Sidebar

29
Prş, Eyl

6 Ağustos 2021 tarihi itibariyle Artı TV İcra Kurulu Üyesi Ayşe Yıldırım imzasıyla bağlı olduğumuz Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na, Sendikamız ve Genel Sekreterimiz Özge Yurttaş hakkında gerçeklikten uzak, yalan ithamlarla dolu ve hakikati saptırmaya yönelik bir metin iletilmiştir. Kendisi de bir zamanlar sendika yöneticiliği yapan Yıldırım’ın sendikal işleyişi bildiğini düşünüyoruz, işveren olarak muhatabı konfederasyon değil sendikadır. Ama anlıyoruz ki emeğin değerini unuttuğu gibi hukuku da unutmuş

Örgütlenme sürecinin başından bu yana çalışanlara, sendikaya, sendikalaşanlara karşı düşmanca tutum alan, kuruma zarar vermemek adına gösterdiğimiz hassasiyeti zayıflık addedip aleyhimizde kullanmaya çalışan icra kurulu üyeleri şimdi de aşağıda ayrıntılarıyla anlatacağımız süreci kendilerince fırsat bilip, malzeme yapmaya çalışıp, konfederasyonumuza genel sekreterimiz hakkında "Lütfen DİSK'e sahip çıkın. DİSK'in adını kullanarak sendika ile ilgisi olmayan tavır ve davranışlarda bulunan üyelerinizi, yöneticilerinizi DİSK'ten uzaklaştırın" yazacak kadar hadsizleşmişlerdir.

Hem bu ithamlara cevap vermek hem de Artı TV’nin başından beri ısrarla yürüttüğü sendika düşmanı tavrını ifşa etmek bir zorunluluk haline gelmiştir.

Öncelikle, Ayşe Yıldırım gerçek dışı mektubunun giriş bölümünde “Gelinen süreçte hem Artı TV’ye hem de Artı Gerçek’e içerik üreten 24 Kare ve Har Ajans’ın iş kolu kodunu değiştirdik. Ardından sizlerin de bildiği gibi DİSK Basın İş ile protokol imzalayan ilk ve tek yayın organı olduk.” sözlerine yer veriyor. Bir basın yayın kuruluşunda çalışanların, basın yayın iş kolunda görünmesi zaten normal olandır. Buna ancak hatamızı düzelttik denilebilir. Kaldı ki bu hatanın düzeltilmesi sendikanın ve çalışanların yaklaşık iki yıllık uğraşı sonucu gerçekleşmiştir. Protokolün nasıl bir süreç sonunda imzalandığı ise kamuoyunun malumudur. Burada işveren bir jest yapmamış, çalışanların ILO sözleşmelerinden kaynaklanan haklarını kağıt üzerinde tanımak zorunda kalmıştır. Kaldı ki, pandemi nedeniyle 4 yılı aşkın süredir zam alamayan çalışanlara zam yapamayacağını söylemiş ve protokolün ekonomik haklar ile ilgili maddeleri ertelenmiştir. Pandemi koşullarının normalleşmesine rağmen işveren tarafı çalışanların zam taleplerini sürüncemede bırakma yolunu tercih etmiştir.

Söz konusu ithamlara göre, 

* Ayşe Yıldırım ve Artı Yönetimi, eski işyeri temsilcimiz Cenk Kolçak’ın yöneticilere yönelik “çalışma disiplinine uymayan tavrı ve program müdürüne yönelik hakaretleri üzerine işten çıkarıldığını”, bunun üzerine DİSK Basın İş’in “tüm olanları bilmesine rağmen Artı TV yönetimi ile iletişim bile kurmadan Artı TV yöneticilerini sendika düşmanı ilan ettiği ve mobbing uygulamakla itham ettiğini” iddia etmektedir.

