Sidebar

24
Cts, Eki

Koronavirüs salgının basın yayın sektörüne etkilerini inceleyen bir rapor hazırladık. Gazeteci ve matbaa çalışanlarına yönelik düzenlediğimiz pandemi anketinin sonuçları da raporun sonunda

DİSK BASIN-İŞ RAPORU / MAYIS 2020

GİRİŞ

PANDEMİ VE GAZETECİLİK

Tüm dünyayı sarsan COVID-19 salgını sendikamız DİSK Basın-İş’in örgütlü olduğu sektörlere de ağır darbe vurdu. Televizyon kanalları, gazeteler, internet siteleri, yayınevleri, matbaalar salgın nedeniyle zor günler geçiriyor. Buralarda çalışan emekçiler de.
Salgın nedeniyle hapishaneler boşaltılırken gazeteciler hala hapiste, basın ve ifade özgürlüğü ayaklar altında, baskılar da artarak sürüyor. Bu konudaki tespit ve önerilerimizi de önümüzdeki günlerde duyuracağız. Bu raporu, üyelerimizin, dostlarımızın çalıştığı işyerlerinden gelen bilgilere, yaptığımız görüşmelere ve çeşitli açık kaynaklarda yer alan verilere göre hazırladık. Raporun sonunda basın yayın sektöründe çalışanlar için hazırladığımız anketin sonuçlarını da bulacaksınız.

A- TELEVİZYON KANALLARI
Televizyon kanallarında görüştüğümüz çalışanlardan aldığımız bilgilere göre, salgına karşı en geç önlem alanlar arkalarında büyük sermaye desteği olan kuruluşlardı. Bir çelişki gibi görünse de olanakları sınırlı televizyon kanalları, evden çalışma, işyerinde dezenfektan ve maske dağıtımı gibi önlemleri daha erken aldı. Çalışmak zorunda kalanlar için yeni vardiya ve servis düzenlemesi yapıldı.

Özellikle sahada çalışanlar yeteri kadar korunamadığı veya kanal binasına girerken gerekli önlemler alınmadığı için bazı televizyon kanallarında çalışan meslektaşlarımızda COVID-19 pozitif çıktı. Arkadaşlarımızın çoğu evlerinde tedavi gördü/görüyor. Özellikle Çin ve İran gibi ülkelere haber için gidenler dönüşlerinde kontrolden geçirilmediği için bulundukları binalarda COVID-19 vakaları daha fazla görüldü

Bu konuda onur kırıcı örnekler de yaşandı. CNN Türk binasının önüne konulan konteynırlar bunun en rahatsız edici örneği oldu. Dışarıda çalışan muhabir, kameraman ve ulaştırma görevlileri bu konteynırlarda çalışmaya zorlandı ve binaya girişleri engellendi. Haberin duyulmasının ardından söz konusu çalışanlar izne çıkartıldı ve işbaşı yaptırılmadı. Demirören Grubu’nda özellikle CNN Türk ve DHA’da çalışanlara sağlıksız koşullar dayatılmaya devam ediyor. Özellikle gece çalışanlar hiçbir önlem alınmadan görev yapmaya zorlanıyor. Binada çalışma sırasında kullanılması gereken koruyucu maskeler müdürler tarafında kısıtlı bir şekilde dağıtılıyor. Çalışma koşullarına itiraz edenler ise “Burada çok şey, çok kişi değişti, farkında değil misiniz” denilerek tehdit ediliyor. İş akdi devam edenler ücretli izinlerini kullanmaya, izin süresi dolanlar ise işten çıkartma yasağı nedeniyle istifaya zorlandı. Ücretsiz izne çıkartılma tehdidi karşısında yedi gazeteci istifa etmek zorunda kaldı. Gruba bağlı farklı şirketlerde birçok kişi zorunlu izne çıkartıldı.

Benzer bir durum, bünyesinde birçok televizyon kanalının yanı sıra gazeteyi de barındıran Turkuvaz Grubu’nda yaşandı. Kurumun büyük bölümünün evden çalışacağı duyuruldu, ancak evden çalışanlar yıllık izinde gösteriliyor. Ankara’da Turkuvaz çalışanlarına “Yıllık izindesiniz, evden çalışacaksınız, ancak çağırdığımızda ofise geleceksiniz” talimatı iletildi.

