi taşın altına koymaya ve inisiyatif almaya hazırız

Bu sorun giderilene kadar gazetecilik faaliyetinde bulunan kurumların verdiği tanıtım kartları basın kartı yerine geçmeli.

Diğer Makaleler...

DİSK Basın-İş'ten tweetler

DİSK Basın-İş Maltepe’de CHP’nin mitingini izleyen meslektaşlarımıza görev başındayken bir saldırı girişimi olmuştur. Saldırının… https://t.co/79te2KnA6l
Pazar, 22 May 2022 12:29
DİSK Basın-İş Sendikamızın bir önceki dönem Yönetim Kurulu Üyesi olan mücadele arkadaşımız Mahir Çetin'i kaybedeli 1 yıl oldu. Ma… https://t.co/UQ0VG93nXJ
Pazar, 22 May 2022 09:56
DİSK Basın-İş Gazeteci Seyhan Avşar ve Hale Gönültaş yaptıkları haberler nedeniyle tehdit ediliyor. Gazetecilerin ilkesi kamu yar… https://t.co/WrQUmLT4fs
Cuma, 20 May 2022 08:43