Söz konusu süreç içinde, bilhassa 5 Şubat tarihinde, 4 yıldır zam alamayan ve mobbingden şikâyet eden üyelerimizin talebi ve katılımıyla yapılan, biçimi ve süresi üyelerimizce belirlenen işyerindeki uyarı eyleminden itibaren üyelerimize yönelik mobbing ve tehditlere ilişkin şikâyetler gerek sendika gerekse Artı TV yönetiminde mevcuttur. Mobbing ve işten atma tehditleri sürpriz yumurtadan çıkan ithamlar değil, bizatihi üyelerimizin maruz kaldığı uygulamalardır. Bu durum defaatle Artı TV yönetimine iletilmiş, lakin yönetim, bir adım atmak şöyle dursun, DİSK Basın İş üyelerinin iş kodunu değiştirmek, haber ya da onay vermeksizin iş tanımını değiştirmek, keyfi olarak defaatle savunma istemek gibi çeşitli uygulamalarla bu tutumlarını uyarı eyleminin yapıldığı şubat ayından bu yana sürdürmektedir. Dolayısıyla Artı TV yönetimi bu durumdan haberdar edilmiş buna rağmen sendika düşmanı ve mobbingci tavrını sürdürmeye devam etmiştir.

Emeğe saygı duyduklarını ve örgütlü topluma inandıklarını söyleyen Ayşe Yıldırım, beraber görev yaptığı Ragıp Duran’ın haber toplantısı sırasında sendikaya küfretmesine sessiz kalmış, tepkiler üzerine İcra Kurulu’ndan ve Artı TV’den istifa ettiğini açıklayan Duran geçtiğimiz günlerde sessiz sedasız görevine yeniden başlamıştır.

* Ayşe Yıldırım ve Artı Yönetimi, Genel Sekreterimiz Özge Yurttaş’ın bu süreçte “yönetime karşı çalışanları kışkırtan” bir tavır sergilediği iddiasında bulunmaktadır. 

Genel Sekreterimiz Özge Yurttaş’ın bu süreçteki adil ve soğukkanlı tavrı bizzat çalışanlara ve hatta o dönem Har Medya ve 24 Kare’nin yönetiminde görev alanlara sorulabilir. Öte yandan Ayşe Yıldırım ve Artı Yönetimi, Genel Sekreterimiz Özge Yurttaş’a yönelik iftira ve karalama kampanyasını, Yurttaş’ın sendikalı çalışanları işten atmalarına izin verilmeyeceği, sessiz kalınmayacağını bildirmesi üzerine daha aylar önce başlamıştır. İşten atmalar sonrası kanalda çalışanlarla gerçekleştirdiği 15 dakikalık toplantı “baskın” şeklinde nitelenmiş burada yaptığı ve 30’a yakın üyenin tanık olduğu konuşmasında kendisi kanal yönetimine dair hiçbir ifade kullanmadığı halde yöneticilere hakaretler ettiği; “kayyum” yakıştırması yaptığı gibi gerçekle alakası olmayan ithamlarda bulunulmuştur. Bununla da yetinilmeyip Türkiye’de farklı sendikalardan çok sayıda isim aranarak lobicilik yapılmış, bu asılsız iddialar yinelenmiş kendisine “arıza”, “baskın” “taşkın” gibi sıfatlar yakıştırılarak itibarı hedef alınmıştır. Sürecin sağlıklı yürümesi arzusuyla bu kişisel saldırılar kendisi tarafından uzlaşma görüşmelerinde gündeme getirilmemiştir.

* Ayşe Yıldırım ve Artı Yönetimi, iftira metinlerinde Artı TV’de program yapan Dilek Dindar’ın “çalışanlara yönelik hem fiziksel hem de mobbing uyguladığı, cinsiyetçi hakaretler ettiği ortaya çıktığını, bu durumun DİSK Basın İş Genel Sekreteri Özge Yurttaş’a aktarıldığı ancak sendikanın bu konuda sessizliğe büründüğünü” iddia etmektedir.

Dilek Dindar hakkındaki söz konusu şikâyet DİSK Basın İş Genel Sekreteri Özge Yurttaş’a değil, DİSK Basın İş ile imzalanan protokolle oluşturulmuş, iş barışı sağlama amacı taşıyan ve DİSK Basın İş Yöneticisi Elif Akgül, DİSK Basın İş’in işyeri temsilcileri ve patronun belirlediği bir temsilci tarafından oluşturulan komisyona iletilmiştir. Söz konusu şikâyet, sözlü görüşmelerin yanı sıra, çalışanlarla da istişare edilmiş, şikâyet dilekçesi formatında işyerine iletilmiş, adım atılması istenmiştir.