Artık televizyon kanallarının tümü zorunlu alanlar dışında evden çalışma sistemine geçti. Yayını sürdürmek zorunda olan sunucu, kameraman, reji ekipleri televizyon kanallarına gitmek zorunda. Her kanal, ortamın dezenfekte edilmesi, fiziki mesafenin korunması gibi önlemler alıyor.
Burada en büyük sıkıntıyı rejide çalışan yönetmen ve diğer teknik elemanlar yaşıyor. Genelde çok dar alanda en az dört kişinin çalışmak zorunda olduğu reji odalarında ne yazık ki fiziki mesafede sorun yaşanıyor. Pandemi ilan edilmesi ile birlikte ilk önlem alan kurumlar arasında yer alan ArtıTV’nin teknik ekibi baştan beri kendini kanalda karantina altına alarak çalışmayı sürdürüyor.

Sahada çalışan muhabir ve kameramanlar ise artık maske takıyor, röportajlarda fiziki mesafeye dikkat etmeye çalışıyor. Kameramanlar iş dönüşü ekipmanlarını dezenfekte ediyor.

İlk başlarda bu konuda yapılan yanlışlıklar artık yaşanmıyor. Örneğin TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un 17 Mart’ta Meclis’te alınan önlemleri açıkladığı basın toplantısında gazeteciler ve Şentop’un etrafındakiler fiziki mesafeye dikkat etmedi, hem açıklamayı yapan Şentop’un hem de gazetecilerin hiçbir koruyucu önlem almadığı görüldü. (Kaynak: Hürriyet)

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın bakanlıkta yapmaya başladığı basın toplantısı başta son derece sağlıksız koşullardaydı. Basın toplantısına çok sayıda bakanlık bürokratının katılması, salonun darlığı gazetecilerin ve kameramanların sıkışık vaziyette çalışmasına neden oldu. Gazetecilerin tepkileri ve uyarıları üzerine toplantılar üç gün sonra daha geniş bir salona alındı ve fiziki mesafe korunmaya başlandı.

B- GAZETELER

Koronavirüsün en çok gazeteleri etkilediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Toplam tirajlarda yüzde 25’e yakın düşüş yaşandı, reklam gelirleri azaldı. DİSK Basın-İş salgının başında, gazeteleri ve yayınevlerini korumak için hükümete kâğıtta KDV’yi kaldırma çağrısında bulundu. Ancak AKP iktidarı bu çağrıya ithal kâğıda uygulanan vergiye zam yaparak yanıt verdi.

10 Nisan Cuma akşamı saat 22.00’de ilan edilen iki günlük sokağa çıkma yasağı da gazetelere büyük darbe vurdu. Cumartesi gününün gazeteleri basılmıştı, iktidarın son anda duyurduğu ve yurttaşların evde kalmak için önlem almaya fırsat bulamadığı sokağa çıkma yasağı nedeniyle yüzbinlerce basılmış gazete çöpe gitti. Bu durum, zaten iktidar tarafından sübvanse edilen yayın organları için hiçbir sorun yaratmazdı ama Birgün, Evrensel, Cumhuriyet gibi ekonomik olarak zorluklar yaşayan gazeteler için büyük darbeydi.

Bir hafta sonra yine hafta sonu ilan edilen yasak bu kez önceden duyuruldu. İstanbul Valiliği ile görüşen Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Cumartesi ve Pazar günleri gazete satılabileceğini söyledi, ancak bu da gazete satışlarının darbe almasını engellemedi.

Gazeteler için bir başka sorun ise virüsün nasıl yayıldığına ilişkin belirsizlikti. Gazete okuru tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kâğıda dokunmaktan çekiniyordu. Tirajlardaki düşüşün en önemli nedeni buydu. Buna ilk tepki veren Yeni Yaşam gazetesi oldu. Satışını bayiden çok elden dağıtımla sağlayan gazete, kâğıt baskıyı durdurduğunu salgın tehlikesi geçene kadar yayınlarını internet üzerinden yürüteceğini duruydu.