Bu süreç sonucunda Dilek Dindar programına son vermiştir. Lakin Artı TV yönetimi, çalışandan ve iş barışından yana bu onarıcı ve olumlu tavrını işyerinde çalışanların uyarı eylemine destek veren ve programını bu gerekçeyle askıya alan Dilek Dindar’a karşı uygulamakla birlikte, Artı TV’de uzun süredir program yapan, sendika sürecinde yönetimin yanında yer almış, çalışanlara yönelik cinsiyetçi küfürleri ve yayın esnasında çalışanları aşağılayan tavrı sendika ve işyerinin oluşturduğu komisyona iletilmiş, komisyonun Artı TV yönetimini bu konuda 2 (iki) defa bilgilendirdiği erkek program sunucusu hakkında aynı olumlu ve onarıcı adımları atmak şöyle dursun, uyarıda bile bulunmamıştır. Ayşe Yıldırım ve Artı TV burada Dilek Dindar’ın programına son verip, o süreçte sağlık problemleri nedeniyle sendikal çalışmalara bile katılamayan Genel Sekreterimiz Özge Yurttaş’ı karalamaya çalışırken bir yandan da kendi “tarafında” gördüğü erkek sunucuyu korumakta, cinsiyetçi ve şiddet içeren eylemlerinin üzerini kapamaktadır.

* Ayşe Yıldırım ve Artı TV yönetimi, DİSK Basın İş’in eski işyeri temsilcisi Cenk Kolçak’ın işyerinde çalışan bir kadın editöre “hakaret, cinsiyetçi küfür ve taciz” içerikli mesaj gönderdiğini, söz konusu kadın arkadaşın konuyu sendikaya taşıdığını ancak olayın Genel Sekreterimiz Özge Yurttaş tarafından “örtbas edildiği” iddiasında bulunmaktadır.

Olay söz konusu cinsiyetçi ifadeye maruz kalan kadın çalışan tarafından sendikaya taşınmamıştır. Bu olay öğrenildikten sonra Genel Sekreterimiz Özge Yurttaş kadın arkadaşla iletişime geçmiş, “Senin için ne yapabiliriz” diye sormuştur. Kadın arkadaş, Cenk Kolçak’ın işyeri temsilciliğinden çıkarılmasını talep etmiş, Kolçak da işyeri temsilciliğinden azledilmiştir. Sendika olarak her türlü işlem talebine açık olduğumuz da kendisine iletilmiştir. Kadın arkadaşımız, konuyu çalışanlara iletme aşamasında “İsmimin verilmesinin bir sakıncası yok. Hatta herhangi bir açıklama yapmak istemezseniz de olur. Çok sorun değil bunlar” tavrını benimsemiştir. Olayın ardından durum “24 kare temsilcimiz Cenk, bir arkadaşımızla diyaloğunda kullandığı üslubu nedeniyle işyeri temsilciliğinden ayrılacak” mesajı ile çalışanlara duyurulmuştur. Olaya maruz kalan kadın arkadaşımız bu konu üzerine sendikamıza, işyeri temsilcilerimize ya da Genel Sekreterimiz Özge Yurttaş’a herhangi bir itirazda bulunmamıştır. 

Bu durum yakın zamanda kadın arkadaş, Ayşe Yıldırım, Fatih Yapıcı, Seda Öz ve Cenk Kolçak’ın dahil olduğu bir toplantıda gündeme gelmiş bunun üzerine kanal yönetimi Kolçak’ın işten çıkarılma sürecini başlatmıştır. Söz konusu sürecin ardından gerek Genel Sekreter Özge Yurttaş gerekse Yönetim Kurulu Üyemiz Elif Akgül kadın arkadaşımızla iletişime geçmiş ve görüşme yapmıştır. Yaşadığı olaya dair o dönemlinden farklı bir beyanı veya talebi olup olmadığı sorulmuş, olmadığı yanıtı alınmıştır. Kendisine ayrıca “Sendikanın konuyu ört bas ettiğini düşünüyor musun” diye sorulmuş, kadın arkadaş “Hayır. Ama ismimin açıklanmaması beni düşündürtmüştü” cevabı alınmıştır. Bu durumda, böylesi bir durumda istediği zaman yönetimle iletişime geçebileceği, talebi doğrultusunda yahut konuya göre resen bir sürecin başlatılabileceği kendisine iletilmiştir.

Unutulmamalıdır ki, geçtiğimiz sene içinde bir üyemizi işten çıkaran eski Artı TV çalışanı bir kadın yöneticinin, üyemiz hakkındaki “cinsiyetçi ve ayrımcı söylem, psikolojik şiddet” şikâyeti üzerine, tümü feminist kadınlardan oluşan sendikamız Disiplin Kurulu bir disiplin süreci işletmiş, bu konuda kamuoyunu şeffaf bir şekilde bilgilendirmiştir. DİSK Basın İş’in herhangi bir şiddet ve taciz konusunda müsamaha göstermesi söz konusu olmadığı gibi, bu gibi durumları feminist yöntemlerle, olabildiğince şeffaf yürütme gayesi vardır. 

Kaldı ki o gün savunduğumuz gibi bugün de sendikamızın yetkili kurumlarına bir başvuru geldiği taktirde gerekeni yapmaktan geri durmayız. Bunu da en iyi Artı işvereni bilir. Bu arada Sibel Hürtaş’ın asılsız iddiasına rağmen bir üyemizi işten çıkartan Artı yönetimi hatasını kabul etmesine rağmen arkadaşımızı işe başlatmadığı gibi pandemi döneminde ücretsiz izne çıkartarak yol açtıkları mağduriyeti de gidermedi.

Özetle “Artı TV yöneticilerini somut belge, bilgi olmadan mobbing, değersizleştirme ve sendika düşmanlığı ile suçlayan DİSK Basın İş’in gerçek yüzünü bilmenizi isterim” diyen Ayşe Yıldırım ve Artı TV yönetiminin,

Neredeyse 5 yıldır zam almaksızın çalıştırdıkları çalışanlarına yönelik uyguladığı mobbing kendilerine de iletilen tutanak ve şikâyet dilekçeleri ile kayıt altındadır,

Yönetim, işyerinde uyarı mekanizmasını bir mobbing aracı olarak kullanıp, somut belge ve bilgilere dayanmaksızın “hissi kararlar” ve niyet okumalarla üyelerimizi baskı altına almaya çalışmaktadır,

Sendikalı çalışanlara destek vermeyen, yönetimle iyi geçinen şiddet faillerini bilmelerine, kendilerine bu konuda dilekçe formatında ve sözlü olarak birden fazla kez bildirimde bulunulmasına rağmen destek çıkmaya devam etmedirler.

Belki de en vahimi, patriyarkal sistemin bir sonucu olan cinsiyetçiliğe karşı mücadeleyi bir maşa gibi kullanıp, bugüne dek yönetici ve patronlara karşı bir kadın sendikacı olarak daima adil, kararlı ve soğukkanlı bir şekilde işçilerin hakkını savunmuş olan Genel Sekreterimiz Özge Yurttaş’a karşı sistematik bir karalama kampanyası başlatmışlardır. Kendi beceriksizlik ve başarısızlıklarını başkalarını, DİSK Basın İş’i suçlayarak örtmeye çalışmaları acınası bir durumdur.

İşlerine gelen şiddet failini koruyup işlerine gelmeyenleri sendikasızlaştırma ve işçi düşmanı politikalarını pekiştirmek için kullanan Artı TV yönetimini ve Ayşe Yıldırım’ı kamuoyu ve Artı Vakfı nezdinde ifşa ediyoruz. Her ne kadar Artı Gerçek ile yollarını ayırdıklarını söyleseler de yazının yer aldığı antetli kağıttan da anlıyoruz ki, Artı Gerçek’te yaşananlar da halen onların sorumluluğundadır. Ergun Babahan’ın göreve başlaması ile birlikte arkadaşlarımızın editör paneline ulaşması engellenmiş ve işten çıkartılmalarına rağmen halen hakları ödenmemiştir.

İşte Ayşe Yıldırım’ın emeğe saygıdan ve örgütlü toplumdan anladığı budur. Yıldırım gerçekleri çarpıtarak kamuoyu oluşturabileceğini düşünmüş olabilir. Ama buna izin vermeyeceğimizi de bilmesi gerekir

 

DİSK BASIN İŞ Genel Yönetim Kurulu

Sansürün kaldırılışının yıldönümünde gazetecilik açısından ne yazık ki hiç de iyi şeyler söyleyemiyoruz.