1- YENİ YAŞAM: KAĞIT BASKIYA PANDEMİ ARASI
Yeni Yaşam editörlerinden Zana Kaya bu süreci şöyle anlattı:
Koronavirüs salgını başladığında ilk olarak yaşı biraz ilerlemiş arkadaşlarımızı evde çalışmaya yönelttik. Gazeteleri çıkarmak kolektif bir çalışma gerektirdiğinden aynı mekânda çok sayıda kişinin çalışması risk oluşturuyordu. Ardından gazeteyi tümüyle evden çalışarak çıkarma konusunda bir tartışma yürüttük. Ancak bu kez de dağıtımcısından matbaacısına bayiye gazeteyi taşıyan emekçiye kadar bir dizi başka birimde çalışan insanların da risk altında olacağını düşündük. Bu nedenle yazılı baskıyı tümüyle durdurarak sadece internet üzerinden PDF yayımlama kararı aldık. Ayrıca internet sitemizi daha aktif hale getirdik. Tüm gazeteci arkadaşlarımızla birlikte evden PDF sayfalarını hazırlama, mizanpaj ve haber üretme konusunda görev dağılımı yaptık. Yeni Yaşam, Türkiye’de salgın nedeniyle yayınına ara veren ilk gazete oldu.

Bayi satışı olmadığı için gazetenin gelir kaynakları büyük oranda daraldı. Bu nedenle ilan ve abonelik konusunda çalışmaya başladık. Şu belirsiz günlerde en büyük sorun maddi kaynak sağlamak. Yazılı gazetenin satışıyla elde edilen gelirle kendisini döndüren yayınlar, bu kez en önemli gelir kaynağından oldu. Çözüm, eğer büyük şirketlerin ilanlarını ilkesel olarak almıyorsanız, sadece halka dayanmayı zorunlu kılıyor. Yeni Yaşam, sermaye gruplarının ilanlarını ilkesel olarak yayımlamadığı için sadece halkın desteğiyle ayakta kalma yolunu tercih etti.

2- DÜNYA: HABERE ULAŞMADA DA ULAŞTIRMADA DA SORUN YAŞIYORUZ
Türkiye’nin en eski ekonomi gazetesi Dünya ise satışının büyük bölümünü abonelerine yapıyor. Gazete kâğıdına dokunma endişesi Dünya’ya ek bir yük getirdi. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ, salgının Dünya’yı çalışma ve gelir bakımından dört şekilde etkilediğini anlattı:
Bir; pandemi nedeniyle habercilik açısından önemli sıkıntılar yaşanıyor. Dünya açısından kritik öneme sahip şirket ve sektör haberlerinin adedinde ve çeşitliliğinde ciddi azalmalar var. Habercilik faaliyetlerimiz açısından önem verdiğimiz röportajlarda da yarı yarıya azalma oldu. Teknik imkânları devreye sokmamıza rağmen, sektör temsilcileri ile buluşma sayısı ve süresinde de büyük düşüş var. Anadolu illerinde yaptığımız etkinlikler sıfırlandı. Dünya için kurucumuz Nezih Demirkent döneminden bu yana bir misyon konumundaki bu faaliyetlerin sosyal mesafe önlemleri nedeniyle tamamen ortadan kalkması, habercilikte olduğu kadar etkinlik geliri kayıplarına da neden oluyor.

İki; sosyal mesafe önlemleri için yazı işlerindeki arkadaşlarımızın yüzde 80’i evden çalışmaya başladı. Zorunlu olarak bir grup her gün ofise gelmeye devam ediyor. KOAH, kalp, yüksek tansiyon rahatsızlıkları olan ve diyabetli çalışanlar evde kaldı. Ayrıca yaşlı yakınlarıyla birlikte yaşayanlar da evden çalışıyor. Bütün teknik olanakları kullanmamıza rağmen çalışma verimliliğinde en az yüzde 25 düşüş var. Her gün çalışanlar ise ciddi biçimde yoruldu. Hemen hiç izin yapamıyorlar. Pazar günü gazete yayını olmadığı için, Cumartesi günü toplu izin yapılıyor. Şu anda gazetede çalışanlar açısından tek izin imkânı bu.

Üç; Dünya’nın abone sistemine dayalı gelir modeli bu süreçte zorlanıyor. Birçok işyerinde çalışma düzeni bozuldu. Kimi firmalar kapandı. Birçok firma da faaliyetlerini ‘ağır çekim’ sürdürüyor. Büyük miktarda olmasa da, abone iptalleri ve/veya aboneliği ileri bir tarihe erteleme talepleri söz konusu. Okurların yüzde 85’i abonelerden oluşuyor. İşyerlerinin kapalı olduğu böyle bir ortam geleceğe yönelik endişelerimiz artıyor. Salgının etkilerinin uzun sürmesi halinde en azından basılı gazete bazında ciddi abone kayıpları yaşamamız söz konusu olabilir. Pandeminin yarattığı korkular ve tedbirler de kimi abonelerimizin gazeteye el sürmeme tepkisini beraberinde getirdi. Önlem olarak en başından itibaren bütün abonelerimize tek tek poşetlenmiş gazeteleri ulaştırmamıza rağmen, bu çabamız takdir topladığı kadar, ‘poşette de koronavirüsün yaşayabildiği’ gerçeğine dikkat çeken pek çok uyar da aldık.

Sokağa çıkma yasakları dağıtım zorlukları yaratmanın yanı sıra basılı gazete abonelerimize ulaşmamızı imkânsız kılarken, bayi satışlarını da neredeyse bitme noktasına getirdi.
Öte yandan, abonemiz olan bankalar örneğinde olduğu gibi, şube bazında e-gazete kullanımı, kimi bankaların evden çalışmaya yönelmesiyle bazı teknik sıkıntıları beraberinde getiriyor. Var olan teknik altyapı, e-gazete üzerinden abonelerimizin artan taleplerini karşılamakta yetersiz kalabiliyor. Sistemin talepleri karşılayabilmesi için pahalı yatırımlara ihtiyaç var.

Dört; Mart ortasından itibaren iş dünyasının faaliyetlerindeki azalmaya paralel biçimde gazetenin reklam/ilan gelirlerinde azalma var. “Dünya Online” üzerinden artan reklam gelirleri ise kayıpları karşılamaktan uzak. Reklam gelirlerindeki azalma Nisan ayının kalan günlerinde ve Mayıs ayında artarak devam edecek gibi görünüyor.

3- EVRENSEL: SATIŞ DÜŞTÜ İZLENME ARTTI
Bir yandan ekonomik baskılarla baş etmeye çalışan ama bir süredir de Basın İlan Kurumu’nun doğrudan baskısı altında olan Evrensel ve Birgün gazeteleri de salgından etkilendi.

Evrensel Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, DİSK Basın-İş’in süreçle ilgili sorularını şöyle yanıtladı:
Salgının Türkiye’de de etki göstermesiyle birlikte, gazeteyi çıkaran tüm ekibi evlere çektik ve çeşitli dijital programlar yoluyla haber toplantılarımızı yapıp, sayfalarımızı hazırladığımız bir sürece geçtik. Ancak matbaa çalışanlarının bu dönemde de çalışıyor olması bizi fazlasıyla endişelendiriyor.

Basın İlan Kurumu’nun Evrensel’e uyguladığı ilan durdurma cezasının altı aylık süreci 28 Mart’ta doluyordu ve bu tarihte ya ilan yasağını kalkması ya da ilan hakkımızın iptal edilmesine karar verilecekti. Ancak pandemi döneminde bayiler denetlenemediği için BİK bu süreci mücbir sebep kapsamında sayarak kararını salgın dönemi sonrasına bıraktı.
Bu dönemde insanlar büyük oranda evlerine çekildiği ve azımsanmayacak bir kesim kâğıda dokunmaktan da endişe ettiği için tüm basılı gazeteler gibi Evrensel’in tirajı da bu dönemde düştü. E-gazete abone sayımızda ve internet sitemizin izlenme oranlarında hissedilir bir artış oldu. Bu da insanların bu dönemde iktidarın denetimindeki yayın organlarının sunduğu bilgilere güvensizlik duyarak, alternatif haber kaynaklarına daha fazla ihtiyaç duyduğunun göstergesi sayılabilir belki.