Gazetecilere işlerini yaptıkları için sokak ortasında düpedüz işkence uygulanıyor, güvenlik güçleri doğrudan gazetecileri hedef alıp saldırıyor.

Yurt dışına çıkmak zorunda kalan gazeteciler saldırıya uğruyor, ölüm listelerine alınıyor.

Mesleğini sürdürmek için çeşitli kurumlardan fon alan gazeteciler suçlanıyor, İletişim Başkanlığı ve RTÜK bu mecralara karşı yeni baskılar anlamına gelecek düzenlemeler yapacağını duyuruyor.

Basın İlan Kurumu, iktidara biat etmeyen gazetelere ilan vermeyerek, onları ekonomik olarak boğmaya çalışıyor.

İktidar sözcülüğü yapmayan üç dört televizyon kanalı lisans iptali tehdidi altında yayıncılığı sürdürmeye çalışıyor.

Gazetecilerin büyük bölümü örgütsüz. İktidara biat etmeyen kurumlarda çalışan gazeteciler açlık sınırı altında ücret alarak kamuoyuna gerçekleri aktarmaya çalışıyor.

Haberlere keyfi biçimde erişim yasağı uygulanıyor. İktidar sosyal medyaya sınırlama getirecek adımlar atacağını her fırsatta dile getiriyor.

Tüm bu karanlık tabloya, baskılara rağmen gazeteciler haber yapmaya devam ediyor. Sonunda gerçekler ve gazetecilik kazanacak.

Gazeteciler tutuklanıyor, haber takip ederken dövülüyor, gözaltına alınıyor, tehdit ediliyor, çetelerin saldırısına uğruyor.

Tutuklayan, yargılayan, tehdit eden doğrudan iktidar. Daha dün Suruç katliamında ölenleri anmak isteyen grupları izleyen gazetecilere polis plastik mermiyle saldırdı.

Gazetecilik uzun yıllardır büyük saldırı altında. Bir süre tutuklu kalan gazeteci Can Dündar, serbest kaldıktan sonra süren yargılamalar sırasında silahlı saldırıya uğradı. O an yanında bulunan Dilek Dündar ve milletvekili Muharrem Erkek’in cesur davranışları sayesinde Can Dündar bugün hayatta. Aynı saldırıda NTV muhabiri Yavuz Şenkal yaralanmıştı.

Daha sonra da gazetecilere ölümcül saldırılar oldu. İktidarın hedef gösterdiği birçok gazeteci devlet destekli çetelerin hedefi oldu.

Devletin doğrudan saldırılarının yanı sıra devleti yönetenlerin çağrıları ve teşvikleriyle yapılan gazetecilere yönelik tüm saldırıların failleri ya cezasız kaldı ya da ödül gibi göstermelik cezalar verildi.

Şimdi yeni bir durumla karşı karşıyayız. Ölüm tehditleri nedeniyle Almanya’ya gitmek zorunda kalan gazeteci arkadaşımız Erk Acarer evinin önünde bir grubun saldırısına uğradı. Acarer’e saldırının yazdıkları nedeniyle olduğunu, saldırganların ifadesinden biliyoruz. Arkadaşımız dün yine fiili bir tehdit aldığını twitter hesabından duyurdu. Gazetecilere saldırı bir sürek avına dönüştü.

Ama daha vahimi Alman devletinin Artı TV Genel Yayın Yönetmeni Celal Başlangıç’a söyledikleriydi. Meslektaşımız, evine gelen Alman polisinin Almanya’da bulunan 55 kişilik bir suikast listesi bulduğunu, bu liste içinde kendisinin de yer aldığını söylediğini açıkladı.

İlk çağrımız tutuklanma ve saldırı tehditleri nedeniyle Türkiye’den çıkmak zorunda kalan gazetecilerin bulunduğu ülkelere: Meslektaşlarımız kendi topraklarında tehlikede olduklarını düşün dükleri için yurtlarını terk etmek zorunda kaldı, can güvenlikleri bulundukları ülkeye emanettir. Ciddi ve somut önlem alınmasını talep ediyoruz.

İkinci çağrımız, Türkiye’deki tüm partilere, diğer kurumlara: Bu tür tehditlere ve saldırılara açık tavır alın, lanetleyin. Yoksa her saldırının, baskının sessiz onaylayıcısı olursunuz.