İlk sokağa çıkma yasağı, uygulamadan iki saat önce ilan edildiği için, basmış olduğumuz gazeteler, sonraki gün çöp oldu. Dağıtım şirketi gazetelerden parasını aldığı için zaten pandemi döneminde de kârını korudu.

Bu dönemde, bütçesi halkın vergileri ile oluşan Basın İlan Kurumu’nun gazeteleri desteklemesi gerekir.
İkinci sokağa çıkma yasağının uygulandığı hafta sonu ise basılı gazete olarak çıkmadık ve her iki dönemde de Evrensel gazetesini ücretsiz erişime açtık.
Peki böylesi ağır bir dönemde maliyeti nasıl döndürüyoruz? Borç harç diyebilirim.

4- BİRGÜN: ÇÖZÜMÜ OKUR GÖSTERDİ
Birgün gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Yaşar Aydın ise salgın karşısında gazetenin halini şöyle aktardı:
Kuşkusuz böyle bir salgına ‘hazır olmak’ gibi bir cümle kurulamaz. Biz de günlerimizi diğer tüm yayın organları gibi her gün yenisi eklenen gelişmelere karşı formül üretmeye çalışarak geçiriyoruz. Bir farkla, bizim olanaklarımız, insan ve mali kaynağımız diğer gazetelerle kıyaslanmayacak kadar kısıtlıydı.

Salgının ilk günlerinde ilk önlem olarak gazetede çalışan sayısını azalttık. Yazı işleri 5, internet servisi 2 ve sayfa sekreterleri 2 olmak üzere 9 arkadaşla süreci götürdük. Diğer arkadaşlarımız evlerden çalışmaya devam ediyor. Yaklaşık 40 gündür aynı şekilde devam ediyoruz. Şu ana kadar sağlık sorunu yaşayan arkadaşımız olmadı.
Satış ve dağıtım en önemli sorun olarak çıktı. Okurun evlere çekilmesiyle birlikte ilk hafta itibariyle yüzde 20’lere varan bir satış kaybı yaşadık.

Burada ikinci darbeyi sokağa çıkma yasakları vurdu. Yasak kapsamına giren iller satışlarımızın yüzde 80’nini oluşturuyor. İlk sokağa çıkma yasağı ilan edildiği gün neredeyse hiç gazete satışı yapılamadı. Haber verilmeden getirilen yasak, tüm gazetelerin çöpe gitmesiyle sonlandı. İkinci ve sonrası için daha hazırlıklı olsak da satış rakamlarında çok büyük düşüşler yaşadık. Yasaklı günlerde satışımız tüm tedbirlere rağmen yüzde 60’lara varan bir düşüş gösterdi.

Bu durum bizim gibi gazeteler için uzun süre katlanılabilecek bir şey değil. Çözüm için iki yol vardı. Birincisi BİK’in genelgesine uyarak sokağa çıkma yasağı ilan edilen günlerde basmayacaktık ya da zararı göze alıp basmaya devam edecektik. Bu durumda da ek bir gelir kaynağı yaratmak gerekiyordu. Bunun çözümünü okur gösterdi, dijital abonelik kampanyamıza hızla destek verdi. ‘Askıda gazete’ uygulaması başlattık. Abone olan her okur için dört gazete bastık ve dağıtmaya çalıştık. Bu bir aylık süre içerisinde bine yakın yeni üyemiz oldu. Bu durum bizim basılı yayına devam etmemizi sağladı.

Mayıs ayı süresince aynı yönteme devam edeceğiz. Süreç uzarsa yapabileceğimiz çok şey yok.
Bu süreç içerisinde öne çıkan unsur dijitalleşme oldu. Haber sitelerine ilgi yoğunlaştı. Günlük sayfa görüntülemesi yaklaşık yüzde 50 artarak 1 milyon 250 bine ulaştı. Doğal olarak gelir de arttı. Önümüzdeki süreçte bu alana daha da yoğunlaşmamız gerekecek. 2-3 yıl içinde planladığımız projeleri birkaç aya sığdırmaya çalışacağız. Hepimiz açısından zor bir süreç, hem sağlığımıza dikkat edip hem de çalıştığımız yayın organlarını ayakta tutmaya çalışacağız.