Üçüncü çağrımız iktidara: Arkamızda Abdi İpekçi’den Uğur Mumcu’ya, Musa Anter’den İzzet Kezer’e, Metin Göktepe’den Hrant Dink’e kadar öldürülen gazeteciler listesi var ve hayli uzun. Ona rağmen işimizi yapmaya, yani kamuoyuna gerçekleri aktarmaya, gazetecilik yapmaya devam ediyoruz. Saldırı, tehdit, baskı işimizi yapmamızı engelleyemeyecek.

Dördüncü çağrımız hangi sınıftan ve cinsiyetten olursa olsun tüm halka: Eğer kandırılmak istemiyorsanız, gerçekleri öğrenmek istiyorsanız haber alma hakkınıza sahip çıkın, gerçek gazetecilere sahip çıkın.

DİSK Basın-İş

DİSK Basın İş “Çalışma Yaşamında Temel Haklar Eğitimi” düzenliyor.  4 hafta boyunca her çarşamba zoom üzerinden yaklaşık 2 saat sürmesi planlanan eğitimlerde bireysel ve toplu iş hukukuna dair temel konular ele alınacak. Eğitimler Friedrich-Ebert-Stiftung Türkiye’nin desteği ile gerçekleşecek.

 

Eğitimlere kayıt için bu linkte yer alan kısa formu doldurmanız yeterli. Her çarşamba saat 19.00’da zoom katılım bilgileri size mail olarak iletilecektir.

 

Eğitim Programı

  • Sendika ve Toplu Sözleşme Hakkı – 23 Haziran Çarşamba 20.30 – Zoom
  • İş Kanunu’nda Temel Haklar – 30 Haziran Çarşamba 20.30 – Zoom
  • Basın İş Kanunu’nda Gazetecilerin Temel Hakları – 7 Temmuz Çarşamba 20.30 – Zoom
  • Mobing Nedir? – 14 Temmuz Çarşamba 20.30 - Zoom

 

 

Ülkemiz karanlık günlerden geçiyor. Bir mafya liderinin ortalığa saçtığı iktidar bağlantılı kirli ilişkiler, yeni suikast iddiaları, iktidar sahiplerinin Meclis kürsüsünden yaptıkları tehditler, trollerin sosyal medya üzerinden yürüttükleri linç kampanyaları tüm toplumu endişeye sürüklüyor.
1960’lardan bu yana sırtını devlete dayayan katiller binlerce insanın hayatını çaldı. Katledilenler arasında Abdi İpekçi’den Uğur Mumcu’ya, İzzet Kezer’den Musa Anter’e Metin Göktepe’den Hrant Dink’e kadar çok sayıda gazeteci de yer alıyor.
Bu sabah HDP İzmir İl Örgütü’ne yönelik silahlı bir saldırı düzenlendi. Bir HDP çalışanı katledildi. Binada tesadüfen az kişinin bulunması büyük bir katliamı önledi. Suriye’de de bulunduğu anlaşılan saldırgan ya da saldırganların arkasında bulunan azmettiriciler, daha önce onlarca örneğini gördüğümüz kanlı bir senaryoyu hayata geçirmeye çalışıyor.
HDP’ye başsağlığı diliyoruz. Bu saldırı sadece HDP’ye değil tüm toplumadır.
Demokrasi ve barıştan yana olanlar bu kanlı senaryoları engelleyecektir.
Demokrasi ve halk düşmanı katiller bizi yıldıramayacak.

Diğer Makaleler...

DİSK Basın-İş'ten tweetler

DİSK Basın-İş K24 kameramanı Dilşad Kerim ve muhabir Soran Kameran canlı yayın sırasında İran tarafından Pirde’de düzenlenen bomb… https://t.co/x7EMJqLj4A
About 12 hours ago
DİSK Basın-İş Demokratik Modernite Dergisi çalışanı Ramazan Dişarı hakkında çıkan haberler ve kurum tanıtım kartının 'sahte' bası… https://t.co/TbIAK2vLjS
Pazartesi, 26 September 2022 15:03
DİSK Basın-İş Soruşturma davaya dönüştü. Üyemiz Gökay Başcan'ın yanındayız. Soruşturmalarla, davalarla gazeteciliğe ket vuramayac… https://t.co/MEzBKB20hC
Pazar, 25 September 2022 18:03