C- İNTERNET SİTELERİ
Salgın sırasında evden çalışmaya en çabuk uyum sağlayanlar ise internet siteleri oldu. Bağımsız haber portalları ya da televizyon ve gazetelerin internet siteleri ile internet üzerinden görüntülü yayın yapan bağımsız medya organları evden çalışmanın en yaygın olduğu alan. Zaten bazı işleri ofislere gitmeden yapma tekniğine sahip internet sitelerinin tamamı evden çalışma sistemine geçti. Sitelerin teknik işlerini yapanlar ise ofise gidip çalışmaya devam etti.

Gazete Duvar’ın Genel Yayın Yönetmeni Ali Topuz, DİSK Basın-İş’in sorularını yanıtladı. Topuz, “Evden çalışmaya ilk geçen sitelerden biriyiz. İlk başlarda bir iki nöbetçi bırakıyorduk. Uzun süredir tamamen evden çalışmaya geçtik” dedi.

D- YAYINEVLERİ
Bu süreçte ağır darbe yiyen sektörlerden biri de yayınevleri ve yayınevi çalışanları oldu. Okura doğrudan satış yapan kitapevlerinin çoğu kapandı. Dağıtım ve depolama gibi alanlarda çalışanlar dönüşümlü olarak işlerine devam ediyor. Yayınevlerinin diğer çalışanları ise tamamen evden çalışma sistemine geçti. Konuştuğumuz yayıncılar, internet üzerinden satışlarda belirgin bir artış yaşandığını ama bu artışın kaybı telafi etmekten çok uzak olduğunu söyledi.
Türkiye Yayıncılar Birliği’nin de üyesi olduğu Uluslararası Yayıncılar Birliği, 23 Nisan Dünya Kitap Günü’nde diğer uluslararası kurumlarla birlikte bir bildiri yayınlayarak salgının sektör üzerindeki etkisini anlattı ve hükümetlerden ekonomik destek istedi. (http://turkyaybir.org.tr/)

E- MATBAALAR
Uzun bir süredir sürekli kriz hali ve döviz kurlarındaki dalgalanma, bütün sektörlerde olduğu gibi matbaacılık sektöründe de girdilerde olağanüstü fiyat yükselmesine, iş çeşitliliğinin ve yoğunluğunun azalmasına yol açmıştı. Zaten işsizlikle boğuşan sektör, koronavirüs salgınından fazlasıyla etkilendi. En çok işçi çıkarılan veya en çok kısa çalışma ve işsizlik ödeneğine başvurulan işletmelerin başında matbaalar geliyor.

İktidarın salgına karşı açıkladığı önlemlerden biri olan kısa çalışma ödeneğinin nasıl ve ne şekilde ödeneceği netleşmemişken, işverenlere sağlanan çalışanları ücretsiz izne çıkarma olanağı, matbaa çalışanlarının üçte birinin işsiz kalmasına yol açtı. Örneğin İstanbul Sefaköy’de 150 işçi çalıştırılan bir matbaadan 50 işçi ücretsiz izne çıkarıldı.
İktidarın “çarkların dönmesi” şiarıyla yürüttüğü politika nedeniyle zorunlu çalışma alanının dışında bulunan birçok matbaada ise üretim sağlıksız koşullarda sürüyor. Salgın öncesinde bile maruz kalınan kimyasallar, yeterli havalandırmanın olmaması gibi nedenlerle birçok sağlık sorunu yaşayan matbaa işçileri, sadece maske verilerek salgından “korunuyor”.

Bu süreçte çalışmaya zorlanan ve aralarında üyelerimizin de bulunduğu matbaa çalışanlarının kayıpları da oldu. En az dört matbaa çalışanı yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirenler arasında bir matbaa sahibi de var.

Çok sayıda matbaa işçisine COVID-19 teşhisi konuldu. Bu rapor hazırlandığında ulaşabildiğimiz matbaa çalışanlarından biri yoğun bakımdaydı.
İktidarın insan hayatını gözetmekten çok ekonomik krizi öteleme telaşı, matbaa işçilerinin ve ailelerinin de salgının ortasında savunmasız bırakılmasına yol açtı.

EVDEN ÇALIŞMA

Bilim insanları, uzmanlar COVID-19 salgınına karşı şu anda alınabilecek en önemli tedbirin evde kalmak, yalıtılmak olduğunu söylüyor. Yapısı gereği evden çalışmaya uygun olan sektörler bu çalışma şekline geçti. DİSK Basın-İş’in örgütlenme alanında bulunan yayıncılık, gazetecilik gibi alanlar da evden çalışmaya uygun. Ancak bu çalışma sistemi de birçok sorunu beraberinde getirdi.

Çalışma hukukuna aykırı biçimde evden çalışan birçok kişi yıllık izinde sayılıyor. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, yıllık izinde sayılan birçok çalışan gerektiğinde ofiste de çalışmak zorunda bırakılabiliyor.

İşverenlerin evden çalışana mesai saati uygulamaması, neredeyse günün hatta gecenin her saatinde iş istenmesi temel sorunlardan biri. Dijital ortamlarda toplantı yapmanın daha çok zaman alması bir başka sorun. Bazı medya kuruluşlarında evde çalışanlara daha düşük ücret önerildi.

Bir internet sitesi salgın sonrası da evden çalışma sisteminin devam edeceğini duyurdu. Esas endişe verici olan, salgın sonrasında da işverenlerin bu çalışma yöntemini benimseme eğilimi. Bu, tüm dünyada da salgın sonrası için yürütülen bir tartışma konusu. İşverenler, ofis giderleri ve yol-yemek parası gibi maliyetlerden kurtulmak için evden çalışmayı sürdürme eğiliminde olabilir. Bu durum çalışanların hak kayıplarına dönüşecek gibi görünüyor. Özellikle meslek örgütlerinin bu eğilime karşı yeni mücadele biçimleri geliştirmesi gerekiyor. Her türlü emek sömürüsüne karşı olan DİSK Basın-İş bu mücadelenin de en önünde olacaktır.

EK
BASIN YAYIN SEKTÖRÜ ÇALIŞANLARINA YÖNELİK KORONAVİRÜS ÖNLEMLERİ ANKETİ SONUÇLARI

DİSK Basın-İş, yukarıda özetlenen koronavirüs günlerinde gazetecilik ve matbaa işçiliğine yönelik bir anket düzenledi. Online düzenlenen ankete 116 gazeteci ve matbaa işçisi katıldı. Anket soruları, çalışanların koronavirüs günlerinde iş ortamlarında alınan önlemlere güvenip güvenmediği, kendilerini meslekleri nedeniyle ekstra bir risk altında görüp görmediklerini ölçmeye yönelikti.

Hem gazetecilik hem matbaa işçiliği doğası gereği koronavirüs konusunda sıkıntılı. Haber merkezlerinde sosyal mesafeyi gözetmek neredeyse imkansız. Çünkü televizyon ve gazetelere zaten zorunlu olarak işe gitmesi gerekenler gidiyor. İşe gidenler de mecburen kapalı ortamlarda işin doğası gereği kolektif bir haber üretim sürecini gerçekleştiriyor. Muhabirler ise hem habere giderken kullandıkları araçlarda hem de haber konusu olan mekanlarda risk altında. Gün içinde pek çok haber takip eden muhabirler çok sayıda insanla görüşüyor, bu görüşmelerde fiziki mesafe korunmaya çalışılsa da her durumda bu sağlanamayabiliyor.

Matbaa işçileri ise yine dar ve kapalı mekanlarda işlerini sürdürmek zorunda. Bu durumda bir işçiye bulaşan virüsün tüm işyerine yayılması mümkün. Aşağıda, 7 kısa sorudan oluşan anketin grafikli değerlendirmesi bulunuyor.

1. Çalıştığınız alan

Ankete katılanların arasında en büyük grubu İnternet medyasında çalışanlar oluşturuyor. İkinci sırada televizyon kanalında çalışanlar, üçüncü sırada ise basılı bir yayında görev alanlar bulunuyor. Ankete katılanların yüzde 6’sı ise güvencesiz ve freelance olarak çalışıyor.
% 31.9 : İnternet medyası:
% 26.7 : TV
% 23.3 : Basılı yayın
% 7.8 : Matbaa
% 6 : Freelance
% 2.6 : Diğer
% 1.7 : İşsiz

2. İş yerine gidiyor musunuz?

3. Salgın dönemi çalışma şartlarınız (Birden çok seçenek işaretleyebilirsiniz)
Ankete katılanların % 6’si salgın sürecinde işsiz kalmış. Her iki kişiden biri (% 50.9) salgın sürecinde tamamen evden çalışmaya geçmiş. İkinci sırada ise her gün işe gidenler var (% 18.1), örnekleme göre basın yayın ve matbaa alanında, beş kişiden birinin her gün işe gittiği ortaya çıkıyor. % 16.6 ile üçüncü sırayı haftanın birkaç günü işe gidenler oluşturuyor. Her gün sokaktan çalışanların oranı % 6.9, haftanın birkaç günü sokakta, geri kalan zamanda ise evde çalışanların oranı % 1.7.

Ankete katılanların %12’sinin salgın sürecinde maaşı geç ödeniyor, %8.6’sı maaşını eksik alıyor, %6.9’u Kısa Çalışma Ödeneği alıyor, %3.4’üne ise hiç maaş ödemesi yapılmamış.
Çalışma şartlarına baktığımızda katılanların %31’i iş yükünün arttığını, %19’u çalışma süresinin uzadığını, %8.6’sı ise mobbing’e maruz kaldığını beyan ediyor.

Ankete katılanların yüzde %50’si pandemi ve alınan önlemler nedeniyle psikolojik olarak etkilendiğini beyan ederken sürece bağlı sağlık sorunları yaşadığını söyleyenlerin oranı % 7.8.
Salgın sürecinde iş yükünün azaldığını söyleyenlerin oranı %9.5 iken, çalışma şartlarında hiçbir değişiklik olmadığını söyleyenlerin oranı ise %29.3.

4. İşyerinizde koronovirüs pozitif vakası yaşandı mı?

Ankete katılanlar arasında 8 kişi (%9.6) iş yerinde korona pozitif vakası yaşandığını beyan ederken, iş yerinde tedbiren karantina uygulandığını belirtenlerin oranı %22.4.

5. İşverenin sizi korumak için yeterince önlem aldığını düşünüyor musunuz?

Ankete katılanların %10’u işverenlerin virüsten korunmak için yeterli önlemleri almadığını ifade ederken %32.8’i ise işverenin aldığı önlemlerin yetersiz olduğunu düşünüyor. Yüzde 56,9’u ise alınan önlemleri yeterli buluyor.

6. Herhangi bir sendikaya üye misiniz?

Anketimize katılanlar arasında bir sendikaya üye olanlar %62.1 ile birinci sırada yer alırken, herhangi bir sendikaya üye olmayanların oranı %37.9.

7. Üyesi olduğunuz bir meslek cemiyeti/ ağı/derneği ya da sendika varsa bu süreçte destek aldınız mı?

Korona virüsü salgınına bağlı olarak üye oldukları sendika, cemiyet, dernek veya meslek kuruluşundan destek alanların oranı %14.7 ile sınırlı görünüyor.

DİSK Basın-İş'ten tweetler

DİSK Basın-İş Haksız bir şekilde işten çıkardığınız Eren Güven 2 aydır hiç bir ücret almadan yaşamaya çalışıyor. @ArtiTV_ nin, ç… https://t.co/NpMGJN4UQ6
About 18 hours ago
DİSK Basın-İş RT @Disk_Basin_is: COVID-19 basın emekçilerinin kaderi olamaz, önlem almak patronların görevidir https://t.co/x2PkaCF3uT https://t.co/lZqr…
Perşembe, 22 October 2020 15:07
DİSK Basın-İş RT @diskinsesi: 📺 Torba yasayla genç ve ileri yaştaki işçilerin kıdem ve ihbar tazminatı hakkı, gençlerin emeklilik hakkı gasp edilmek iste…
Perşembe, 22 October 2020 15:07